Yazı Hakkında

Başlık:Refah’ı Yenmek!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:12 Ekim 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Relah’ı Yenmek!

ABD’de başkanlık seçimleri öncesi adaylar sıkı
bir sınavdan geçerler. TV’de ve canlı olarak.

Reagan aday olduğunda ikinci sınıf bir sinema
oyuncusuydu. Konuları ne ölçüde bildiği merak ediliyordu. TV’deki canlı tartışmalardan, soru ve yanıtlardan sonra ünlü bir gazeteciye mikrofonlar uzatılmıştı:

– Reagan ’ın yanıtlarını nasıl buldunuz?

– Bütün yanıtları biliyor. Ama sorulan bilmiyor!

RP’nin kapatılma davası son aşamasına yaklaşıyor. Ve yaklaştıkça da basında öyle yorumlar çıkıyor ki yukardaki olayı anımsamamak elde değil.

Bazı “ilerici”yazarlarımız.. sağolsunlar bütün yanıtları biliyorlar. Ah bir de şu soruları bilebilseler!

★ ★★

Kimisi için böyle bir dava “demokrasi açısından
utanç verici…” Kimisi için “saçma.” Kimisi içinse
“akılcı değil..”

Önce soruları doğru sormalı:

Demokratik ülkelerde “parti kapatma” var mıdır,
yok mudur?

Eğer varsa.. Türkiye’deki parti kapatılmasıyla ilgili hükümler buna uygun mudur, değil midir?

Doğru ya da yanlış.. varolan yasalar herkese uygulanmalı mıdır, uygulanmamalı mıdır?

Yasalar RP’ye de uygulanıp kapatılırsa, bunun
toplumsal ve siyasal sonuçları ne olur?

İlk üç sorunun yanıtı çok açık.

Demokratik ülkelerde de yasaklar var, partiler kapatılabiliyor. Demokrasiyi kullanarak demokrasiyi
yok etme özgürlüğünü artık hiçbir ülke kabul etmiyor. Uluslararası insan hakları kuruluşlar da kabul
etmiyor. Çünkü Avrupa ve dünya Nazizmi yaşadı,
faşizmi yaşadı.

Türkiye’deki uygulama da bu genel çerçeveye
çok ters değil.

Varolan yasaların uygulanmaması., ya da -daha
kötüsü- bazılarına uygulanıp bazılarına uygulanmaması.. bir “hukuk devleti”nde düşünülemez!

★★★

Ortada tartışılabilecek tek bir soru var:

– RP kapatılırsa ne olur?

Çoğulcu demokrasi -adı üstünde- toplumdaki
farklı kesimlerin varlığını kabul eder. Bilinçlenmiş
her farklı kesim, ayn bir “toplumsal güç “tür. Ve de,
temsil edilmeyen, toplum genelini ilgilendiren kararların alınmasında-ağırlığı ölçüsünde- etkili olamayan her toplumsal güç, sorun yaratır.

Öyleyse RP’nin temsil ettiği varsayılan kitle “sahipsiz” bırakılmamalıdır.

Yani RP benzeri bir partiye -tıpkı HADEP benzeri bir partiye olduğu gibi- Türkiye’nin gereksinmesi
vardır. Ama bunun da iki “önkoşul”u vardır.

Bir.. Demokrasiyi içine sindirmek!

Yani?..

Demokrasinin olanaklarını kullanarak, bir azınlığın çoğunluğa egemen olmasını sağlamaya çalışmamak. Özgürtükleri kullanarak, özgürlükleri yok
edecek bir yönetim biçimini öngörmemek. İki.. Oyunu kuralına göre oynamak!

Yani?.. Demokrasi dışı yollara başvurmamak. Silaha sarılmamak ya da din gibi kutsal kurumlan siyasete “alet” etmemek.

★★★

RP benzeri bir partiyi demokrasi sınırları içine
çekmenin ve orada tutmanın yolu nedir?

“Kanlı ya da kansız” iktidara mutlaka geleceklerini söyleyenlere.. Refah’a oy vermeyenin cennete
gitmeyeceğini öne sürenlere.. “Müslümanlar kininizi içinizde saklayın, bekleyin!” diyenlere.. Şeriatın halka zorla “şınnga” edileceğini ilan edenlere. Humeyni rejimi isteyenleri hapishanede ziyaret eden adalet bakanlarına..

Erbakan’lara, Kazan’lara, Şevki’lere, falanlara
filanlara göz yummak mıdır bunun yolu?

Yoksa suçun ve suçlunun cezasını verip.. “Buyurun isterseniz partinizi yeniden kurun; ama sivrilerden ayıklanmış olarak., Ve de gelecekte benzer sivrilikleri yapmamak gerektiğini unutmayarak” demek midir?

“Refah’ı kapatmayın, sandıkta yenin!” diyenler
var.

Elbette ki demokratik sağda ve solda birleşmeyi sağlarsanız, RP ancak üçüncü parti olur.. Ama önce karar vermeliyiz: Asıl amaç “RP yi yenmek” midir? Yoksa demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak mıdır?

Ve de -hiç değilse yakın bir gelecekle- olmayacağı görünen bir duaya amin deyip.. ellerini kollarını bağlayıp beklemek midir, Türkiye’yi karanlığa sürüklenmekten kurtarmanın yolu?

★★★

RP’nin kapatılma davası ilk açıldığında bazları
ahkâm kesiyorlardı:

– Sakın kapatmayın, sonra yer altına inerler haaaaaa!

Bunun olmayacağı anlaşıldığı içki şimdi başka
gazeller başladı:

– Partinin kapatılmayacağı kesin!.. Zaten kapatılsa da hiçbir şey değişmez. Yeni parti hazır. Seçmen de hiçbir yere gitmez!

Basına ateş püsküren Erbakan, şimdi gazetecilere yemek verip gülücükler dağıtıyor. Koronun assolistliğine soyunuyor…

Madem ki kapatılmaz ya da hiçbir şey değişmez;
öyleyse bunca telaş neden?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: