Yazı Hakkında

Başlık:Şecaat Arzederken…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:24 Mart 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Şecaat Arzederken…

Susmak, yanlışı savunmaktan iyidir

İnsanlar bazı eleştirileri okur geçerler. Ama eleştiride değinilen yanlışları savunmaya kalkanlar olunca,
yeniden dönüp üzerinde düşünmek gereğini duyarlar.

Ve savunulan yanlış onlara daha çok batar.

Bir süre önce, Bekir Coşkun, köşesinde “Evren ‘den mektup” yayımladı… 12 Eylül’ün baş sorumlusunun, o köşede yapılmış eleştirilere yanıt niteliğindeki bir mektuptu bu.

Neler vardı bu mektupta?

Türk Dil ve Tarih Kurumları’nın kapatılmayıp “bir çatı altında muhafaza edildikleri”;ve de görevlerinii “başarı ile” sürdürdükleri… İmam okulu mezunlarınına kaymakam, vali, savcı olma kapısını ise kendilerinin aç-
madığı; bütün “meslek okulu mezunlarına” bu hakkı sağladıkları…vardı.

Her iki yanıt da, parlak bir “zekâ” ürünü… Aziz Nesin’i  mezarında kıskandıracak bir “mizah” başyapıtı…

Atatürk’ün kurduğu iki derneği, yasalara aykırı olarak kapat. Üyelerini at. Emir komuta zinciri altında,
bir “devlet dairesi” haline getir. Atatürk’ün vasiyetini
ve “miras hakkı”nı çiğne: bu iki derneğe bıraktığı gelirlerine el koyup, senin atadığın memurlara ver…

Tıpkı komşunun çocuklarına babalarından kalan
pastacı dükkânını ellerinden alıp, kendi adamlarına
işkembeci yapmak gibi bir şey…

Sonra da -ellerini yana açıp-, “Valfa ismi hâlâ pastane, değişen ne var ki?” de…

Böylesine zekâ fışkıran bir yanıt karşısında, elbette ki söyleyecek söz bulamazsınız…

★★★

İmam okulu konusundaki savunma daha da müthiş!

Meğer 12 Eylül bütün meslek okullarına, SBF ve
hukuk fakültelerinin kapılarını açmış… Yoksa imam
okulunu bitirenlere bir ayrıcalık tanımamış.. Kendi
deyimi ile, “bu, fırsat eşitliğinin bir gereği” imiş.

Alkışlar…

Fırsat eşitliğini hep solcular savunur. Marmaris
emeklisi meğer ne kadar solcu imiş de haberimiz
yokmuş.

“Atatürkçü” olduğu kadar da “solcu”(!)…

Atatürk’ün partisini kapatan; Atatürk’ün demek olarak oluşturduğu Türk Dil ve Tarih Kurumları’nı kapatan Atatürk’ün bağımsız “Çocuk Esirgeme Kurumu”nu bile kapatıp devlet dairesi yapan.. Atatürk’ün
en önemli devrim yasalarından birisi olan “Eğitimin
Birliği Yasası” ile imam yetiştirmek üzere öngörülmüş
olan okullarda, devletin valisinin, yargıcının yetişmesini sağlayan.. Dış ülkelere yollanan din adamları konusunda, Suudi Arabistan’ın “Rabıta-tül İslam”ı ile iş-birliği yapan.. Atatürk’ün laik Cumhuriyetinin anaya-
sasına -dünyada belki de tek örnek olarak- “zorunlu din dersleri”ni koyan..

Bunlara karşı Anayasa Mahkemesine gidilmesi
yollarını da özenle tıkayan…

Ve Prof. Şerafettin Turan, Prof. Bozkurt Güvenç
ve Doç. Gencay Şaylan’ın belgeledikleri üzere,
“Türk-İslam sentezi”ni devletin “resmi ideoloji”si yapan… bir “büyük Atatürkçü” (!)…

Kamu görevlilerinin, işçilerin, gençlerin ellerini kollarını bağlayıp; meydanı inanç ve para sömürücülerine bırakan.. Üniversiteleri çökerten.. Özerk kurumları bir bir yok eden.. Bağımsız yargının düşmanı.. Ama “fırsat eşitliği” âşığı.. bir “büyük solcu”(!)…

Ne denebilir ki?

Tanrı Türkiye’yi böyle “Atatürkçü”ve “solcu “lardan korusun!

★ ★★

Konuşma özgürlüğü, demokrasinin erdemlerinden
birisidir… İnsanlar açıkça konuşmalı ki, doğrular ve
bazen de- o insanların çapları, daha kolay anlaşılabilsin…

Ama bazen konuşmamak daha da büyük bir erdemdir.

Çünkü yanlışı kabullenmenin kendisi büyük bir erdemdir…

Toplantılarına “Atatürkçülük adı ede ede Atatürk’e
ihanet edenler”i çağırmayanları ve bu arada Marmaris ADD yönetimini bir kez daha saygıyla selamlıyorum!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: