Yazı Hakkında

Başlık:Perinçek ve Çalışlar Olayı!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Ekim 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Perinçek ve Çalışlar Olayı!

Tepki, bir arkadaşıma ait:

Acaba bir onlardan iki bizden mi?

Tayyip Bey’in mahkumiyetini, Oral Çalışlar ve Doğu Perinçek ile dengelemeyi düşünenlerin bulunması olasılığı üzerinde duruyordu.

Birisi laikliğe karşı… Kendi deyişiyle referansı İslam… Demokrasiyi, “işi bittiğinde terk edilecek” bir araç olarak kabul ediyor… Cumhuriyetin temel değerlerini içine sindiremediği açık.

Oysa Perinçek ve Çalışlar için olay çok farklı.

İkisinde de katılmadığım düşünceler var. Ama ikisi de cumhuriyetin
temel değerlerine saygılı… İkisi de laik ve demokratik bir yönetimden
yana… İkisi de ne Türkiye’nin geriye götürülmesini savunuyor ne de bölünüp parçalanmasını.

★ ★★

Oral Çalışlar’ın davası sürüyor.

Ne yapmış?

Bazı Kürt aydınları ile söyleşiler yapmış. Onların düşüncelerini eleştirel bir açıdan sergilemeye çalışmış..

Cumhuriyette yayımlanan bu söyleşilerden ben de çok yararlandım. Ve birçok önemli noktaya, kendi köşemde yeniden değinmek gereksinmesini duydum… Bunu yaparken de yanlış bulduğum bazı düşünceleri yanıtlamak fırsatını buldum.

Doğu Perinçek şimdi içeride.

Ne yapmış?

1991 seçimleri nedeniyle TV’de yapılan, parti liderleri açıkoturumuna katılmış. Ve canlı yayın sırasında, yanlış politikaların Türkiye’yi bölünmeye götürdüğünü savunmuş. Kendi çözüm önerilerini sıralamış.

Ve zamanın Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in girişimiyle savcılar harekete geçmişler. Hani şimdilerde “Amerikan yurttaşı” Çiller’in destekçiliğini yapan eski askerin… Adı kışlalardan silinen, birçok eski
dostunun bile selam vermediği Doğan Güreş’in..

★★★

TV deki o açıkoturumu izlemiştim.

Belleğimi tazelemek için konuşmaların tam metnini içeren kitabı alıp
baktım… Perinçek’in sözlerindeki en sivri yerleri bulmaya çalıştım:

“Türk milliyetçiliği Fırat’ın öte tarafına geçemiyor. Çünkü o topraklarda milliyetçilik olmaz. Burası kavimler kapısı. Türk milliyetçiliği bitmiştir. Kürt milliyetçiliği de bir çözüm olamaz. Burada kardeşlikle meseleler çözülebilir.”

Ve eklemiş:

“Şimdi devlet en büyük terörist haline gelmiştir. Kardeşçe çözüm
Sosyalist Partidedir. Bir federasyon öneriyoruz biz. Kürt milletine kendi
kaderini tayin hakkı tanınmalıdır.”
Bana göre federasyon çözüm olamaz. Hatta birçok yeni sorunu peşinden sürükler ve başka yörelerde kuşaklar boyu yaşayan Kürt kökenli yurttaşlarımızı huzursuz eder. “Kürtler Kürdistan’a” sloganı bayraklaşır..

Savunulan şey yanlış!

Ama o yanlışı ilk savunan ve “federasyonu tartışalım” diyen Özal değil miydi? Benzer düşünceleri, hemen her Allah’ın günü, numaracı
cumhuriyetçiler köşelerinde savunmuyorlar mı?

★★★

Zaman ve değişen koşullar, çok şeyi değiştiriyor.

Eski Marksistlerin bir kısmı -Çalışlar gibi- çizgisini ve iç tutarlılığını korudu.

Bir kısmı -çağdaş emperyalizm demek olan- Yeni Dünya Düzeni’ne
teslim olup, numaracı cumhuriyetçiliğe “terfi” (!) etti… Basında köşe
başlarına yerleştirildi… Küpünü doldurup, köşeyi döndü, önemli bir kesimi de… Tıpkı 1930’ların Şevket Süreyya’sı ve KADRO’cuları gibi..
Tıpkı 1960’ların Doğan Avcıoğlu’su ve YÖN’cüleri gibi… Türkiye’de Kemalizmi yadsıyan bir solculuğun anlamsızlığını ve başarı şansının bulunmamasını anladı.

Mao’culuktan yola çıkıp sonunda Kemalizmden başka çıkış yolu
kalmadığı sonucuna varan Sayın Perinçek de işte bu son kesimden…

Marksistliklerini koruyanlar etkilerini yitirdiler. Yeni mandacılar saygınlıklarını yitirdiler. Şimdi Kemalizmi savunurken eski ideolojilerinin
saplantılarından kurtulamayanlar ise ne yazık ki özgürlüklerini yitiriyorlar.

Bir yanda Tayyip… Bir yanda Çalışlar… Bir yanda Perinçek…

Tayyip Bey’in cezası ‘ömür boyu’ olmamalıydı.

Sorunların barışçı ve demokratik bir çerçevede çözümü için sergilenen düşüncelerde ise hapis cezası hiçbir zaman gündeme gelmemeliydi.

Demokrasimizin ayıplarından kurtulması için atılması gereken ilk adım
şimdi budur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın