Yazı Hakkında

Başlık:Önderlerimiz
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:31 Aralık 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Önderlerimiz

1998’in Türkiye için nasıl olacağı, büyük ölçüde siyasal önderlerimize bağlı.

Bazılarının siyasal yaşamdan silinmelerine., bazılarının ise, kendilerine yönelik beklentilere uygun davranmalarına…

Demokrasiyi içlerine sindiremeyenler, dini siyasete açıktan alet edenler.. yalancılığı kişiliklerinin
parçası yapmış olanlar., kaynağını açıklayamadıkları inanılmaz servetlerin sahipleri.. yolsuzluk
batağında yüzenler., başbakanken bile yabancıların görüşmekten kaçınacakları kadar saygınlıklarını yitirmiş olanlar…

Onlar Önderliklerini yitirmezlerse, biz yitirdiklerimizi telafi edemeyeceğiz.

Demokrasimiz kendisini onlardan temizleyemezse, onlar demokrasimizi erdemlerinden birer
birer yoksun bırakmayı sürdürecekler.

SBF birinci sınıfta iktisadın temel kurallarından
birisini öğrenmiştik:

– Kötü para iyi parayı piyasadan kovar.

Kötü siyasetçi de iyi siyasetçiyi sahneden kovuyor!

Yasalar işlemezse, suçlular cezalarını bulmazsa, meydan giderek erdemsizlere kalır… Bir erdem
yönetimi olan demokrasi de giderek erdemsizleşir.

Ve de demokrasi, demokrasi olmaktan çıkar.

★★★

Binleri gitmeli… Ama kalanlar da külahlarını önlerine koyup düşünmeli.

Erbakan’dan Çiller’den sonra başbakan olma
şansına sahip olan bir Mesut Yılmaz., karasabandan traktöre geçmenin yarattığı olumlu ortamı, nasıl hovardaca tükettiğini araştırmalı!

ANAP’lı bakanlan seçerken yapılan hatalar…

Ekonomide çok başlılık… Günü gününü tutmayan, rüzgâra göre yön değiştiren açıklamalar…

Dış siyasette hükümet ortaklarına danışmadan
takınılan ve sonra yüz geri edilen tutumlar… Eli
boş dönülen, öncesi iyi hazırlanmamış bir ABD
gezisi.

Bireycilik. Kararsızlık. Hesapsızlık.

Ama inandırıcılığın yeniden kazanılması açısından henüz bütün köprüler yakılmış değil.

Eğer yapılmış yanlışlara doğru tanı konursa.,
açık bir özeleştiri yapılırsa., somut hedefler gerçekçi bir biçimde saptanırsa.. 1998 kazanılabilir.

İyi önder yanlış yapmayan kişi değildir. Yanlışını anladığını gösteren ve onu düzeltebileceği inancını veren kişidir.

★★★

Hacı-Bacı İkilisinin tükendiği bir dönemde, muhalefet önderliğini eline geçirmiş olan bir Deniz
Baykal bu fırsatı niçin iyi değerlendiremediğini,
niçin bir türlü “güvenilir önder” kimliği kazanamadığını araştırmalı?

Ne hükümete girip uzun Ömürlü, güçlü bir iktidarın oluşmasına omuz vermiş, ülkeyi esenliğe
çıkaracak temel kararların alınıp uygulanmasının
takipçisi olma sorumluluğunu üstlenmiş…

Ne de dışarda kalıp, “Sorumluluğa katılmıyorum
ama, önünüzde yeterince zamanınızın olmasının
güvencesiyim” diyebilmiş.

Hükümetin sorumluluğu üstünde değil.

Ama erken seçimi her an gündemde tutmanın
sorumluluğu üstünde!

Bu hükümetin -CHP’nin! doğrudan katılımı dışında- bir seçeneği yok. Bir erken seçimin ülke
ekonomisini ne hale getireceğini de bilmeyen
yok… Ve Sayın Baykal ne elini taşın altına sokuyor, ne de taşın altına girenlere yeterli zamanı ve
psikolojik ortamı sağlamak istiyor.

Bu ortamda da -ister İstemez- geçmiş anımsanıyor.. Hani Çiller’i kurtaran ve “erken seçim” isterisi sayesinde RP’ye iktidar yolunu açan tutumlar anımsanıyor!

Ecevit’in geçmişte ANAYOL hükümetine -kendisi gibi- dışardan destek verirken takındığı tutumu anımsamak. ve inandırıcılığın, “güvenilir önder” olmanın koşullanın içine sindirmek için acaba çok mu geç?!

★★★

Bir de Ecevit var.

İsmail Cem’i, Zekeriya Temizel’i, Namı Çağan’ı, Şükrü Sina Gürel i, Hikmet Sami Türk’ü, İstemihan Talay’ı ve Hikmet Uluğbay’ı ile., devlet adamı ciddiyeti ve ne yaptığını bilen tutumu ile…

Saygınlığını arttıran bir Ecevit.

Ama kimsenin savunamayacağı bir parti yapısı ile, kolaylıkla harcadığı sayısız değerli isimle.. eşinden başka kimseye güvenmemesiyle.. herzamankinden daha anlamlı hale geldiği halde,”solda güç birliği” yolunu tıkamakta direnmesiyle…

Büyümeyi önleyen ve umutlan kıran bir Ecevit.

Yılmaz ve Baykal genç. O değil.

Ama “genç” olanın önünde zamanının bulunmasına karşılık, “olgun” olanın da dağarcığında bilgeliğin bulunduğuna inanmak istemek., bu ülkenin insanları için acaba aşırı bir iyimserlik midir?!

Tüm okurlarımın yeni yılını en iyi dileklerimle
kutluyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: