Yazı Hakkında

Başlık:Refah Neye Güveniyor?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:13 Nisan 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Refah Neye Güveniyor?

Hemen her yerde benzer bir soru:

– Refah Partisi, MGK kararları karşısında fazla etkilenmişe benzemiyor. Hatta zaman zaman sert çıkışlar yapılıyor. Acaba neye güveniyorlar?

Soru tek, yanıt çok.

Amerika’dan “darbe olmaz” güvencesi mi aldılar?
Ülkeyi bir erken seçime mi zorlamak istiyorlar?

Darbeyi kışkırtıp, ilerde -bol oy ile- “gümbür gümbür” mü gelmek hesabı içindeler?

Yoksa amaç ülkeyi bir iç savaşa sürükleyip İran’ın
da yardımı ile bir şeriat rejimini kestirmeden mi kurmak?

★★★

Hasan Pulur, “açık istihbarat” ürünlerini bir araya
getirmiş bile.

The New York Times’ın “Türkiye’nin işgüzar Generali eh’’ başlıklı yazısındaki şu satırlar, acaba art niyetsiz mi:

“Erbakan’ın RP’si, pek çok büyük kentte nispeten temiz ve etkili belediye yönetimleri oluşturarak, tabandaki desteğini güçlendiriyor (…) Türkiye’nin Avrupa ile daha yakın bir şekilde bütünleşmesine engel oluşturan şey, askeri açıdan milliyetçi ve tümüyle insan haklan ihlali eğilimli olan güçlü Türk ordusunun ta kendisidir.”

İyi mi!.. Askerler karışmasa, Refah Türkiye’yi Avrupa’ya taşıyacak(!)..

Bir gün sonra, bu kez The Washington Post’ta bir cevher:

“Türkiye ‘de İslâmî tehdit abartılıyor.”

CIA’nın ünlü Türkiye uzmanı Graham Fuller özetle ne diyordu: “Atatürk iyiydi, hoştu, ama koşullar değişti. Türkiye artık kendisiyle ve Islamla barışmalıdır…”

Bir zamanlar Özal sayesinde moda olan, ama tüm
çabalara karşın tutmayan “numaracı cumhuriyetçi”
pompanın kolunu kim basıyordu? Bazı Amerikan
servisleri…

Kendi çıkarları ile bütünleştiği ölçüde, ABD’nin Suudi şeriatına itirazı var mı ki bizdekilere olsun!.. Amerika Irandaki rejime şeriatçı olduğu için mi karşı, yoksa Amerikan çıkarları ile uzlaşmadığı için mi?

Sonuç?

ABD Refah’la çıkar pazarlığı yapmış olabilir. Ama
o pazarlık darbeyi önlemeye yetmez! Ve darbe olursa, Amerika -yüksek çıkarları gereği- Türk ordusunu karşısına almaz!

Ve de ABD, hiçbir zaman “tek senaryo “ya oynamaz!

★ ★★

Acaba Refah’ın amacı, bir erken seçimle “tek başına iktidar” olmak mı?

Bu da gerçekçi değil!

Ne erken seçim gerçekçi ne de oy patlaması beklentisi… Ufukta görünen “iki turlu seçim. O da RP’nin üçüncü parti olması demek… Yani bugünkünden çok
daha az milletvekili çıkarması demek.

İkinci turda ANAP ile DYP’nin ve CHP ile DSP’nin
oylarının birleşmesini kim önleyebilir? Yüzde 21-24
oy ile büyük kentlerin başına, şeriatçı militanların belediye başkanı olmasını kim sağlayabilir?

Geriye kalıyor, Refah’ın darbe istediği savı!

“Darbe olursa iç savaş çıkar” diyenler, karanlıkta
ıslık çalıyorlar… Korkudan

Pompalı tüfeklerle orduya karşı mı konacak? . Halkın elindeki silahlarla ordununkiler arasında pek farkın olmadığı, Osmanlı’nın zayıfladığı dönemlerde bile bunun örneği yok!

Öyleyse amaç, darbe ile “mazlum” duruma düşmek.. ve de darbeden sonra toplumsal desteğini arttırmak mı?

12 Eylül solun her türlüsünün tepesine indi… 17 yıldır kendine gelebildi mi?

Bir darbe düşünün!.. RP’yi kapatacak, mallarına el
koyacak. Eğitim sistemini yeniden laikleştirecek. Şeriatçı militan yetiştiren yurtlara son verecek. Şeriatçı güçlerin para musluklarını kısacak… Ve de suç işlemiş olan militanları cezalandıracak .

Acaba Refah kafası ve kadroları bir 20 yıl kendine
gelebilir mi?

★★★

Öyleyse niçin RP’li falanlar filanlar, zaman zaman
kabadayı havası basıyorlar?

Sorunun yanıtı başka bir sarada gizli:

– Peki niçin, zaman zaman da süt dökmüş kedi gibi mırmırlanıyorlar?

Kafaların kanşıklığı, Refah’ın yaptıklarını bir stratejinin ürünü imiş gibi görmeye çalışmaktan kaynaklanıyor. RP’nin yapısı ve yaptıkları tutarlı değil ki, tutarlı bir açıklama olsun!

İçlerinde ılımlı da var, Humeyni kafası taşıyan da…

İktidarda kalabilmek için her türlü ödünün verilmesinden yana olan da var, ideolojik sivrilik sayesinde alkış toplamayı önemseyen de..

Bir bakıyorsunuz, korkudan geriliyorlar… Bir bakıyorsunuz. tabandan gelen tepkileri yumuşatmak için afur tutur ediyorlar… Ve elbette ki kendilerine militan yetiştiren bir eğitim sisteminin değişme olasılığından
da, son derece tedirginler…

Aslında Tarzan çok zor durumda. Ama büyük de
bir şansı var onu kurtaran.

Ülkenin son yarım yüzyılına damgasını vuran, “merkez sağ” çokmuş… Bekir Coşkun’un tanımlamasıyla:

“Hem dinci hem liberal., hem muhafazakâr hem
ilerici olayım derken, aslında her birinin içinde bir
Refah olduğu ortaya çıktı… Onlar şimdi ne kuş ne deve … Devekuşu.”

Başları hâlâ kumun içinde… Hatta kumun da değil, pisliğin içinde…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: