Yazı Hakkında

Başlık:Sarıklı Asker Olur mu?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Temmuz 1995, Pazar

 

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Sarıklı Asker Olur mu?

Kepi başörtüsünün üzerine giymekte direnen ve konuşurken, eliyle “tekbir” işareti yapan bir öğrenci.

Bu duruma izin vermediği için görevinden alınan bir okul yöneticisi.

37 kişinin çıra yapıldığı olayın benzerini yaratmak için, kışkırtıcılık işlevini üstlenen kitle iletişim organları ve kişiler.

İşte bugünün Sivas’ı!

Ve Tunceli’de, halkı döven, valiye küfreden “özel tim” elemanları.

İşte bugünün devleti!

Yarın bir “tarikat” üyesi, “İnancımın gereğidir” deyip askerlik görevini yaparken sakalını kesmemekte diretse… Gene aynı nedenden dolayı, başına asker kasketi koymayıp sarık baglasa…

Devlet ne yapacak?

Bu durumu kabullenmeyen komutanları görevlerinden mi alacak?

Müslüman olmayan, hatta dinsiz olan bir kadın, şortla ya da başı açık camiye giremiyor. Çünkü oraya girmeye onu zorlayan kimse yok. Ama kendi isteğiyle girmek istiyorsa caminin de kurallarına uymak zorundadır!

Erkek, askere kendi isteğiyle gitmediği halde, askerliğin kurallarına uymak zorundadır!

İmam, camide sarıklıdır. Ama milletvekili seçilse TBMM’ye sarıkla giremez. Tıpkı bir kadın milletvekilinin de şortla giremeyeceği gibi…

İsteyen kadın başını örter, isteyen erkek sakal uzatır. Ama kendi isteğiyle bir devlet kurumuna giren kadın, o kurumun kuralları gerektiriyorsa başı-
nı girerken açar: çıkınca yeniden kapatır… Askere giden erkek de sakalını keser, askerlik bitince yeniden uzatır.

Sayın Koç, “Sakalını kesmeyeni şirketlerime almam ” dese kim ne diyebilir? Peki devlet, “Öğretmenler, inançlarını belli edecek ve öğrenciler üzerinde baskı oluşturacak biçimde giyinemezler, sakal uzatamazlar” deyince buna itiraz etmenin geçerli bir mantığı olabilir mi?

★★★

Başörtüsünün inancın gereği olduğu da çok tartışmalıdır.

Nur Suresi şöyle diyor: “İnanan kadınlara da söyle… Kendiliğinden görünenler dışında süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarına salsınlar.”

Kendiliğinden görünen yerin sınırı belirlenmemiş. Öyleyse zamana ve koşullara göre değişebilir.

Kimisi saçlarını sıkı sıkıya saklamakla yetiniyor. Kimisi gözleri dışında her yerini kapatıyor. Kimisi de -Bayan Butto gibi- başörtüsünü yakasına salıyor, ama saçlarının yarısı açık.

Kuran’ın hiçbir yerinde, başörtüsüz dolaşmanın “günah” olduğu yazılı değil. Başörtüsüz dolaşana “ceza” öngörülmemiş. Erkeklerle ilgili bir önceki ayette de, kurala uymanın “daha temiz, daha nezahetli” olacağı söyleniyor.

Öyleyse aynı şey, kadının başını örtmesi konusunda da geçerlidir!

Peki İslamın başlangıcında bulunmayan bu kural, 12 yıl sonra niçin konmuş?

“Özgür kadın”lara sarkıntılığı önlemek için… Köle ve cariyelere sarkıntılığın cezası yok. Sarkıntılık eden, “Ben onu cariye sanmıştım” deyip kurtuluyor. Ömer de Hazret: Peygamber’e şöyle diyor:

– Allah’a yalvar da, özgür kadınları diğerlerinden ayıracak bir kural gelsin!

Bazı kitaplar, başını örten Müslüman cariyeleri, Hazreti Ömer’in -bu nedenden dolayı- dövdüğünü yazıyor…

★★★

Elbette ki herkes inancının gereğini yerine getirmekte serbest olmalı!

Ama insanlar, devletin kurallarını kendi inanç larına göre değiştirmeye zorladıklarında, farklı inançlar arasında çatışma giderek kaçınılmazlaşır.

Ve devlet, herkesin devleti olmaktan çıkar, tek bir inancın, hatta o tek inanç içindeki tek bir yorumun devleti olur.

Değişen koşullara, aklın ve bilimin ışığında çözümler bulma yolu da tıkanır, farklı inanç ve görüşten insanların, bir arada, barış içinde yaşama olanağı da…

Öyle bir devlette, halkı dövecek “özel görevliler giderek “genel görevlilere dönüşürler. Ama valilere falan küfretmezler, edemezler. Çünkü valiler de artık “kendilerinden birisi “dir!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: