Yazı Hakkında

Başlık:Rap… Rap… Rap
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.7)
Tarih:22 Ocak 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Rap… Rap… Rap

12 Mart’ın yaklaştığı günlerdeydi.
Cumhuriyet’in ikinci sayfasında bir yazım yayımlanmıştı:
“Ordu Ne Zaman İşe Karışır?”.. Askeri sosyolojinin
verilerinden yararlanan bir çözümlemeydi bu. Askeri
darbelerin nedenlerini oluşturan koşulları sıralıyordum.
Sonunda da bir yargıya varıyordum: “Türkiye’de henüz
bu koşullar oluşmadı”
Ve darbe oldu. Çünkü gerçekleri yazmış, ama onların
doğal sonucunu kabullenmek istememiştim…

★★★

12 Eylül’ün yaklaştığı günlerdeydi.
Batılı bir ülkenin askeri ataşesi ziyaretime gelmişti.
Fransızca yazdığım bir kitabı okumuş ve “ordu” ile ilgili
bölümünden etkilenmişti. Geliş amacı ise belliydi:
– Türkiye’de bugün darbe ortamı var mı?
Olmadığına inandırmaya çalıştım. Oysa yaptığım çözümlemenin
doğal sonucu o değildi. Benim anlattığım
ağaçlardan ortaya çıkan orman ortadaydı.
Ve darbe oldu.
Ben karışık duygular içerisindeydim. Ama o askeri
ataşenin hayret ettiğini hiç sanmıyorum…

★★★

Yaklaşık bir yıl kadar önceydi.
Gene “Darbe olur mu, olmaz mı?” tartışmaları başlamıştı.
27 şubat tarihli yazımda darbe nedenlerini “bir kez
daha” sıraladım. Ve ekledim:
“Darbeyi, sorunlar yaratmaz. Sivillerin o sorunlarla başedemeyecekleri,
o sorunların yeterince bilincinde olmadıkları inancı yaratır!
Türk ordusu için en önem taşıyan iki sorun ise, Cumhuriyetin
kuruluşundan bu yana hiç değişmemiştir: Etnik
bölücülük ve laik devlet düşmanlığı.
Bir RP, bir Erbakan, Türkiye’de darbe nedeni olmaz;
eğer güçlü bir Kemalist parti varsa… Eğer -güçlü Kemalist
partinin yokluğunda- ANAP gibi, DYP gibi partiler,
gaflet içinde değillerse… Eğer üç beş oy uğruna, demokrasiyi
ve toplumun geleceğini tehlikeye atacak
ödünler vermiyorlarsa!..
Bir DEP, bir Hatip Dicle Türkiye’de darbe nedeni olmaz;
eğer Kürt kökenli aydınlar, sorumluluklarının bilincinde
iseler… Eğer ‘kışkırtıcı ajan’ işlevi gören birisini
sahneden indirip, bir Feridun Yazar ya da benzerini yeniden
sahneye çıkarabilecek sağduyuya sahipseler…
Eğer yeterince yürekli iseler!..
Ne idüğü belirsiz Mezarcı’lar ve mezar kazıcıları darbe
nedeni hiç olmazlar… Eğer sivil kurum ve kurallar,
onlara kamu vicdanında hakettikleri cezayı verebiliyorsa!..”
Bunlardan çıkan sonuç ise belliydi:
“Ancak kendi kendilerini yönetemeyenler, başkaları
tarafından yönetilmeye ya da yönlendirilmeye davetiye
çıkarmış olurlar.”

★★★

Darbeler, üzerinde tartışılmakla gelmez. Ona ortam
hazırlayan koşulların oluşumuna göz yummakla gelir.
Son darbe tartışmaları içinde en özlü değerlendirmeyi
Sayın Muhsin Batur yaptı:
– Darbelerin çözüm olmadığı yaşanarak görüldü. Ve
askerler bundan gereken sonuçları çıkardılar. Ama, acaba
siviller de gereken sonuçları çıkardılar mı?
Bu sözlerin sahibi, sadece eski bir komutan ve 12
Mart’ın “en güçlü” isimlerinden birisi değil. Aynı zamanda CHP çatısı altında siyaset yapmış, cumhurbaşkanlığını sadece beş oyla kaçırmış bir eski senatör.
Askerleri de tanıyor, sivilleri de… Aklını deneyimi ile birleştiriyor.
Evet, darbelerin yarattığı sakıncalar bir gerçek. Ama
unutulmaması gereken bir başka “gerçek” daha var.
Türkiye’nin son kırk yılına egemen olan çizginin temsilcileri…
ANAP ve DYP “gaflet” içinde. Atatürk’ün attığı
temeller “teker teker”çökertiliyor. Hem de “devlet” eliyle…
Şimdiki durumu, darbenin yaratacağı durumdan “daha
sakıncalı” görenlerin sayısı arttıkça, darbe olasılığı da
artar!
Kimse kendini aldatmasın!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın