Yazı Hakkında

Başlık:“Özveri”ler Çoğaldı!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4,15)
Tarih:09 Mayıs 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

“Özveri”ler Çoğaldı!

Gazeteciliğe ilk başladığımız yıllarda, en çekindiğimiz kişi rahmetli Cihad Baban’dı. Hataları hoş görmez ve “mazeret” dinlemezdi.

Her şeyin elbette bir gerekçesi vardır deli değilsiniz ki, sebepsiz bir şey yapasınız, derdi.

O’nun için önemli olan “sonuç”tu..

Ve ben, Ali Ulvi’nin geçen günkü karikatürünü görünce, ister istemez Baban’ın sözlerini anımsadım.

“Çizik güldürgeç” iki bölümden oluşuyordu: Birincisinde Özal, ikincisinde ise Demirel, Erdal İnönü’nün başına basarak Çankaya’ya sıçramaktaydılar.

“Gerekçe”si ne olursa olsun, “gerçek” bundan iyi anlatılamazdı.

Erdal Bey, önce -Ecevit ve DSP’nin Meclis’e girmesini önlemek için- Özal‘ın “Mussolinivari” seçim sistemine “evet” dedi. Demirel ve Ecevit’in, “seçim sistemi değişmezse seçimleri boykot edelim” çağrısını elinin tersi ile itti.

O seçim sistemi ve sonuçları da “siyasal bunalımı” arttırdı..

Sayın SHP Genel Başkanı’nın bu defaki gerekçesi de açık: Kendisinin ve partisinin tüm siyasal geleceğini, DYP ile ortaklığına bağlamış.

“Amacı”nın, kullandığı “araçları” yasallaştırdığına
inanıyor.

Montaigne bir “deneme”sinde, suda yaşayan tek hücreli canlılardan söz eder. Ömürleri bir günlük olan canlılardır bunlar.

İkindi vakti ötenleri “genç” gitti sayılırmış. Akşam ölenleri ise “yaşlı”..

Siyaset bir “maraton”dur.

Kısa vadeli düşünenler, o anı kurtarmayı önemseyenler, yarış ipini hiçbir zaman göğüsleyemezler. Tıkanır, kalırlar..

Sayın Demirel’e verilen “açık çek”in SHP’ye ne kazandıracağı kuşkulu. Ama nefer kaybettirdiği belli.

Çankaya’nın “uzlaşma” ile belirlenmesini yıllardır savunan SHP, bir “dayatma”yı içine sindirmiş, açık destek vermiştir.

“Özal modeli”ni yıllardır eleştiren SHP, o modelin geleneğe dönüşmesine katkıda bulunmuştur.

“Solda bütünleşme”nin yıllardır bayraktarlığını yapan SHP, “Çankaya sorunu” karşısında bile, sol partilerle bir “diyalog” arayışı içine girmemiştir.

“Demirel’i biz desteklemezsek yeni bir MC oluşur” mantığına sarılan SHP, DYP-MHP ve HEP ile ne tür bir “cephe” oluşturduğunu düşünmek gereğini bile duymamıştır…

★★★

SHP’ye yönelik bu ve bunun benzeri eleştirilerde haksızlık payı yok mu?

Elbette var.

Çünkü bu “teslimiyetçi” tutuma SHP’de de birçok kişi karşı.

SHP’nin İlk genel başkanı Aydın Güven karşı. O’nun gibi grup başkanvekili olan, “yenilikçi kanat”ın sözcüsü Ercan Karakaş karşı.

Ve -partiye üyeliğini açıklarken- Erdal İnönü’nün “Cumhurbaşkanı adayımız” diye kamuya sunduğu Prof. Mümtaz Soysal karşı. (Erdal Bey, Demirel’in o göreve
daha “layık” olduğunu herhalde o zamanlar henüz keşfetmemişti..)

Hani, zaman zaman “düzen değişikliği” diyen, sol partiler “ortak hedefler”de birleşsin diyen, Kemalist kökenin yadsınmasına karşı çıkan, dış siyasette “korkak” davranmanın “acıklı” sonuçlarını sergileyen Mümtaz Soysal..

Peki partinin tüm geleceğini Demirel’e bağlamış olanlar kimler?

Sayın Erdal İnönü’nün de içinde olduğu SHP’li bakanlar…

Acaba “Biz partinin ve toplumun yararlarını düşünerek bu yolu izliyoruz; yeni hükümette de görev almamaya hazırız” diyebilirler mi?

Eğer diyemiyorlarsa, kendi içlerinde bir “vicdan muhasebesi” yapmak durumundadırlar, demektir..

★★★

Aslında, SHP’li “muhterem”lerin ne kadar özverili olduklarını çok çabuk unutuyoruz.

HAFTAYA BAKIS

AHMET TANER KIŞLALI

Demirel’in çok “has” bir bakanı, “Biz dinin emrinde devlet istiyoruz” dediği zaman; “memleketin ali menfaatlerini düşünerek” seslerini çıkarmamak gibi bir “büyük özveri”yi gösterdiklerini nasıl unuturuz! (Daha sonra o bakanın -kendisinden yaşça küçük olan- Sayın Erbakan’ın elini herkesin önünde öpmesi de, elbette bu özverinin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyordu..)

Erdal Bey de ilk büyük özverileri, genel başkan olmayı “kabul” ederken; ve “Ben gidiyorum” deyip de “Aman bizi bırakma” diye eteklerine yapıştıklarında yapmıştı.

Hem de, kayınbiraderi Sayın Metin Toker’in, “İlla bir İnönü arıyorsanız biraz sabredin torunu bekleyin; üstelik O’nun adı İsmet demesine karşın özveriden vazgeçmemişti.

Şimdi de, Sayın Toker’in; “Erdal İnönü 1993: Dün dündür, bugün bugündür. Üzüm üzüme baka baka kararır. Kendi düşen ağlamaz” demesine karşın bu özverisini
sürdürüyor..

Ve “sol” özveride buluna buluna, siyasal sistemimiz sol kanadı olmayan bir kuşa dönüyor!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın