Yazı Hakkında

Başlık:Oyuna Dikkat
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:11 Mayıs 1995, Perşembe

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Oyuna Dikkat

Marmaris’teki adamın, astığı astık kestiği kestik günlerindeydi.

Yeni anayasa hazırlanıyordu. O da güney sahillerinde dinlenmedeydi. Ve de -her ağzından çıkanı “keramet” diye yazan- gazetecilere elindeki kitabı göstermekteydi… Büyük bir gururla;

Eflatun‘un “Devlet”ini.

70’ine merdiven dayarken de olsa “Devlet”i okumak iyiydi de… Okuduğu şeyi demokrasi sanması kötüydü.

2000 yıllık seçkinci, demokrasi karşıtı Eflatun’u demokrat niyetine okuyunca da ülkeye olanlar oldu. Hâlâ temizleyemiyoruz.

Atalarımız ne güzel söylemiş: “Bir deli kuyuya bir taş atar da…” diye.

★★★

12 Eylül Anayasası’nın, iki bacaklı bir toplumu tek paçalı bir pantolona sokmak istediği daha ilk günden belliydi. Koşabilecek olan bir toplum, koltuk değneğine mahkûm edilmiş durumda.

“1. Cumhuriyet”i Marmaris’teki adam ve arkasındaki iç ve dış güçler yıktılar. Doğan boşluğu “2.Cumhuriyet” ile doldurmak görevi ise, rahmetli
Özal‘a verilmişti.

Bol para ve “medya “da şakıma olanakları bol olunca, arpaya üşüşenler de çok oldu. Anayasadaki ilkellik, cumhuriyeti numaralama sevdasına gerekçe edildi.

Oyun, “sokaktaki adam”ın -ve de Marmaris’teki “saf”ın- göremeyeceği kadar ustacaydı.

★★★

12 Eylül’den bu yana yaşadığımız 15 yıl, “sol”suz bir demokrasinin olamayacağını kanıtladı.

Demokrasi “katılım” ve “özgürlük” demektir.

Gençlik siyasetin dışında. İşçi siyasetin dışında. Kamu görevlisi, bilim adamı siyasetin dışında.

Kol emeği de kafa emeği de siyasetin dışında.

Ama “para” ve “din’ siyasetin içinde!..

Şeriatçıya, her türlü propaganda serbest. Ama bilim adamına, yazara, her düşüncesini söylemek yasak!..

Bülbüller susturuldu; en güzel ses seçimi, kargalar arasında yapılıyor.

Ve de ülkenin burnu da pisliklerden kurtulamıyor.

★★★

Türk sağı için artık deniz bitti. İki yoldan birini seçme zorunluğu başladı.

Avrupa Gümrük Birliği’ne girmek istiyor; ama demokratikleşmeyi istemiyor.

Yalnız kendinin cirit attığı oyundan memnun; ama giderek çirkinleşen bu oyunun demokrasi olduğuna artık kimseyi inandıramıyor.

DYP ve ANAP’lılar iki şeyi söyleyemiyorlar “Şeriata hayır!“… “Demokrasiye evet!”

Niçin?

Tabanları öyle istediği için mi? Yoksa, tabanlarındaki küçük bir “örgütlü” azınlık, örgütte ve TBMM’de orantısız bir güce sahip olduğu için mi?

Bu dengeleri ANAP’ta Özal, DYP’de Demirel bozdu. Tarikatçılar ve Türk-İslam Sentezcilen’nin bu iki partideki bolluğu, biri rahmetli otan bu iki önderin “bazı” hesaplarının sonucudur.

Demokrasinin önüne dikilen her engelin arkasında bir “tutucu koalisyon” bulunuyor… DYP ve ANAP’ın “desteklileri” ile RP’nin oluşturduğu bir
“kutsal ittifak”tır bu.

Ama DYP ve ANAP’taki çağdaşlaşma yanlıları, gerektiğinde DSP ve CHP ile bir “demokratik ittifak” kuramazlar! Çünkü onlara destek verecek olan “sol” güçlerin ayaklarında pranga var.

Prangalar kalksa, görünüm de değişecek, parlamentonun yapısı da.

Zaten prangaları kaldırmaktan korkmaları da ondan!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: