Yazı Hakkında

Başlık:Özalcılığa Tamam mı, Devam mı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:10 Mart 1999, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Özalcılığa Tamam mı, Devam mı?

Menderes’ten Özal’a, 22 yıl içinde Türk Lirası
dolara karşı sadece 5 kat değer yitirmişti. Özal’ın
ekonomiye damgasını vurduğu Ocak 1980’den
Ocak 1999’a 19 yıl geçti.

Ve Özalcı 19 yılda…

Türk parasının dolara karşı değeri yaklaşık 7850
kat düştü.

Yoksulluk sının altında yaşayanların oranı yüzde 26’ya ulaştı. Türkiye dünyada gelir dağılımı en bozuk on ülke arasına girdi.

Sadece sınıflar arasında değil, bölgeler arasında da dengeler daha da bozuldu.

Özelleştirme Güneydoğu’da işsizliği arttırdı. PKK terörünün toplumsal bağlarını güçlendirdi.

Ve çok partili yaşama geçildiğinden bu yana, ilk
kez dinci ve ırkçı sağın oylarının “ılımlı sağ “ın oylarını geçip geçemeyeceği tartışılıyor…

Tamam mı, yoksa devam mı?

★★★

Önümde, iktisatçı-bankacı Teoman Yazgan’ın
çok ilginç bir raporu var.

“Serbest piyasa ekonomisi” acaba niçin icat
edilmiştir? Normal olmayan fiyat artışlarını, rekabet sayesinde önleyebilmek için.

Örneğin Almanya’da, bir renkli TV’nin 20 yıl önceki fiyatı yaklaşık 3 bin DM iken, şimdi 800 DM dolayındadır. Aynı mal ya da hizmeti üretenlerin
aralarında anlaşarak fiyat arttırmaları, gerek
AED’de gerekse Avrupa’da büyük suçtur.

Oysa Türkiye’de…

Otomotiv sanayiinden İnşaat sektörüne kadar,
başlıca firmalar aynı günlerde aynı oranda zam
yaparlar. Örneğin beş ünlü lastik üreticisi, her ayın
ilk haftasında, aynı oranda fiyatlarını arttırır.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu’na bağlı meslek odaları, her uygun gördüğünde kendi tarifelerini kendisi belirler. Bütün üyelerini de buna uymak zorunda bırakır…

Hani, nerede “serbest rekabet?”

★★★

O zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu,
1994 yılında 16 büyük çelik üreticisi firmaya tam
117 milyon dolar ceza verdi.. “Anlaşarak fiyat saptadıktan ve pazarları paylaştıkları” için!

Sayın Teoman Yazgan, raporunda şöyle diyor.

“Avrupa ve Birleşik Amerika ’da aynı malı satan
firmalar, anti-tekel yasalarının da zorlamasıyla, bir
malı olabildiğince ucuz satmak, Türkiye’de ise
198O‘lı yıllardan ben olabildiğince pahalı satmak
savaşı içindedirler. Bu uygulama, ister istemez
Türkiye ‘yi benzeri görülmeyen bir yapay ve zorlama enflasyon batağına doğru sürüklemektedir.”

Devlet istatistik Enstitüsü verileri ortada.

İnanılmaz ama gerçek!.. 19 yıllık Özalcı ekonominin Türk halkına armağanı, yüzde 785 bin’lik bir enflasyon!

Peki Özal bunu niçin yaptı?

Halkın elindeki “fazla kaynağın” büyük sermayenin elinde toplanması ve bunun da yatırıma dönüşmesi için. Ama fiyat artışları başını alıp giderken, yatırımlar da beklenen düzeyde gerçekleşmedi. Çünkü zam yapmak yatırım yapmaktan daha kârlı oldu.

Sanayiciler, daha az üretip daha çok zam yaparak, bir yıl öncekinden daha çok kazanmanın tadına vardılar…

ABD’de kendi adıyla anılan yasanın gerekçesini savunan Senatör Sherman, daha 1090 yılında şöyle demişti:

“Biz Amerikan toplumu olarak, bütün siyasal
güçleri elinde toplamış bir krala, diktatöre nasıl tahammül edemiyorsak, bütün ekonomik güçleri elinde bulunduran, denetleyen bir ekonomik krala ya da krallara da aynı şekilde tahammül edemeyiz. Ekonomik diktatörler olan tröst ve kartellerden mutlaka kurtulmak zorundayız.”

Gücün gücü dengelemediği yerde demokrasi olmaz!

Özal’ın-Teoman Yazgan’ın deyimiyle- “Ortaklaşa fiyat artışı yapılabilen tröst ekonomisi”’nin bugün ülkeyi getirdiği noktadaki gibi… bir yozlaşma batağı olur.

Ve seçimlere bir ay kalmışken bile…

Önde gelen hiçbir parti, bu çarpıklığı gündeme
getirmeye cesaret edemez!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: