Yazı Hakkında

Başlık:Onlardan Bize…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Ekim 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Onlardan Bize…

Paris, Brüksel ve Yaşar Kemal…

Bir hafta içinde nereden nereye!

Ben orada iken Paris’te yüzbinlerce emekçi saatler boyu yürüdü… Hakları için.

Fransız hükümeti, iki yüz bilmem kaç bin nüfuslu Korsika adasında silahlı bir avuç bölücü ile başa çıkamamanın sıkıntılarını yaşıyordu.

Ve toplam nüfusu İstanbul’a ulaşamayan Belçika’nın başkentinde 300 bini aşkın insan toplandı.
Trenlerle, arabalarla, otobüslerle ülkenin dört bir yanından gelerek…

Çocukları cinselliğe alet edip öldüren bir çete üzerindeki perdenin kalkması için. Polisin, yargının hatalarını haykırmak için. Olayın ucunun bir yerlere kadar uzaması nedeniyle, örtbas ediliyor izleniminin doğurduğu demokratik öfkenin yansıması için…

Paris’te “işçisiz sol, solsuz demokrasi”nin niçin olamayacağı görülüyordu. Ayrılıkçı teröre karşı “demokratik siyasal çözüm”ün sınırları sırıtıyordu.

Brüksel’de ise kitleler konuştu. İktidar boyun eğdi. Demokrasiyi erdemli kılanın hükümetler değil, kitleler olduğu sergilendi.

Ve Türkiye’ye döndüm; Karşımda “Yaşar Kemal olayı”…

★★★

Yaşar Kemal’in Der Spiegel’deki bazı düşüncelerini eleştirdiğim yazımın hemen ardındaydı. Konuşmacı olduğum bir toplantıda sordular:

– Yaşar Kemal’in Türkiye’yi bölmek istediğine inanıyor musunuz?

Duraksamadım:

– Kesinlikle hayır!

Ünlü yazar, o ünlü yazısında kendi çizgisiyle de ters düşmüştü. Çok alkışladığı Anadolu aydınlanmasını unutmuştu. Destanını yazmak isteyecek kadar Mustafa Kemal hayranı olduğunu unutmuştu.

“Benim halkım Atatürk’ü ile övünmelidir” dediğini de…

Çelişkiliydi. Hatalıydı.

Ama Yaşar Kemal bölünmeden yana değildi. Şiddetten yana değildi.

Belli ki, bir ortamın, bir ruhsal baskının ürünü idi o patlama.

★★★

Yaşar Kemal bugün cezaevinde değil.

Ama beş yıl içinde benzer bir suç işlerse orada olacak!

Peki Yaşar Kemal kadar duygusal bir insan, ya bir kahramanlık yapmak isterse? Benzer bir yazıyı yarın bir yerde yayımlatırsa?

Hapse tıkılması, “Nobel’e aday ilk Türk yazarı” sanına sahip bir Yaşar Kemal’i mi küçültür, yoksa Türkiye’yi mi?

Taha Akyol’un şu satırlarına, her serinkanlı insanın katılacağını sanıyorum:

“Kendisini serbest hissedeceği bir ortamda Yaşar Kemal’in psikolojisinin değişeceğinden, PKK’ye karşı çıkacağından eminim. İsveç’te kendisine ‘Kürt yazarı’ denildiğinde, ‘Ben Kürt kökenli
Türk yazarıyım’ diye tepki gösteren Yaşar Kemal’in psikolojisini iyi anlamalıyız. Bu psikolojiye sahip milyonlarca Kürt kökenli vatandaşımız vardır.”

★★★

Yaşar Kemal bölünmeden yana olabilir mi?

Bölünme, “Türklerin en Kürt’ü, Kürtlerin en Türk’ü” olan Yaşar Kemal’in de bölünmesi olur…
Türk dilinin en büyük yazarlarından biri, hiç kendi insanını bölmek isteyebilir mi!

Peki nedir suçu Yaşar Kemal’in?

Doğruların yanında bazı çok yanlış şeyler de söylemiş olmak!

Unutmayalım! Eğer Atatürk’e ve Cumhuriyete yönelik ağır eleştiriler yapmış olmak hapse atılmayı gerektiriyor ise tutukevi arabasını öncelikle Başbakanlığın kapısına dayamak gerekir…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: