Yazı Hakkında

Başlık:“Sağlam Gemi”nin Kaptanı…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Şubat 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

“Sağlam Gemi”nin Kaptanı…

Ecevit’i, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu
bunalımdan çıkmasının önünde “engel” olarak görenler-ne yazık ki- giderek ve hızla çoğalıyor.

Sayın Ecevit “CHP ile birleşmem!” tavrında geçmişte haklı mıydı?

Bugün de haklı mı?

Geçmişte haklıydı, ama bugün artık değili

★★★

Ecevit, partisinin CHP (ve daha önce SHP) ile birleşmesine karşı çıkarken, iki temelden hareket ediyordu.

Birincisi… CHP, kimliğini yitirmişti. İdeolojik netliği kaybolmuştu. Etnik ayrımcılar bile, o yapı içinde etkili bir konuma gelebilmekteydiler. Hizipçilik
hastalığı etkisini koruyordu. Bu yapı ile birleşmek. DSP’nin özenle oluşturulmuş tutarlı yapısının da bozulması sonucunu doğururdu.

İkincisi… CHP ile birleşmek, İki partinin oylarının
da birleşmesi sonucunu vermezdi. Çünkü DSP’ye
oy veren milliyetçi, ve dindar bir kesimin, CHP ile
birleşme durumunda orta sağ partilere kayması
kaçınılmaz olurdu…

Ecevit birinci savında tamamen, ikincisinde ise
kısmen haklıydı.

★ ★ ★

Seçimlere gidilirken, CHP’nin görünümünde değişen bir şey yoktu. Ama Ecevit, yapılan yoğun eleştirilerin ışığında, bazı adımlar atmış izlenimi veriyordu.

Kamuoyunun tanıdığı, güvenilir bazı isimler, DSP saflarında yer almaktaydılar. DSP artık “tek adam”partisi olmaktan çıkıyor inancı yaygındı. Partinin seçimlerden sonra güçlü bir Meclis grubu oluşturacağı anlaşılıyordu.

Gerek yeni isimlerin niteliği, gerekse kalabalık bir milletvekili grubu, demokratik bir açılımı zorunlu kılacaktı. Organlar oluşacak, tartışmalar yapılacak ve DSP de artık “kaçınılmaz olarak” partileşecekti.

Beklenen DSP’nin “Ecevit 7 sevenler kulübü “olmaktan çıkmasıydı…

Bir yanda, ideolojik ve yapısal tutarlığı olmayan
bir CHP… Öte yanda, hiç değilse ideolojik tutarlığı
olan ve yapısını düzeltme umudu veren bir DSP..

Çok kişi oyunu bu nedenle DSP’ye verdi DSP
de bu sayede solun birinci partisi oldu.

Bugün durum seçim öncesinden çok farklı.

Bir kere Sayın Ecevit’in DSP’nin partileşmesine
izin vermeyeceği anlaşıldı. “Güçlü öndere evet, ama tek adama hayır!” diyenlere partide yer olmadığı görüldü.

Daha da önemlisi… “Cumhuriyet elden gidiyor!”
kaygısı içinde savaşım vermek isteyenlerin çoğuna, DSP’nin kapısı gene kapalı kaldı.

Ecevit, eğer partisinin demokratikleşmesine izin
verseydi, “birleşmeme “kararında haklı olabilirdi.
Eğer laik demokratik cumhuriyet gerçekten de tehdit altında olmasaydı, “birleşmeme” tutumuna hiç değilse- hoşgörü gösterilebilirdi.

Ama bugün içinde bulunduğu ortamda, Türkiye’nin böyle bir lüksü içine sindirmesine olanak yoktur!

★★★

Sayın Ecevit şöyle diyor:

“Ben sağlam bir gemiyle Türkiye’yi esenli kıyılara götürmeye çalışıyorum. Batmakta olan geminin kaptanı olmaya niyetim yok…”

İki sav da yanlış!

Her gün bir yeri çatırdayan, düşüncelerini söylemekten öte suçu olmayanların denize atıldığı bir geminin sağlamlığına insanları inandırmak artık çok
zor… CHP ise -iki nedenden dolayı- “batmakta olan gemi” değil artık…

Birinci neden, laikliğe yönelik saldırlar… Ve CHP’nin “ödünsüz” laiklik savunuculuğu görünümünde tek başına kalışı.

İkinci neden de Ecevit’in bizzat kendisi… İnsanların, DSP’de kapalı bulduğu kapıları CHP’de açık bulması… CHP’nin birleşmeye açık, DSP’nin ise
kapalı görünmesi..

CHP ile DSP bugün birleşse ne olur?

“Şeriat geliyor” korkusu içindekilerin büyük cephesi oluşur. ANAP ve DYP tabanlarından bile, büyük oranda oy gelir… iki partinin oy toplamı en az
ikiye katlanır… Ve Türkiye’yi esenliğe çıkaracak olan yol açılmış olur.

Ne yazık ki… Kitlelerin gözünde.. Ecevit şimdi,
bu oluşumun önündeki en büyük engel olarak görülüyor.

O’nu sevenler için çok hüzün verici bir görüntü!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın