Yazı Hakkında

Başlık:Önce Solculuğu Öğrenin!…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Şubat 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Önce Solculuğu Öğrenin!..

Adam TV camına kurulmuş, soruyor:

– Şimdi bana tek sözcükle yanıt verin: Solcu musunuz,
sağcı mısınız?

Kime soruyor bunu? Türkiye’de solu seçimle iktidara ta-
şıyabilmiş tek isme. Üstelik de ideolojik doğrultusunu 40
yıldır koruyabilmiş bir isme… Sosyalist Enternasyonal’de
en çok tanınan ve sayılan yurttaşımıza…Bülent Ecevit’e.

Adam Abdi İpekçi’nin gazetesinde bir köşeyi az önce
ele geçirmiş. İpekçi’nin kemiklerini sızlatmakla meşgul:

– “Ulusal sol”un solla ilgisi yoktur, “gerici”dir.

Kim için söylüyor bunu? İsmi solculukla bütünleşmiş;
ideolojisi uğruna hapislere girip çıkmış, ama ödün verme-
miş, tutarlılığını yitirmemiş, uluslararası düzeyde saygın-
lığı olan Mümtaz Soysal için.

★★★

Kanal D’nin Sayın Ecevit’in katıldığı “Soru Yağmu-
ru “programını izlerken, bir gerçek beni bir kez daha rahat-
sız etti.

Seyirci olmak, oyuncu olmaktan çok daha zordur!

Seyirci, uzaktan hataları daha iyi görebilir. Ama sonucu
değiştiremez. Hele TV başında, bağırsa da sesini duyura-
maz…

İki-üç adam, kendilerini “cin” ve “bilgin”, âlemi kör sa-
nıyordu. Körlerin gözünü açmak istiyordu.

Gözler açılmalıydı ki, Ecevit ve Soysal gibilerin “sağcı”;
solcu partilerden Özal hayranlığına, oradan da Boyner-
destekçiliğine soyunanların.. SHP’yı barajı geçemeyecek
duruma getirenlerin.. Atatürk’e ve Kemalizme küfreden-
lerin “solcu” oldukları(!) anlaşılsın…

★★★

Doğuda feodal yapının yıkılmasını savunan; bu amaçla
“toprak reformu”nun bayraktarlığını yapan; soruna “sınıf-
sal” bir temelden yaklaşan; çözümü “eşit yurttaş ve insan
hakları”çerçevesinde arayan, “sağcı” oluyor.. Feodal güç-
lerle kol kola, etnik ayrımı “sınıfsal ayrım”ın önüne geçiren
ise “solcu”(!).

“Küreselleşme” adı arkasındaki yeni-emperyalizme kar-
şı iseniz; dünyadaki egemen güçler kendi aralannda bü-
tünleşirken, Türkiye benzeri ülkelere uyguladıktan “Böl ve
yönet” yönteminin çarpıklığını sergiliyorsanız; “ulusal dev-
let”in yeni-emperyalizme direnebilmenin en iyi yolu oldu-
ğuna inanıyorsanız, “sağcı”sınız.. Küreselleşme adı altın-
da ekonominizin ve toplumunuzun paylaşılmasını içinize
sindiriyorsanız. “solcu“sunuz(!)

Gelişmiş ülkelerin koşullarına ve çıkarlarına göre üretil-
miş düşünceleri, kurulmuş plak gibi tekrarlamak “ileri-
ci”liktir ve bol paralarla büyük basında köşe başlarını tut-
mak için “yeter”li nedendir.. Ama kendi ülkenizin koşul-
larını ve çıkarlarını öne alarak düşünce ve çözüm üretmek
“gerici”liktir(!).

Eğer siz özelleştirme ile ilgili bazı sakıncalara dikkati çe-
kiyorsanız ilericilik, “koşulsuz özelleştirme”den yana ol-
maktır… Ama siz Ziraat Bankası ile Halk Bankası’nın, si-
yasal iktidarların elinden alınıp demokratik kooperatif bir-
liklerine devrini savunuyorsanız; hemen sizi sergilemek
gerekir:

– Özelleştirmeyi savunduğuna göre “gizli sağcı”sın!
Kooperatifleri İskandinav ülkelerinde savunmak “solcu-
luk” sayılır; Türkiye’de savunmak ise sağcılık(!).

★★★

Bunun adı “mantık” mıdır, yoksa yüzsüzce bir “aldatma-
ca” mı?

Bağımsızlığı değil bağımlılığı, ulusal çıkarları değil “yeni
dünya düzeni”ni mi savunmaktır solculuk?

Dünyanın en saygın sol eğilimli gazetelerinden Le Mon-
de bile, başyazısında “Kemalizm, bir etnik grubun diğer
etnik gruplar üzerindeki bir baskı aracı değildir; laik ve
cumhuriyetçi bir bütünleşme idealidir” derken; Kemaliz-
mi bir “baskı ve vahşet” yönetimi olarak nitelendirmek mi-
dir solculuk?

Sol ideoloji, toplumda ayrıcalıkları olmayanların, ezilen
kesimlerin gereksinmelerini karşılar. Herkesten daha faz-
la, özellikle o kesimler için “din” de bir gereksinmedir.
“ulus” da…

Bu dünyadan -yani bu “düzen”den- umudunuz kesildik-
çe, “öte dünya” umudunun önemi artar. Birey olarak ezil-
dikçe, ulusal dayanışmaya, bir ulus içinde kendinizi güç-
lü hissetmeye ve ezikliğinizi o yoldan gidermeye gereksin-
meniz çoğalır.

Köylü, bu toplumda ayrıcalıklı mıdır? Batılı ülkelerde var
olmayan gecekondu insanı, Türk solunun tabanından dış-
lanması gereken bir kesim midir?

“Din” sevenleri RP’ye, “ulus” sevenleri MHP’ye terk et-
mek midir solculuk?

Yoksa bol paralı TV ekranlarında ve gazete köşelerinde
“kendi kendini tatmin” edip, iç ve dış bazı güçlerce sırtı sı-
vazlanmak mıdır? Desteklediği düşüncelerin sözcüleri ve
partileri “rezil” oldukça, “vah vah” diye iç çekmek midir?

“Sağcı”ları solun en onurlu ve tutarlı kesiminde arayan-
lar, yanlış yere bakıyorlar.

Sağcı arıyorlarsa “ayna”ya baksınlar!

Ve yanlışlığın “cehalet”ten mi. “gaflet”ten mi, yoksa
“ihanet”ten mi kaynaklandığına kendileri karar versinler!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: