Yazı Hakkında

Başlık:Onlar Şimdi Her Yerde…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Şubat 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Onlar Şimdi Her Yerde…

Frankfurt’taki Intercontinental Oteli’nin büyük salonu doluydu.

Önce yerleştirilmiş otan koltuklarda yer kalmadı… Yanlara, önlere, arkalara sandalyeler yerleştirildi. Oralar da yetmeyince kapılar açılmak zorunda kalındı. Kalabalık dışarıya taştı.

Ve o kalabalık tam beş saat yerinden kıpırdamadı.

Dinledi, sorular sordu, görüşünü aktardı… Coşkusunu belli etti.

Anılan Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy’du…
Onları anmanın en iyi yolu ise Kemalizmdi. Dünün
verdiği bilinçle, Türkiye’nin bugününe ve yarınına eğilmekti…

★★★

Prof. Muammer Aksoy önce çok sevdiğim bir hocamdı. Sonra SBF Fakülte Kurulu’nda yan yana oturduk. Ve derken, Atatürk’ün partisinin saflarında TBMM çatısı altında birlikte savaşım vardık.

Alçakça vuruldu . Ama öncüsü olduğu ADD’lerin bugün ulaştığı gücü, herhalde düşünde görse inanmazdı. 10 Kasım’da Anıtkabir de yüz binleri
toplayabilen bu gücün verdiği umut; artık Almanya’daki, İsviçre’deki, Avusturya’daki, Hollanda’daki Türkleri de harekete geçirmiş durumda.

Her geçen gün bir yeni ADD şubesi kapılarını açıyor.

Ve Karadeniz Ereğlisi’ndeki bir çift yaşlı göz, aklımdan bir türlü çıkmıyor.

Sormuştum “Niçin gözleriniz yaşardı?” diye..
Aksoy hocamla birlikte ADD’nin kurucuları arasında olan emekli yargı adamı, belli belirsiz gülümsemişti yanıtlarken:

– ADD’yi ilk kurduğumuzda, sabahtan akşama
gözümüz kapıda beklerdik. Birisi gelince çocuklar
gibi sevinirdik… Hele o gelen bir genç olursa etrafını alır, ne yapacağımızı bilemezdik… Şimdi şu salonu tıka basa dolduran gençlerin bu coşkusunu
görünce sevinç gözyaşları dökmemem olanaklı mı?

Aksoy’u öldürerek, inandığı düşünceleri de öldürebileceklerini, o düşünceleri paylaşanları sindirebileceklerini sandılar… Tersi oldu. Attığı temel üzerinde bir kale yükseldi.

★ ★★

Uğur Mumcu araştırmacıydı, yürekliydi, savaşçıydı… İnançlı bir Kemalistti.

Elden ele dolaşarak birkaç yüz bin kişinin okuduğu bir gazetenin, Atatürk’ün adını verdiği Cumhuriyetin yazarıydı. Ama öldüğü zaman, arkasında milyonlarca kişi yürüdü.

Kimisi ayaklarıyla, kimileri de kafalarıyla…

Mumcu, titreşimleri. Avustralya’ya Amerika’ya kadar uzanan bir simge oldu… O’nun ölüm yıldönümleri; Türklerin yaşadığı her ülkede, her yerleşim
biriminde kutlanan bir “doğum günü “ne dönüştü giderek…

Aydınlığa sahip çıkma kararlılığının “yeniden”
doğduğu güne!

Mumcu’dan önce. Mumcu’dan sonra..

İnsanların -artık “Atatürk’ün devleti” olmaktan çıkan- bir devletten umutlarını kestikleri gündür o gün… “Karanlıklara geri dönmemek için ben ne yapabilirim” sorusunu sordukları gündür…

Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır!

Sidney’den Vaşington’a kadar.. Türklerin olduğu her yerde…

Her 24 Ocak yaklaşırken, dünyanın dört bir köşesinden telefonlar başlar yağmaya… Cumhuriyet yazarları, Kemalist bilimadamları, düşünürler paylaşılamaz olurlar.

Mumcular, Aksoy’lar anılır…Aydınlığa olan inanç
ve karanlığa karşı savaş kararlılığı büyür. Gençlerin kafalarında, geçmişten geleceğe uzanan bir ışık ağacının tohumları atılır.

Bu yıl önce Frankfurt’ta, ertesi günü de Karlsruhe’deydim… Güçlü Hessen ADD’nin başında Mahmut Telli bilinçle ve özveriyle çalışıyordu. BadenWüttensbeıg ADD’nin Başkanı Tan Batur, derneği büyük bir lokale kavuşturmanın mutluluğu içindeydi.

Ama onlar da -bizler gibi- sadece birer nöbet eriydiler. Aydınlanma bayrağını biraz daha yücelere tırmandırdıktan sonra başkalarına devredecek
olan birer er.

Tıpkı Mumcular, Aksoy’lar gibi…

“Silahsız Kuvvetler”in, sayıları her geçen gün çığ gibi artan nice adsız kahramanları gibi…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: