Yazı Hakkında

Başlık:Satırlar Arasında…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Kasım 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Satırlar Arasında…

Mektuplar, mesajlar biriktikçe birikti.

Hepsine değinmek olanaksız Ama hiç değilse birkaç tanesini okurlarla paylaşmamaya gönlüm elvermiyor.

Birinci Ulusal Kültür Kongresi Başkanı Hıfzı Topuz,
kongrece kabul edilen bildirgeyi yollamış. Özellikle
küreselleşme ile ilgili satırları herkesin okuması gerekli.

“Globalleşme tek başına ne çağdaşlaşma ne Batılılaşma ne de evrenselleşmedir. Globalleşme, gelişme eşitsizlikleri içindeki bir uluslararası ortamda tüm ülkelerin bir tek ekonomi ve finans sistemine, eşitsiz ve adaletsiz bir biçimde bütünleştirilmeleri; devletin ekonomi ve finans alanındaki yetki ve güçlerinin çok uluslu ortaklıkların eline geçmesi demektir… Global kültür, her yerde ulusal ve yerel kültürü yıpratarak yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Ve altı özenle çizilen bir gerçek:

“Uluslararası çevrelerde bazı araştırmacılar, globalleşmenin dünyayı yeni yüzyılın başlarında karanlıklara sürüklemesinden söz etmektedirler.”

Numaracı cumhuriyetçileri baş köşelere yerleştirmiş
olan gazete yöneticileri., acaba bu ve benzeri satırları okumaya da zaman ayırabiliyorlar mı?

★★★

Büyük mimar Behruz Çinici isyan ediyor:

“İstanbul ’daki yeşil farelerine artık bütün birikimimle savaş açmış bulunuyorum. Son 5 yıl içinde bu katliamı hayretler, içinde izledim. Resmi görev sürecinde de daima çözüm aradım. Kent ve mimarlık sorunlarında ülke tam bir karmaşa içinde. Tabii bu durum spekülatörlerin de işine geliyor. Kentler kültür çevreleriyle de yağmalanıyor. ”

Çinici’nin imzası, İstanbul’da her dairesi bir milyon
ile iki buçuk milyon dolara satılan bir site inşaatının
üzerindeydi. Adı fiyatları katlıyor, ama kendisi o dairelerden birisini bile alamıyordu.

Mektubundan, imzası bulunan inşaatın doğaya ve
yasalara ters bir biçimde yürütüldüğünü öğrendiği anlaşılıyor. Yüklüce bir ücret aldığı halde, inançlarına
ters bir duruma razı olamıyor. Çekiliyor ve tüm yetkilileri uyarıyor.

Başbakanlık Başdanışmanı… Uluslararası düzeyde
üne sahip bir mimar… İstanbul’da katledilen bir doğa… Ve çıkar ağının girdabında savaş veren tek kişilik bir ordu…

★★★

TCDD Genel Müdürü Tekin Çınar, “Bir Komünistlik Yaptım” başlıklı yazım üzerine çok nazik ve anlamlı bir mektup yollamış. Bazı gerçeklerin altını çiziyor;

“Demiryolları ulaşımı; hat kapasitesi, arazı işgali petrole bağımlı olmaması, çevre dostu olması gibi sayısız üstünlüklere sahiptir. Aynca her yıl binlerce vatandaşımızın trafik canavarına kurban gittiği düşünülecek olursa, konunun önemi ve ciddiyeti daha iyi anlaşılacaktır.”

Sayın Çınar, gelişmiş ülkelerde demiryolları ile havayollarının başa baş bir yani içinde olduklarını söylüyor. Cumhuriyetimizin ilk yıllanma -yokluğa ve yoksulluğa karşın- 4 bin kilometre demiryolunun yapılmış
olduğunu anımsatıyor 1950’den bugüne kadar ki unutulmuşluktan söz ediyor.

Ve ekliyor:

“Demiryolu ulaşımı karayoluna göne daha az bir
maliyet gerektirmektedir. “Her şey öylesine açık ki!

***

Çetin Demirci, ADD Ardahan Şubesi Kurucu İkinci Başkanı… İşte mektubundan iki satır:

“Ardahan’da milli eğitimde değişen bir şey olmadı. öğretmenler hâlâ türbanla derse giriyorlar.”

İstanbul’dan Avukat B. Fazlı Tümer, özellikle “Madalyonun Öteki Yüzü” başlıklı yazımdan çok etkilenmiş. Mektubunun her satın çok düşünülerek tartılarak kaleme alınmış. Mutluluk ve güç veriyor. İstanbul’dan L.Billur Özbay’da aynı çizgiyi şu satırlarla sürdürüyor:

“Yağmurdereli ve Yaşar Kemal gibi kişiler adeta
birer halk kahramanı gibi sunulmak isteniyorlar. Bu konunun peşini lütfen bırakmayın. Sabırla, usanmadan
gözümüze sakarcasına, lütfen meşalenizi tutmaya
devam edin!”

Edirne Uzunköprü’den Ziya Gökerküçıük ise Susurluk’taki açıkhava toplantısındaki bazı görüntülere
yönelik eleştirilerimi eleştiriyor. Bilgi veriyor:

“Ben ve benim gibi on binlerce insan, sol particikler adına gitmedik. Kamu emekçisi olarak gittik. Ayrıca beş tane sol particik varken 14 tane de kitle örgütü vardı. DİSK‘den Halkevleri’ne ve Mülkiyeliler Birliği’ne kadar., ve inancım odur ki oraya katılanların büyük çoğunluğu Mustafa Kemal’in amaçladığı bir ülke için orada idi. “

Ben o yazımda, halka ters gelecek bazı tutumlar
dan söz etmiştim Türk bayrağının bulunmaması ve
ezan okunması sırasında saygısız tepkiler gösterilmiş
olması gibi… Geçmişte “sorun halktan soyutlanmasına katkısı bulunan bazı tutumları anımsamış ve anımsatmıştım!

***

Son satırlar Prof. Osman Coşkunoğlu na ait.

24 yıl yurtdışında kaldıktan sonra ODTU’ye öğretim üyesi olmuş. Biraz da olumlulukları görmek ve göstermek gerektiğini savunan “Bardağın Dolu Yanı”
başlıklı yazımı “son derece önemli’’ görmüş.

İki varsayımı var:

“Birincisi, ülkemizdeki olumsuzlukların en önemli kaynağı, Kemalist düşünceyi benimsemiş kişilerin ülke
kaderi üzerindeki etkisinin yetersizliğidir. İkincisi, bu
yetersizliğin önemli nedenlerinden biri de güçlü ve yapıcı fikir ve eylem üretmek yerine; zaten sınırlı olan
enerjiler olumsuzluklardan yalanmaya harcanıyor.”

Ve bu konuda Cumhuriyet gazetesini de eleştiriyor..
Bazı köşe yazıları, ikinci sayfadaki bazı yazılar ve bazı
haberlerin veriliş biçimleri nedeniyle.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: