Yazı Hakkında

Başlık:‘Rahman ve Rahim’
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Ocak 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Rahman ve Rahim’

Çocukken evimiz camiye yakındı. Sabaha karşı
uykumun arasında ezan sesini duymak hoşuma
giderdi. Huzur verirdi bana.

Hoparlör falan da yoktu…Güzel sesli müezzinler vardı.

“Tanrı uludur, Tanrı uludur.. Tanrı’dan başka yoktur tapacak.

Demokrat Parti geldi. Ezanı Arapçalaştırdı.. Bu yüzden oy kazandı mı bilmiyorum, ama ezanlar artık bana o eski duyguyu vermez oldu…

Yıllar geçti aradan.

Ramazan akşamlan radyoda okunan Kuran’ın
Türkçeşini dinlemekten hoşlanır oldum… Özellikle
de ilk tümce bana çok anlamlı gelirdi.

“Esirgeyen, bağışlayan Tanrı adına…”

Osmanlı kafası sonunda onu da aldı elimizden:
“Rahman ve Rahim Allah adına…”

Artık çocuklarımıza, Kuran’ın Türkçesini de Türkçeleştirmemiz gerekiyor…

***

Dini siyasete alet ettiler… Ticarete alet ettiler… Yeni yetme şeyhler sayesinde cinsiyete alet ettiler.. Şimdi sıra “dil”de mi?

Hayır! Onu zaten yüzyıllardır yapıyorlar.

Neymiş de, Kuran’ın dili “kutsal”mış,. Çevrilemezmiş.. Ancak “meal”i olurmuş…

“Ancak o olu!” dedikleri sözcük de zaten Türkçe değil.

Gerçek din bilginleri saçlarını başlarını yoluyorlar, ‘kutsa! dil yoktur ’ diye..

Tevrat, Zebur ve Incil, Müslümanlarsa da kutsal
değil mi? Peki öyleyse niçin Arapça inmemiş de Ibranıce ve Aramca yazılmış?

Kuran’daki şu sözler yeterince açık değil mi?:

“Sen Arap olduğun için biz bu kitabı Arapça indirdik. Biz her topluma kendi diliyle seslenen bir görevli gönderdik.. Biz bu kitabı siz okuyasınız, anlayasınız (…) diye gönderdik.”

İlk Türkçe “hutbe”yi Atatürk Balıkesir’de verdiğinde belki de yadırganmıştı. Ama bugün kalkıp da Arapça hutbe vermeye kalkarsanız yadırganırsınız.

Yıllar önceydi.. Bir Katolik dostum bazı yakınlarını bir araba kazasında yitirmişti. Ulus’taki kilisede töreni izleyenlerin çoğu Müslümandı. Ama papazın Türkçe yaptığı dualarla gerçekleştirdiği dinsel törenin, hemen herkesi etkilemiş olduğunu anımsıyorum…

***

Bir zamanlar Erbakan Hoca “İslam dinarı” diye
tutturmuştu… Sanki paranın da dinseli ve de kutsalı olurmuş gibi!

Akıllarına ya da -daha doğrusu- söylediklerine
göre, hafta tatili pazar olursa “haram”, ama cuma
olursa “helal”! Niçin?

Onlara sorarsanız. Miladi takvimi bırakıp Hicri
takvimi kutlanmalıymışız,. Yani Hicri takvim “kutsal!”

Peki, bilmiyorlar mı ki Hz. Muhammed zamanında Hicri takvim diye bir şey yoktu. Ve bu takvim ancak Hz. Ömer zamanında kullanılmaya başlandı.

Daha önce kullanılan takvim “Fil yılı takvimi” idi
ve Habeş ordusunun Mekke’ye saldırısını başlangıç alıyordu…

Hicri takvim niçin dinsel ve de kutsal olsun?Hz. Muhammed’in doğum gününü bıle her yıl 11 gün değiştiriyor diye mi?

***

Müslümanlıktan önce Türklerin dini Şamanızmdi. Kadında kutsal bir güç olduğuna inanılırdı. Kadın-erkek eşitliği vardı.

Müslümanlıktan önce Acemlerin din: Zerdüştlüktü.. Kadın şeytanın simgesi sayılırdı. Pis ve kötü görülürdü.

Müslümanlıktan önce Arabistan’da putperestlik
geçerliydi… Kadın deveden bile değersizdi. Mirasla birlikte devredilirdi…

Arap ve Acem kökenli tarikatlar “Allah korkusu” üzerine kuruludur. Anadolu kökenli tarikatlar ise “Allah sevgisi” üzerine… Suudi Arabistan’da hâlâ
hırsızın kolu kasılır. Oysa Osmanlı bile -yüzyıllar boyu- böyle bir ceza uygulamamıştır.

Anadolu -Atatürk’ün öncülüğünde- bir Aydınlanma devrimi yaşamıştır… Arabistan ve Iran ise karanlıkla alacakaranlık arasında bocalamaktadır…

İslam adına Arap ve Acem kültürünü Türkiye’ye
getirmeye çalışanlar neye hizmet ediyorlar?.. Müslümanlığa mı, dışarıdaki “dostlarına mı,yoksa kendi çıkarlarına mı?

Islama hizmet etmek isteyen, tası tarağı toplayıp
İran’a, Arabistan’a, Orta Asya’ya gitmelidir!.. Anadolu’nun insancıl, akılcıl, hoşgörülü, aydınlık Islamını oralara taşımak için!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: