Yazı Hakkında

Başlık:RP’nin Amacı Ne?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:31 Mart 1996. Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

RP’nin Amacı Ne?

Bazı şeyler vardır ki geçiştirilemez!

Ordu, kendi geleneklerine, düzen ve disiplin anlayışına uygun olarak bir “iç düzenleme” yapıyor. RP’nin bir üst düzey yetkilisi, orduyu “din düşmanlığı” ile suçluyor. Ertesi günü -güya durumu düzeltmek isteyen- bir başka ünlü ve yetkili RP’li de buyuruyor:

“O talihsiz düzenlemeyi yapmadan, keşke Diyanet İşlen Başkanı’na danışsalardı!”

Ve askerin çok sert yanıtı geliyor.

★ ★★

Soru bir RP’nin suçlamaları doğru mu?

Değil!

Söz konusu olan düzenleme, “ibadeti” yasaklamıyor. Cumhuriyet ordusunun geleneklerine ve disiplin anlayışına uygun yapılmasını öngörüyor.

Soru iki RP böyle bir çıkışı niçin yaptı?

Erbakan Hoca’nın “kanlı ya da kansız” mutlaka iktidara gelecekleri yönündeki sözlerinin devamı olarak mı? Yani, RP iktidarı önündeki bir engeli şimdiden sindirip hareketsiz hale getirmek amacıyla mı?

Yoksa bir “ANAREFAH” iktidarını ordunun önlediği düşüncesinin verdiği kızgınlıkla mı? Yani, sonu iyi hesaplanmamış, duygusal bir davranışın sonucu
olarak mı?

Soru üç “Diyanet’e danışmak” önerisi yerinde midir?

Bir hezeyanın başka bir hezeyanla telafi edildiği nerede görülmüş!.. Osmanlı döneminde mi yaşıyoruz ki şeyhülislamdan “fetva” almak gereği olsun?

★★★

Soru dört: Ordu niçin kendi içinde böyle bir düzenlemeye gitme gereği duydu?

Sivil yaşamdaki gidişten rahatsız olduğu için… Laiklik karşıtlarına verilen ödünlerin, giderek kendi yapısına da sıçramasını istemediğı için… Belki de sivil
yönetimlerin vurdumduymazlığına tepki duyduğu için…

Soru beş: Ordunun RP’ye yanıt vermesi doğru mudur?

Doğal olanı, ordunun bir siyasal parti ile tartışmaya girmemesidir. Doğal olanı, “din düşmanlığı” gibi bir suçlamanın -gereken sertlikteki- yanıtının, hükümet tarafından verilmesidir… Orduyu bu sertlikteki bir yanıta zorlayan, olayın önemini kavrayamayıp gerekeni yapamayan sivil yetkililer olmuştur!

Hoşumuza gitse de gitmese de… iktidarı boşaltan her davranış, o boşluğu doldurmaya çıkarılmış bir davetiye demektir!

Soru altı: Ordunun RP’ye verdiği yanıtın içeriği yanlış mıdır?

Hayır!

Orduya son düzenleme nedeniyle saldıranlar; ya “şeriat özlemcileri”, ya “sahte dindarlar”, ya da “gerici takımı”değil midir? İçlerinde “din sömürüsünden zengin olanlar”, aynı namazı birkaç köyde peşpeşe kılanlar, “medya için secdeye kapananlar” yok mudur?

Ama, asıl sorulması gereken soruyu bırakıp

ayrıntılarla uğraşıyoruz.

Asıl sorulması gereken soru: ordunun niçin “hedef” seçildiğidir?

Ordu, laiklikten odun vermeyen ve bunun için direnen son kurum olarak kaldığı için hedeftir!.. Ordu, “cehalet, gaflet ya da ihanet “içinde olmadığı için hedeftir!

Geçen gün Amerikalı bir gazeteci sordu:

– Ordu hiçin hâlâ Kemalist?

Yanıt açık!.. Kemalizmden vazgeçmenin ülkeyi nereye götüreceğini gördüğü için… Bir din devletinin gereklerine göre eğitilmiş insanları içine kabul etmediği için, çağdaş bir askeri eğitimde ısrar ettiği için…
Bizi çevreleyen dünya koşullarındaki değişmenin, Atatürk’ü bir kez daha haklı çıkardığını anladığı için.

Arkasından ikinci bir soru geldi:

– Siviller niçin farklı?

Nedenleri sıralamadan önce bazı örnekler vermek istedim:

– Anadolu’nun birçok yerinde, “Atatürk ilkeleri” derslerim bile Atatürk’e karşı olanlar veriyor.. Din adamı olmak üzere eğitilmiş kişiler, kaymakam, savcı, yargıç, emniyet görevlisi konumundalar…

Her nedense .. Yukarıdaki iki tümcemi dinledikten sonra, sorunun asıl yanıtını öğrenmek gereğini bile duymadı!

Hani  Napolyon, kendisini niçin top ateşi ile karşılamadıklarını sorduğunda, başlamışlar sıralamaya:
“Birçok nedeni var… Birincisi, barutumuz yok!”

Elini kaldırıp susturmuş;

– Devam etmenize de gerek yok!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: