Yazı Hakkında

Başlık:Rahatsız Oldular!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Şubat 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Rahatsız Oldular!

Çok rahatsız oldular!..

Romancı olarak sevdiğim Yaşar Kemal’in siyasal düşüncelerindeki çelişkileri serglediğimde de öyle olmuştu. “Sen kim oluyorsun da
Yaşar Kemal’i eleştiriyorsun” gibilerinden yoğun bir saldırıydı bu.

Hatta, Sayın Ahmet Cemal dayanamayıp, Cumhuriyet’teki bir
köşe yazısına şu başlığı koymuştu: “Ahmet Taner Kışlalı ya da Eleştirel Düşünmenin Bedeli.. ”

Bu kez olay, Orhan Pamuk’la yinelendi.

Bazıları Radikal’deki köşelerini günlerce beni ve benim gibi düşünenleri aşağılamaya ayırdılar. Bazıları ise buna Cumhuriyeti de alet
ettiler.

Roman okumayı bilmemek. Demagoji yapmak, McCarty’ciliğe
soyunmak. İlkellik.. Kıskançlık., ve daha neler neler…

Cumhuriyetin temel değerlerini ve Atatürk’ü aşağılamak serbest.
Ama onların tabularına dokunmak yasak.

Hak ettikleri yanıtı elbette ki benden de alacaklar. O anı beklerken,
Mahmut Makal’ın yolladığı mektubu, dikkatle ve sinirlerine -olabildiğince- egemen olmayı deneyerek okumalarını öneriyorum.

Sayın Makal, “Bizim Köy” ile belki de adı Türkiye’nin sınırlarını ilk
aşan yazarımız.

Bakın ne diyor!

★ ★★

“Sayın Kışlalı.

Cumhuriyetteki yazılarınızı ilgiyle izliyorum. Atatürkçülüğün ilkelerini kökleştirmek için yazılarınızla ve gezilerinizle bir savaşım veriyorsunuz. Bir okurunuz olarak sizi kutluyor ve teşekkür ediyorum.
Son günlerde yazdığmz ‘Maskeli Balo’ ve ‘Çıplak Kral’ yazılarınızı
okuyunca kendimi yenemedim, size birkaç satır yazmak istedim.

Orhan Pamuk ‘tan Cevdet Bey ve Oğulları ’nı okuyabilmiştim. Kara
Kitap’ı çok zorladığım halde bitiremedim. Kara Kitap ‘ın yayımlandığı aylardaydı, Zonguldak’a imza gününe gittik birkaç arkadaşla.
Okurlarla söyleşirken, bir okuyucu önceden aldığı Kara Kitap’ı bir
başka kitapla değiştirmek istedi. İsteği yerine getiren kitapçı, ‘Birkaç
tane sattık ama hepsi de getirip değiştirdi, okuyamamşlar’ dedi.

– Ben de, Tahsin Yücel ‘in Cumhuriyette çıkan Orhan Pamuk Türkçesiyle ilgili yazısını anlattım.

O gün bugündür Pamuk’un kitaplarını alıp da okuyamayan çok.
Okuyan birine 17 İstanbul TÜYAP
Kitap Fuarı’nda rastladım. İmza yerimize bir genç geldi ‘Üniversite öğrencisi Ayhan’ diye kendisini tanıttı: ‘Ben Diyarbakır’ın bir köyündenim. Orhan Pamuk’un Yeni Hayat’ını, reklamına kanarak ve hayatımı değiştireceğini sanarak zorla okudum.

Hiçbir şey değişmedi. Şu elimdeki kitabı okudum, çok
şey değişti’ dedi. Nitekim Ataol Behramoğlu’da okuyamamış Yeni Hayat’ı: ‘Anlatılan şeyin bir anlatı mantığından, bir iç tutarlıktan yoksun olduğunu hissettim. Yazar tarafından aldatılıyormuşum duygusuna kapıldım ve okumayı sürdüremedim’ diyor ve ekliyordu: ‘ Fakat Orhan Pamuk nasıl böyle bir
kendini beğenmişlik, kendini biricik görme tuzağına düşebilir?’

Pamuk ‘un ya da bir başka yazarımızın kitaplarının çok satması,
okunması hepimizi sevindirir. Bu ayrı şey. Ama satışla ilgili bilgilerin
abartılarak pompalanması gülünç  bir durumdur ve zararı önünde sonunda yazara dokunur. Okurların ‘Okuyamadık!’ diye koro halinde
bağırmaları hayra yorulacak bir durum değildir.

Orhan Pamuk ayrıca, içerde ve dışarda bazı çevreleri memnun etmek için Atatürk’e dil uzatanları Atatürk ‘ün çarptığını bilmelidir.. Bu
toplum tekin değildir. Bu tutumla dışardan bir ödül almanın yolu açılsa bile -sanmam ya- içine sinecek midir?

Ya Fahir İz’in, romanından yakaladığı Atatürk’ü küçültücü tümceleri, ‘cımbızla çekilmiş şeyler’ diyerek savunan Cumhunyet yazarına ne demeli?

Birkaç gün önce bir TV kanalı Pamuk’u çalışma yerinde gösterdi.
Dolmakalemle yazıyor ve günde yarım, yılda 180 sayfa üretiyor. Gazete okumadığını söylüyor. Acaba Türkçe kitap okuyor mu diye düşünüyor izleyici.. Ne diyordu Tahsin Yücel: Zor okunup zor anlaşılmasının, günümüz Türkçesinin çok gerilerinde kalmasından, iletecek
bir bildirisi bulunmamasından kaynaklandığını görmek için yazın uzmanı olmak gerekmez..

Hep Aziz Nesin’in Güçerman Çeper’i geliyor aklıma. Aziz Nesinlik bir öykü konusuyla mı karşı karşıyayız yoksa ?..

Saygılarımla.”

★★★

Merak ediyorum…

Çok Sayın Pamuk’un pek sayın
“menajerleri” şimdi Mahmut Makal’ı acaba neyle suçlayacaklar?

Roman okumayı bilmemekle mi?
Okumadığı şeyler hakkında ‘ahkâm kesmek”le mi? “Türk usulü
McCarty’cilik “yapmakla mı? Yoksa “elinin hamuru ile yazın konularına burnunu sokmakla” mı?..

Belki de “Makal köylü yazardır, kentli yazardan ne anlar” diyeceklerdir.

“Repertuvar”ları çok geniş olduğu için,doğrusu “Bizim Köy”ün
ünlü yazarını nereye sokacaklarını merak etmemek elde değil..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın