Yazı Hakkında

Başlık:Önce Demokrat, Sonra Solcu!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:17 Temmuz 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Önce Demokrat, Sonra Solcu!

Geçen pazar Fatih’te, Beykoz’da, Yalova’da ne oldu?

RP’den endişe duyan kitleler, oylarını en güçlü gördükleri “karşı” adayda birleştirdiler RP’nin oyları biraz arttı. Solun oyları “müthiş” düştü.

ANAP’tan “en büyük” havalarına girmesinin hiçbir anlamı yok… Yarın bir genel seçim olsa “ödünç” oyların çoğunun gerisin geriye gideceği kesin.

RP’nin oyları arttı… Çünkü ekonomik bunalımın acısı giderek daha çok yaşanıyor. Yoksullaşma süreci hızlandıkça, düzenden umudunu kesenler de “doğal” olarak artı-
yor.

RP’nin oyları arttı.. Çünkü RP hala “düzen karşıtı” tek güç olma özelliğini koruyor. Üstelik de güçlendikçe “inandırıcılığı” artıyor.

Ne RP karşısındaki en güçlü adaya oy verenlerin hepsi sağcı ne de RP’ye oy verenlerin hepsi “şeriatçı”!..

★★★

Niçin üç sol partinin toplam oyları 43 bin kadar düştü?

Niçin, sadece Fatih’te 37 bin seçmen sandık başına gitmedi? (Tatile gittikleri için mı?)

Sol seçmen ya sandık başına gitmedi ya da oyunu “ılımlı” sağa verdi

Kimisi bunu “Oyum boşa gitmesin” diye yaptı. Kimisi de üç sol partiye duyduğu tepkiden…

Demokratik sağın akıllı kalemlerinden Sayın Taha Akyol şöyle yazıyor:

Kurulan ‘faks zincirleri’, oluşturulan “platform”lar, ‘Şeriat geliyor’ feryatları ve ‘Laik-antilaik kavgası vardır’ sloganları ne işe yaradı? Bir işe yaramamış! İşte sol geriledi, RP ilerledi.

Doğru gözlem, yanlış teşhis!

RP, Fatih kalesini nasıl yitirdi? Aymazlık içindeki sol partiler, niçin darbe yediler?

Demokrasinin olmadığı yerde, ‘gerçek’ anlamda sol da olamaz!.. Bilinçli seçmenin “önce demokrasi” demesinden daha doğal bir şey var mı?

Biz bunu iki yıl öncesinden söylerken, yazarken, falcılık falan yapmıyorduk ki…

★★★

Bu köşede zaman zaman altı çizilen gerçeklerden biri de şu: Partilerin varlık nedeni kitlelerdir, yoksa kitlelerin varlık nedeni partiler değildir!

Sol bitmedi!

Solun toplumsal tabanı bitmedi ki sol bitsin!

Ama o taban “sürü” değil “yurttaş” olduğunu gösterdi…
Başka ne bekliyordunuz ki?

Geçen pazar günü sonucu iki şey belirledi: Ekonomik bunalımın ağırlığı ve demokrasiye bağlı kitlelerin duyarlılığı!

İnsanlar niçin oy verirler? Bir şeyleri korumak ya da bir şeyleri değiştirmek için.. İnsanlar niçin sandık başına gitmezler? Sorunları ya da umutları olmadığı için…

★★★

Soldaki üç partinin, birbirinden farklı, ama aynı kapıya çıkan aymazlıklarının altını çizmenin artık hiçbir anlamı yok. Üç yanlışın da yanlışlıklarını koruyarak yaşamlarını sürdüremeyecekleri belli oldu

Şimdi gerçekçi olmak zamanıdır.

Sol, üç seçenek ile karşı karşıyadır:

1) DSP ve CHP’nin, Atatürk‘ün kurduğu partinin çatısı ve bayrağı altında, Ecevit‘in önderliğinde birleşmeleri… Bu birleşmeye, SHP içindeki Kemalist sol’un da katılması.

2) Ecevit’in “tek kişilik parti” sevdasından vazgeçmemesi durumunda; aynı birliğin, Ecevıt siz ve DSP’siz gerçekleşmesi. Yani SHP’deki “Kemalist sol” ile CHP’nin, Atatürk’ün kurduğu partiye yeniden canlılık kazandırmak için bir araya gelmeleri…

3) İki olasılığın da gerçekleşmeyip kısır “vıdı vıdı”ların sürmesi halinde; üç yanlışın kendi kaderine terk edilmesi… Ve üçünden ayrılacak sağlıklı öğelerle şimdiye kadar etkin siyasetin dışında kalmış sağlıklı öğelerin bir araya gelmesi…

Her üç durumda da sağlam bir üye tabanı oluşması, sendikalar başta olmak üzere kitle örgütlerinin harekete kazandırılması  ve akılların ve güçlerin çatıştığı değil, akılların ve güçlerin uzlaştığı bir yapının kurulması için çaba gösterilmesi…

Evet, 12 Eylül öncesi CHP’nin son tüzüğünde açıkça yer alan ‘demokratik sol’cu, önce demokrattır, sonra sol.

Onun oyunu almak isteyenin de önce demokrasiyi koruyabilecek gücü elde etmesi gerekir.. Sonra da “yeniden” sol olması!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: