Yazı Hakkında

Başlık:Para mı, Silah mı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Eylül 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Para mı, Silah mı?

Paranın demokrasilerdeki etkisini ilk keşfedenlerden birisi de Abdülhamit.

Osmanlı’da demokrasi falan yok.
Ama Fransız demokrasisini etkilemek için Paris’teki 17 gazeteye el altından para vermiş., amacı kendi lehinde yazılar yazdırmak.

Kuşkusuz ki, o paralar boşuna gitmemiştir.

Aslında demokrasi bir denge rejimi.. Çoğulcu demokrasinin üzerine
oturduğu en önemli denge de para ile sayı arasında.. Sermaye sahiplerinin gücünün karşısına emeğin sayısal gücü örgütlenerek çıkmış ve
de çağdaş demokrasi doğmuş.

Peki bu dengelerde silahın yeri neresi?

Genellikle paranın yanı.. Ama bazen parası olan silahı da bulur, bazen de silah parayı kendine çeker!

Erbakan’ın ve Çiller’in gücü paradan geliyor.. Türkeş’inki ise silahtandı..

Para ile silah arasındaki bağlantıyı da bizde Çakıcılar, Peker’ler kuruyorlar..

İşçinin, ücretlinin ağırlığının bittiği yerde, emek-sermaye dengesi de
biter… Siyasal yaşama para-silah dengesi egemen olur.

★★★

1789 Fransa Devrimi’nin ilkelerinin başında “yasalar önünde eşitlik”
vardı. Ama 1848 yılına gelinceye kadar Fransız işçisinin, köylüsünün oy
hakkı yoktu. Ancak zenginler oy kullanabiliyorlardı.

Devrimden 59 yıl sonra, Rahip Lamennais öfkeyle haykırıyordu:

“Konuşabilmek için altın gerekiyor, hem de çok altın! Biz ise yeterince varlıklı değiliz. Yoksullara susmak düşüyor!”

Yoksullar zamanla oy hakkını da aldılar, seçilme hakkını da.. Ama tek
başlarına kaldıkları, bir araya gelmedikleri sürece ‘seslerini duyurabilme’ hakkını elde edemediler.

Para.. Para.. Para.

Parti kurmak için de para gerekli, gazete ya da TV kurmak için de..
Seçim kazanmak için de para gerekli, basını satın almak için de…

Yönetenleri de para etkiler, yönetenleri seçenleri de…

Kapitalizm öncesinde de servet sahipleri ağırlıklıydı. Ama soylular, serveti ön plana çıkarmaktan hoşlanmıyorlardı. Silahı, iyi dövüşmeyi,
silahlı güce sahip olmayı, siyasal güç kazanma açısından daha
önemli sayıyorlardı.. Ve de “daha onurlu”…

★★★

Marksistler, “Para kimde ise iktidar da ondadır” derler.

Kapitalizmin kuramcılarının aslında buna pek itirazları yoktur. Ama
bunun kötü bir şey sayılmasına itirazları vardır. Onlar için bu doğal ve
hatta sağlıklıdır.

Onlara göre..

Çalışkan ve yetenekli olan herkes para kazanabilir.. Öyleyse en akıllıların, en çalışkanların, en yeteneklilerin bu yoldan etkisinin artması toplumun da yararınadır.

Acaba gerçekten de öyle mi?

Servet sahibi olmak gerçekten de akıllı, bilgili, çalışkan, yetenekli olmaya mı bağlı? Ford’un oğlu, babası Ford olmasaydı, acaba o servete
gene de sahip olabilir miydi?

Karı-koca gariban Çillerler.. acaba “kayınvalidenin çıkını” olmasa
ne yaparlardı? Erbakan, Türkiye’deki binlerce profesörden daha
akıllı olduğu için mi trilyoner?

Çakıcı’nın yurtdışında krallar gibi yaşayabilmesi, acaba çalışkanlığından mı kaynaklanıyor, yoksa silahlı adamlarından mı?

★★★

Özal, yatları olan iş adamlarından, Lale Devri benzeri gecelerden hoşlanırdı.

Şimdiki birçok devlet ve siyaset “büyüğümüz” de mafyanın düğünlerinden falan çok hoşlanıyor..

Siyaset paranın tekelinden, devlet de mafyadan kurtulmadıkça., ne
demokrasimiz esenliğe çıkabilir, ne de ülkemiz.

Çünkü güçler dengesinin bittiği yerde demokrasi de biter.

Emek-sermaye dengesi Türkiye’de bitti., sermaye-mafya dengesi bile yok. Para ile silahın bütünleşmesi var.

Eskiden paranın düşünceyi satın alması demokrasileri yozlaştırıyordu. Biz paranın yanına bir de silahı kattık.. .

Paranın ve silahın özgür, düşüncenin ise yasaklı olduğu yerde demokrasi olmaz.. Bataklık olur!

 

 

 

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın