Yazı Hakkında

Başlık:Özü Kaçırmak
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 1 Ekim 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Özü Kaçırmak…

Hemen herkesin kafası karışık… Teker teker ağaçlarla uğraşmaktan, insanlar ormanı göremez oldular.

Oysa temel bazı sorular var. Ve bu soruların da çok açık ve yalın yanıtları…

★ ★ ★

Koalisyon -yani ortak hükümet- iyi midir kötü mü?
Az çok birbirine benzeyen insanlardan oluşan “geleneksel toplum” geride kalmış… Toplumdaki çeşitli kesimlerin yaşam koşulları farklılaşmış. Dolayısıyla çıkarları ve dünyaya bakışları farklılaşmış… Tekilci bir toplum, çoğulcu bir toplum olmuş…
Böyle bir ortamda, demokratik iki seçeneğiniz vardır.

Ya, her türlü farklılığı, “büyük partiler” içinde bir araya gelmeye zorlarsınız… Ya da toplumda belirli bir desteğe sahip olan farklılıklara, ‘ayrı partiler’ halinde temsil hakkı tanırsınız.

Birinci seçenekte, her partinin kendisi bir koalisyondur. İkincisinde ise koalisyonlar partiler arasında kurulur.

Birinci seçeneğin büyük bir sakıncası bulunur: Küçük, ama iyi örgütlü “ideolojik” gruplar, büyük partinin kanatları altında, toplumdaki desteklerinin çok üstünde bir güç elde edebilirler… Çünkü örgütlü ve disiplinli bir azınlık, örgütsüz ve disiplinsiz bir çoğunluktan her zaman daha etkilidir…

Demokrasi, bir “hoşgörü ve uzlaşma” rejimidir.
Demokratik kültürü yeterince gelişmemiş toplumlarda, koalisyonları yürütmek kolay değildir. Ama o toplumlarda, demokrasiyi yaşatmak da -aynı nedenlerden dolayı- kolay değildir!

Her koalisyon, insanları farklıya, hoşgörüye ve farklıyla uzlaşmaya zorlar… Yani demokratik kültüre ve toplumsal barışa katkı demektir.

★ ★ ★

Peki, koalisyon kimler arasında olmalıdır?
Elbette ki benzeyenler arasında olması doğaldır..
“ANAYOL” doğaldır, DYP-CHP ya da benzerleri “istisna”dır.
Benzeyenlerin uzlaşması daha kolaydır. Ekonomik ve toplumsal uygulamalarda tutarlılık ve süreklilik sağlamak böylece daha kolaydır… Halkın kafası karışmaz. O uygulamaların sonuçlarını görür ve kararını verir… Giderek farklı bir çizgiye iktidar şansı doğar.

Sağ ile solu bir araya getiren koalisyonlar ise ancak “geçiş dönemleri” için geçerlidir… Geniş bir “toplumsal uzlaşma”yı gerektiren temel adımlar atılır; varsa büyük bir “ulusal sorun” karşısında kol kola girilir ve ortak hükümet işlevini tamamlamış olur.

★ ★ ★

Seçim ne kadar gereklidir?

Demokratik bir seçim, “haklı”yı belirlemez. Toplumda kimin, hangi görüşün, ne kadar desteği olduğunu belirler.. Ancak bunu belirleyebildiği ölçüde demokratiktir!

Meclis, toplumdaki güç dengesini yansıtmaktan uzaklaştıkça, seçim de kaçınılmazlaşır! Çünkü bunalım kaçınılmazlaşır!
Ama seçimin, ulusal istencin çarpıtılmasından doğan bir bunalımı çözebilmesinin koşulu bellidir… Toplumdaki bazı eğilimlere daha çok temsil şansı vermeye ve bazı eğilimleri devre dışı bırakmaya yönelik bir seçim; bunalımı azaltmaz, arttırır.

Türkiye’nin, bugün karşı karşıya bulunduğu olumsuzlukların sorumlusu ne RP’dir ne de MHP… Gerçek sorumlu, son kırk yıla damgasını vuran ANAYOL çizgisidir.
RP ve MHP’nin devleti ele geçirmeye başlamasının sorumluluğu da o çizginindir.

Kitleler, bilincine varmadıkça ve ANAYOL bunun bedelini ödemedikçe.. bozuk düzenin gerçek seçeneğinin sol olduğu anlaşılmadıkça.. Türk toplumunun ve demokrasisinin esenliğe çıkması çok zordur.

★ ★ ★

Ne koalisyonlar “bunalım”, ne de seçimler “mucize” yaratır.

Koalisyon da bir araçtır, seçim de… Ve her araç, ancak kullanana, kullanış amacına ve biçimine göre sonuç verir.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: