Yazı Hakkında

Başlık:Şahinler Güvercinleşti!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:04 Eylül 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Şahinler Güvercinleşti!

Körfez’de şahin, Kıbrıs’ta güvercin.. Olur mu olur!

Körfez bunalımı sırasında bizde de hızlı şahinler vardı. Baş şahinin bir koyup yirmi alma vizyonu’nu, gazete köşelerinde cengâverce savunuyorlardı.. Türk ordusunun o savaşa fiilen’ katılıp Irak’a karşı kan dökmemiş oluşundan hep hayıflanmışlardır.

Hem de sonuçlar ortada olduğu halde.. Türkiye koyduğu biri de yitirdiği, ekonomik açıdan da Güneydoğu sorunu açısından da koşulları çok daha ağırlaştığı halde..

Ama o şahinler, şimdi Kıbrıs’ta güvercin.. Haksızlığa karşı direnenleri, gelecekteki büyük olumsuzlukları önlemeye çalışanları yerden yere vurup duruyorlar.

Ne değişti de onlar da değişti?

Amerika’nın tutumu!.. Amerika, Körfez savaşına Türkiye’nin de katılmasını istiyordu. Şimdi ise Kıbrıs’ta, Türkiye’nin havlu atmasını istiyor..

★★★

KKTC Meclisi’nin aldığı son kararın taşıdığı öğeler de çok açık, o öğelerin gerisindeki gerçekler de..

Ne diyor KKTC?

“-Bu koşullarda Kıbrıs’ta federasyon’ temeli üzerinde bir çözüm olanağı yoktur. Çünkü Romlar. Türklerin eşitliğini kabul etmiyorlar.. Eşitlik olmayınca federasyon da olamaz.'”

Niçin söyleniyor bu?

Çünkü -son bir yıl içinde- Romlar sadece ‘Rum cumhuriyetine, Türkleri yarı azınlık konumunda yamamaya çalışan’ önerileri kabul etmişler. Türklerin eşitliği anlamına gelecek tüm önerilere hayır demişler. 1993 haziranındaki Birleşmiş Milletler önerilerini Türk tarafı kabul ederken, Rum tarafı reddetmiş.

Ama suçlanan taraf gene Türkler!

Başka ne diyor KKTC?

Rum tarafı bir yandan Yunanistan’la siyasal ve asken açıdan bütünleşme yönünde adımlar atıyor öte yandan da Avrupa Birliği, Rum yönetimini tam üye olarak içine almaya hazırlanıyor. Bu durumda KKTC de Türkiye’ye daha yakınlaşmak zorundadır!”

Niçin söyleniyor bu?

Çünkü Rum yönetimi, Kıbrıs’ı Yunanistan’a fiilen bağlayacak girişimleri hızlandırmıştır. Ortak askeri manevralara hazırlamaktadır. Rum kesimi, kişi başına düşen silahlanmada, dünyada ön sıraya çıkmıştır.

Rum baskı gruplarının etkisindeki Amerikan yönetimi, Kıbrıs’ta Türkleri ‘azınlık’ konumuyla yetinmeye zorlayan çözümlerden yanadır. Yunanistan’ın da içinde bulunduğu Avrupa Birliği Rumları ‘ada’nın tek temsilcisi saymaktadır. Avrupa, işi KKTC mallarına ambargo uygulayıp. Türk tarafını ekonomik olarak çökertmek istemeye kadar da götürmüştür..

Batı, Türkleri iki seçenek karşısında bırakıyor: Ya teslim olup Rum cumhuriyetinin ikinci sınıf insanları olarak yaşamak (yanı bir anlamda 1974 öncesine dönmek, dökülen kanları, yirmi yıllık çabaları yok saymak) ya da varlığını sürdürebilmek için Türkiye’ye daha çok sığınmak..

Sanılanın tersine. KKTC son kararı ile köprüleri yakmıyor.. Rum dostlarını iki seçenek karşısında bırakıyor.

Ya aptalca bir yanlı tutumdan vazgeçip ‘federasyon’un, ancak iki tarafın siyasal eşitliği durumunda gerçekleşebileceğini kabul etmek ya da KKTC ye Türkiye ye bir ‘özerklik’ konumu içinde bağlanma dışında bir çıkış
yolu bırakmamak!..

KKTC’nin ve ona tam destek veren Soysal diplomasisinin son tutumunda hiç mi risk yok?

Elbette ki var!

Ama rahmetli Özal’ın Körfez macerasından çok daha az ve çok daha onurlu.

Üstelik birincisindeki riskler Batı’nın çıkarları uğruna alınıyordu.. Şimdi söz konusu olan ise kendi geleceğimiz; kendi insanımızın hakları ve özgürlükleri!..

İster sağcı isterse ‘solcu'(!) yatta altında olsunlar.. Eski ya da yeni Özalcılar’dan hiç değilse bir Yunan solcusunun yarısı kadar ‘ulusalcı’ olmalarını beklemeye hakkımız yok mu?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: