Yazı Hakkında

Başlık:Pazarlık…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:11 Temmuz 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Pazarlık…

Her şey açık oynansa ne iyi olurdu.

Örneğin Rom a’nın göbeği, Via Nazionale’de bir insan seli. İnsanlar kol kola girmiş yürüyorlar. En önde D’Alema ile PKK ileri gelenleri, omuz omuza.

Ve hep bir ağızdan tempo tutuyorlar:

– İtalya-PKK el ele, Apo ipe!.. İtalya-PKK el ele, Apo ipe!..

Elbette “ipe” derken, “ahenk” tutsun diye i harfini uzatıyorlar. “Apo iiipe!”…

Ama nedense insanlar oyun oynamayı çok seviyorlar. “Apo asılmasın!” diye çıkıyorlar onaya. Sonra ellerinden geleni yapıyorlar Türkiye Apo’yu assın diye.

Asılmasına karşı olanlar bile, seslerini çıkaramaz hale gelsinler diye.

Kahveleri tara.. Sivil kalabalıkların arasına bomba koy.. Canlı bombalar yolla..

Elinden geleni ardına koyma ki, en ılımlılar bile mantık değiştirsin:

– En iyisi bunu bir an önce asıp kurtulmak!.. Yoksa iki günde bir yeni vahşetler yaparlar. Uçak muçak kaçırırlar. Baskınlar yapıp rehineler alırlar.. Bu kez de Apo’nun serbest bırakılmasını isterler!

PKK, Apo’nun niçin asılmasını ister?

Tükenmiş bir canlıdan, yaşayan bir “efsane’ yaratmak için!.. Tükenmekte olan bir toplumsal desteği yeniden canlandırabilmek için!

Apo İçin İtalyan Parlamentosu’nda özel gündemli toplantı yap.. Teröre açıktan destek ver. Türkiye’yi yüksek sesle tehdit et..

Elinden geleni ardına koyma ki, Türkiye Apo’yu asmak zorunda kalsın!

Peki D’Alema va Bats’daki mebzul sayıdaki benzeri, Apo’nun asılmasını niçin ister?

Türkiye’nin Avrupa ile bağlantısı biraz daha zayıflasın diye!

Düşmanlarımızın niyetleri belli. Ama atalarımızın sözü de kulaklarımızda: “İmama kızıp da oruç bozma!*

★★★

Malaparte‘nin ünlü bir romanı var Kadınlara Acıyın.

Çarpıcı başlıklar beni hep etkilemiştir. Eğer yazımı iki konuya ayırmamış olsaydım, başlığını şöyle koyardım: “Basketbolümüze Kıymayın!”

Türk basketbolü büyük aşama yaptı.

Önce Amerikalılar başta olmak üzere, yabancı basketbolcülerin kulüp takımlarında çoğalmalarını olumsuz yorumlayanların yanıldıkları ortaya çıktı. Basketbolcülerimiz onlarla savaşmayı, onlara karşı ve onlarla birlikte oynamayı öğrendiler.

Arkasından uzun oyuncu sıkıntımız giderildi.

Ve kulüplerimizin basketbole yatırımları artınca olumlu sonuçlar da gelmeye başladı. Hem kulüp takımları hem de milli takım düzeyinde…

Orhun, Harun, Orhan baştan yoktu.. İbrahim, Mirsad ve Ufuk da daha sonra onlara katıldı.

Sakatlıklar, basit hatalar ve deneyim eksikliği olmasaydı, bugün Türkiye, Avrupa sıralamasında en azından ilk dört içindeydi.

Türk basketbolü, Türk futbolunun çok ilerisinde bir noktaya ulaştı. Hem de basketbole yatırım futboldan çok az olduğu halde…

Bu durumda ne beklenirdi?

Basketbole desteğin artması!

Oysa tam tersini görüyoruz. Efes bile basketbol bütçesini kısıyor. Kulüp takımlarının en zengini olan Fenerbahçe bile hedef küçültüyor.

Baliç‘in satılmasından 20 milyon dolar kazanılıyor. Futbolcu alımı söz konusu olduğunda kesenin ağzı açılıyor. Ama Sayın Aziz Yıldırım”ın Fenerbahçesi, geçen yılki kadrosunu daha güçlendirerek Avrupa liglerinde doruk yarışı yapacağına..
İbrahim’i bile gözden çıkarıyor.

Efes, Ülker, Tofaş hedef büyütse bile.. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş hedef küçültüyorsa, Türk basketbolü geriler.

Yıllarca şampiyonluğu elinden bırakmayan Galatasaray kız basketbol takımı dağılıyor ve Avrupa liginden çekiliyor. Niçin? Parasızlıktan!

Utanç verici!..

Spordan sorumlu Devlet Bakanı Sayın Fikret Ünlü acaba ne düşünüyor?

Basketbolümüze acıyın lütfen!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın