Yazı Hakkında

Başlık:Refahlı ve Çiller’li Bir Yazı
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:03 Temmuz 1996, Çarsamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Refahlı ve Çiller’li Bir Yazı

Kader ağlarını örüyor.

Bir yerlere adım adım, göre göre gidiyoruz. Ve bu
konuda o kadar çok yazdık ki… Yeniden yazmanın
yararı var mı?

Ne demiş Hitterin propaganda bakanı: “Hıristiyanlık bu denli güçlü, çünkü iki bin yıldır aynı şeyi yineliyor…”

Bırakın her söylenenin bir birikime katkı olduğunu… Bazıları yalanı an, yanlışları bıkmadan yineliyorsa; bazılarının da doğruları bıkmadan yinelemesi bir görevdir.

★ ★★

Basın bu hükümete karşı neredeyse görüş birliği
içinde. Onunla çıkar birliği içine girmiş izlenimi veren, en hızlı Çiller’ci gazeteler ve yazarlar bite homurdanıyorlar artık…

“Bu kadar? de fazla!” gibilerden.

Vicdanları mı rahatsız oldu?.. Kamuoyu baskısı
mı?.. Okur yitirme korkusu mu?.. Bilemem!

Ama basın “tek vücut” saldırırken, iki yazı özellikle dikkatimi çekti.

Bekir Coşkun şöyle diyor:

“Birisi Atatürk ‘ün ürünü, öbürü Atatürk düşmanlığının ürünü… Şeriatçılığa tepki duyan bir kısım seçmenler Atatürk’ün ürünü(!) Çiller’e oy verdiler.
Hırsızlıklara tepki duyanlar saf seçmenler ise ne yapsınlar, Erbakan a.. Şimdi Atatürkçülerin oyları Erbakan’ın başbakan olmasına yarıyor. Hırsızlığa
tepki duyanların oyları ise Çiller’in soruşturmalardan
kurtulmasına…”

Bir acıklı-gülünç çelişki, bundan daha iyi anlatılamazdı!

★ ★ ★

İkinci yazı Salih Neftçi’nin O da bu Refah-Çiller
cümbüşüne nasıl tavır takınmak gerektiğini irdeliyor.

Bu koalisyonu “en başından beri gayri ciddi temeller üzerine kurulmuş, gayri ciddi bir hükümet” olarak mı görmeli?

“DYP kanadında zararlı kişiliği kanıtlanmış bir politikacının varlığıyla, İslam dünyasına yaklaşmayı kendisine amaç edinmiş RP’li bir politikacının birlikteliğinin çok büyük tehlikeler getireceğine” mi
inanmalı?

Yoksa hükümete zaman vermeli ve “yapacakları
icraattan” mı beklemeli?

Sayın Neftçi -her ne kadar “saf değiliz” diyor ve
“takkiyye “nin işe yaramayacağını savunuyorsa da üçüncü yaklaşımdan yana… DYP’lı siyaset adamlarının “zamanı geldiğinde sorumlu davranacaklarını’ varsayıyor. RP içinde de “güvenilir” bulduğu,“bazı düşüncelerine’’ katıldığı siyaset adamlarının bulunduğunu söylüyor.

Acaba tercihinde ne ölçüde haklı?

Erbakan da Çiller de “saçak kenarında”yürüdüklerinin elbette ki ayrımındadır. Ciddi bir yanlış adımın bedelini bilmeyecek kadar saf olduklarını kimse söyleyemez.

Ama bu, görünen köyün kılavuz istemediği gerçeğini bize unutturabilir mi? Unutturmalı mı?

Elbette ki RP “sessiz ve derinden” gitmek ve “zaman kazanmak” zorunda olduğunun bilincinde… Elbette ki Çiller kendisini Yüce Divan’dan kurtarmak
için ner türlü ödünü vermeye hâzır; ama “görünüşü
kurtarmak” zorunda olduğunu da biliyor.

İmam okullarının orta bölümlerini, sekiz yıllık temel eğitimin dışında tutmakta anlaştılar mı anlaşmadılar mı?

Çiller’le, Erbakan’la, Mercümek’le ilgili dosyaları Meclis’ten kaçırmakta anlaştılar mı anlaşmadılar mı?

Devletin “içten fethi” hızlanarak sürecek mi sürmeyecek mi? Refahlı belediyelere “deha rahat oy satın alabilmek için” büyük kaynaklar pompalanacak mı pompalanmayacak mı?

Gerisi fasa fiso!

Bekleyip de neyi göreceksiniz?

“Atatürk’e de, Batı’ya da, Spor-Toto’ya da evet!”
demeyi ne zamana kadar sürdüreceklerini mi?

Yoksa, köprüyü geçene kadar “ayıya dayı demek”
Kurnazlığına, “ahlâk”larının elvermeyeceğini düşünenler mi var?

Yazımın başlığı, niçin “Refahlı ve Çiller’li”?.. Biri parti, öteki ise kişi?!

Çünkü bir yanda bir parti ve onun “uzun vadeli”
çıkartan var.

Öteki yanda ise bir kişi ve onun “kısa vadeli” çıkarları söz konusu.

Ve bir de o kişinin eteğine yapışıp sürüklenenler…
Kimisi sağduyusunu, kimisi inancım, kimisi aklını; kimisi ise kişiliğini, onurunu ve kendine olan saygısını yitirmiş bir sürü insan…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın