Yazı Hakkında

Başlık:RP, ABD, 12 Eylül ve Ötesi…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:24 Ekim 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

RP, ABD,12 Eylül ve Ötesi…

Bir bakıyorsunuz.. Bazı Amerikalı uzmanlar, bize şu görüşü “aşı”lamaya çalışıyorlar.

– Kemalist model, diğer Müslüman ülkelere ‘ihraç’ edilemeyecek kadar katı. Daha yumuşatılmış bir laiklik anlayışı gerekli. Dinci güçlerin de katıldığı bir ‘demokratik model’i Türkiye gerçekleştirebilirse İslam dünyasında etkisi artar!.

Bir bakıyorsunuz, en Amerikancı Türk toplumbilimcisi, Said-i Nursi üzerine kitap yazıyor. Övdükçe övüyor.

Bir bakıyorsunuz.. Bazı dinci yazarlar ile Atatürk düşmanı birtakım eski Marksistler ‘İkinci Cumhuriyet’te birleşmişler.

Ve bir bakıyorsunuz.. RP ‘katı dinci’ görünümünden uzaklaşıp ‘hoşgörülü’ bir kitle partisi olma çabasında..

***

Askeri darbe dönemleri, ABD etkisinin Türkiye’de en üst düzeye vardığı dönemlerdir. Bu çok da doğaldır.

Çünkü bu dönemler, Türkiye’nin dış dünyada yalnızlığa itildiği dönemlerdir. Ekonomik desteğe gereksinmesinin çok arttığı dönemlerdir.

Örgütlü toplum kesimlerinin ‘demokratik’ tepkilerinin bastırıldığı, kamuoyunun tek yanlı oluşturulduğu dönemlerdir.

‘Küçük’ dost, ‘büyük’ dostun telkinlerine karşı elbette ki çok duyarlı olacaktır.

Ne gariptir ki ‘Atatürkçü’! generaller de ‘dinci güçler’e en çok bu dönemlerde ödün vermişlerdir. Atatürk’ün ‘laiklik’ ilkesine ‘ihanet’ etmekle kalmamış, O’nun miras hakkını bile çiğnemişlerdir!

Niçin?

Perde önündekilerin kafalarındaki ‘küçük’ niçinlerin önemi yok. Önemli olan, perde gerisindekilerin kafalarındaki ‘büyük’ niçinlerdir.

Ve Türkiye, Avrupa ile bütünleşmeyi değil, Ortadoğu ve Orta Asya ile bütünleşmeyi kolaylaştıracak bir ‘model’ olmaya özendirilmiştir!

Tıpkı Kemalist devrimden sonra da bir sanayi ülkesi olmak yerine -Batı’nın eksiğini tamamlayacak- bir tarım ülkesi olarak kalmaya özendirildiği gibi.

ABD’nin Türkiye’yi ‘en çok’ sevdiği dönem, ‘Özal donemi’ idi.

Çünkü askeri dönemler, hem ‘görüntü’ olarak bir sıkıntı oluşturuyor hem de askerlerin ‘doğa’sından gelen bazı engeller taşıyordu.

Özal dönemi ise ABD’nin telkinlerine ‘en sınırsız’ ve ‘en rahat’ uyulduğu dönem oldu.

12 Eylül’cülerin bilinçsizce attığı ‘2. Cumhuriyet’ tohumlarını, Özal ‘bilinçli’ olarak suladı. Yeşermesi için kol kanat gerdi.

Rahmetli Özal’ın üç etiketi vardı.

RP’nin kökeni olan MSP’nin İzmir milletvekili adayı idi… ABD’nin gelmiş geçmiş en beğendiği Türk devlet adamı idi. ‘Numaracı’ ‘cumhuriyetçilerin’ en büyük destekçisi idi.

Ve bu üç etiketin aynı kişide birleşemeyeceğini sananlar aldanıyorlardı.

***

RP’nin parasal desteği ‘sınırsız.’

RP’nin maddi ve ‘manevi’ açıdan gereği gibi donatılan üyeleri tam bir ‘militan.’ Canla başla çalışıyorlar insanları ‘teker teker’ etkiliyorlar.

İnsancıl, hoşgörülü ve yardımsever olarak..

Kırsal kesimin dayanışmasından kopup, büyük kentte kendini ‘çaresiz’ hissedenlere kucak açarak.

Toplum kesimleri arasındaki ‘parasal’ uçurumdan, ‘ahlak’ uçurumundan yararlanarak. ‘Kirlenmiş’ siyasete ‘temiz’ seçenek sunduğu izlenimini vererek.

***

“On yıl sonra, RP’nin iktidarda olduğu, başkenti İstanbul’a taşınmış bir Türkiye.. Batı’dan uzaklaşmış. İslam dünyası ile bütünleşmiş.”

The Wall Street Journal Europe’da bir süre önce yayımlanan bir araştırmanın vardığı sonuç bu.

Mart seçimlerinde Sayın Erbakan ve arkadaşları bu yönde önemli bir adım atarlarsa ne olur?

DYP ile ANAP’ın birleşmesi ‘çok güçlü’ bir biçimde ‘gündeme’ gelir.

Sol da ‘başının çaresine’ bakmak zorunda kalır.
‘Küçük adamlarla büyük’ işler yapılamayacağını yaşayarak öğrenir!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın