Yazı Hakkında

Başlık:Seçim ve Çözüm
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:19 Aralık 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Seçim ve Çözüm

Gerçek bazen çok yalındır.

Ve farkında olmadan, onu biz karmaşık hale sokmak için elimizden geleni yaparız.

Siyaset de bir anlamda sorun çözme sanatıdır.

Ve farkında olmadan, onu da biz bir çözümsüzlük yaratmak sanatına dönüştürebiliriz.

Siyaset mühendisliğinin üç aşaması vardır: Önce sorunu, ayrıntılardan ayıklayarak tanımlarsınız. Sonra sorunun en önemli yanlarını giderebilecek çözümleri alt alta sıralarsınız. Ve en az sakıncalı olanı seçer uygularsınız.

Bunu yaparken eğer fazla ince ve fazla ‘kurnaz’ olmaya kalkarsanız, haliniz Türk solunun bugünkü haline döner. Tıpkı ‘birleşme mühendisliğini’nin’birleşmeme
mühendisliği’ne dönüşmesi gibi…

Türkiye’nin gündemindeki önemli sorunlardan birisi, yaklaşan seçimlerdir.

Önce yerel seçimler. Ve belki de -DEP’li milletvekilleri TBMM dışında kalırlarsa- ara seçimler..

Seçim niçin sorun olur?

Demokrasilerde seçim, toplumdaki güç dengesini saptamanın barışçıl bir aracıdır. Toplumdaki güçler dengesi ortaya çıkar. En güçlüler yönetime gelir. En güçlüler yönetimde olduğu için siyasal iktidarın otoritesini dışarıdan sarsmanın yolu yoktur.

Böylece siyasal ve toplumsal istikrar güvence altına alınmış olur…

Ama seçim eğer istikrar değil de istikrarsızlık vaat ediyorsa, sorundur. Çözmek gerekir!

Seçim, toplumdaki güç dengesinin siyasal iktidara iyi yansımasına olanak verdiği ölçüde ‘istikrar’ getirir.

Seçim, toplumsal çıkarların gerektirdiği ‘uzun vadeli’ kararların alınıp uygulanmasına olanak verecek bir iktidarın oluşum yolunu açtığı ölçüde istikrar aracıdır.

Ve Türkiye gibi ‘geçiş hali’ndeki toplumlarda, ‘istikrar’ gelişmiş demokrasilerden çok daha önemlidir.

Bugün Türkiye’de seçimin ‘istikrarsızlık’ getirmesinden niçin korkuluyor’

1) Çünkü seçim sistemimiz, azınlığın İktidar olmasına olanak veriyor. Örneğin -oyların dağılması sayesinde- yüzde 23-24 oyla, ‘şeriatçı’ bir aday İstanbul’a belediye başkanı olabilir.

2) Seçim sistemimiz, toplumdaki güç dengesinin, başka bir deyişle ‘toplumsal irade’nin siyasal iktidara adaletli’ bir biçimde yansımasına izin vermiyor. Örneğin bir parti 35 bin oyla bir milletvekili çıkarırken başka bir parti
ancak 350 bin oyla bir milletvekili çıkarabiliyor.

3) Genel seçim, yerel seçim, ara seçim zinciri, ülkeyi sık sık seçim ortamına sokuyor. İktidardaki parti ya da partiler, seçimlerde başarısız olmamak için, kısa vadeli adımlar uzun vadeli çalışmalara tercih etmek zorunda
kalıyorlar. ‘Seçim ekonomisi’ ekonomik bunalımı arttırıyor.

4) PKK baskısı Güneydoğu’da ‘özgür’ bir seçim yapılabilmesini neredeyse olanaksız kılıyor. Siyasal partilerin serbestçe çalışamadıkları, adayların ‘korkusuzca’ ortaya çıkamadığı bir ortamda ‘demokratik’ seçimlerden söz etmeye olanak yok. O bölgeden seçileceklerin, gerçekten halkın mı yoksa PKK’nın mı temsilcisi olacağı belli değil.

★★★

Mucize yok ama çözüm var.

1) Küçük bir anayasa değişikliği ile yerel seçimlerle genel seçimlerin aynı anda yapılması karara bağlanmalıdır. Martta yapılması gereken yerel seçimlerin bir yıl ertelenmesi ve genel seçimlerle birlikte 1995’te yapılması sağlanmalıdır.

Böylece bir yandan sık sık seçim yapılması önlenmiş, öte yandan da yerel yönetimler ile siyasal iktidar arasındaki çatışmaların en aza inmesi olasılığı artmış olacaktır.

2) Sayın Ecevit ‘in de önerisine uygun olarak, milletvekilleri yedekleriyle birlikte seçilmelidir. Bir milletvekili öldüğü ayrıldığı ya da milletvekilliği düştüğü zaman, yerine ‘aynı partideki’ yedeği geçmelidir.

Böylece hem ara seçim yapılmasına gerek kalmayacak hem de seçim adaletsizliğinin daha da büyümesi önlenmiş olacaktır. (Boşalan milletvekilliği küçük bir partiden olduğunda ara seçim tek milletvekili için yapılacağından onu da büyük partiler kazanacaktır.)

3) Yerel ve genel seçimler iki türlü yapılmalıdır. Birinci turda yüzde 15’ten fazla oy alabilen aday ve listeler ikinci tura katılmalıdır Ama ikinci turda, tam bir ‘orantılı temsil’ sistemi uygulanmalıdır.

Böylece, azınlık oylarıyla sürpriz bir belediye başkanı seçilmesi zorlaşacaktır, bir. Barajı geçemeyen partilerin oyları boşa gitmeyecek, toplumsal güçler dengesi karar organlarına daha hakça yansımış olacak, iki…

4) Bütün seçimler 1995’te yapılacağı için Güneydoğu’da ‘özgür’ seçimlerin yapılabilmesine elverecek koşulların hazırlanabilmesi açısından zaman kazanılmış olacaktır. Üstelik ekonominin kısa vadeli kararlarla daha da
bozulmasının önüne geçilecektir.

Evet, çözüm var.

Eğer ülkenin genel yararını, kısa vadeli küçük hesapların üzerine çıkarabiliyorsanız. Ve ayrıntılar içinde kaybolmayacak kadar küçük değilseniz!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: