Yazı Hakkında

Başlık:Senaryo Değil, Gerçek!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:01 Ağustos 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ
AHMET TANER KIŞLALI

Senaryo Değil, Gerçek!

Bugün size, üç bölümlü ve “çok anlamlı” bir öyküm var.

Birinci bölüm…

Katolik bayan Elizabeth ile Alman Yahudisi bay Joseph evlenirler. Bu evlilikten. 1933 yılında Jack ve Oscar adlı ikizler dünyaya gelir. Ama mutluluk altı ay sonra biter ve eşler -çocuktan paylaşarak- boşanırlar.

Jack, babası ile birlikte, İngiliz sömürgesi Karaibler’e gider ve tam bir Yahudi olarak yetiştirilir. Oscar ise, annesi ile birlikte, Nazi işgalindeki Çekoslovakya’ya göç eder. “Yahudilerden nefret etmesi gerektiğini” öğreten resmi bir eğitimden geçer.

Jack, Karaib adalarındaki zenci çocuklarla dost olarak büyür. Oscar ise, Nazi gençlik örgütüne katılır. Koyu bir ırkçı olur. Arkadaşlarıyla birlikte Yahudi mahallelerine saldırılara katılır.

Birbirlerinden ve ailenin başlangıçtaki yapısından habersizdirler. Jack, ırkçılık karşıtı ve Nazi düşmanıdır. Oscar da ırkçı ve Yahudi düşmanı…

★★★

İkinci bölüm…

Olan olur ve günün birinde, iki kardeş “acı gerçeği” öğrenirler. Öğrendikleri andan başlayarak da, huzur içinde uyumaları olanaksızlaşır.

İkisi de hemen her gece, benzer korkulu düşler görürler.

Öldürmek üzere olduğu bir Yahudi gencinin ikiz kardeşi olduğunu son anda fark etmek gibi.. Öldürmek üzere olduğu genç bir Nazinin ikiz kardeşi olduğunu son anda anlamak gibi..

Ve 1954 yılında, 21 yaşında iken Avrupa’da buluşurlar.

Çok sert bir siyasal kavga olur aralarında. 25 yıl daha görüşmemek üzere ayrılırlar.

★ ★★

Üçüncü ve son bölüm…

1976 yılında ikinci kez bir araya gelirler. Artık ikisi de 46 yaşındadır. Gençlik ateşleri küllenmiş, daha ılımlı ve hoşgörülü olmuşlardır.

Dünyaya at gözlükleri ile bakmaktan çıktıktan için, daha önce ayrımına varmadıktan bir olguyu giderek keşfederler.

Neredeyse aynı giysileri giymektedirler.. İkisi de bol baharatlı yemekler sevmektedir. İkisi de lastik bileklik takmaktadır.. İkisi de televizyon seyrederken uyumaktadır.. İkisi de inatçıdır ve tiyatro seyrederken hapşırmak gibi kötü bir huya sahiptir.

★★★

Acaba bu, güzel bir film senaryosu mu?

Hayır. Kötü, ama gerçek bir yaşam öyküsü.. Zafer Arapkirli’nin geçenlerde Milliyet’e Londra’dan yazdığı, gerçek bir yaşam öyküsü.

Eğitimin gücü… Paylaşılan ortamın insanlar üzerindeki etkisi… Ve aynı genleri taşıyan, doğuştan tıpatıp aynı olan ikiz kardeşten iki düşman yaratan acıklı bir süreç…

Bu olay bir istisna mıdır?

Hayır. Koşullar oluştuğu zaman, her zaman aynı sonucu verecek olan bir genel durumdur, toplumsal bir yasadır!

Bu köşenin okurları, somut örnekleri belki henüz unutmamışlardır. Çocukluk arkadaşlarından yaratılan düşmanlar. Biri İzmir’de özel kolejde, diğeri Denizli’de imam okulunda okuyan iki kardeşin, aynı evi paylaşmak zorunda kalan iki düşmana dönüşmesi…
Ve daha neler.

Bunlar hep neyin kanıtıdır?

Yurttaşların devlet eliyle iki karşıt eğitimden geçirilmesinin, bu ülkeye ve bu topluma yapılabilecek en büyük kötülük olduğunun kanıtı…

Jack ile Oscar’ın öyküsünü herkese okutmalı. Ve unutmamaları için, pek sayın milletvekillerimizin çalışma masalarının da tam karşısına, duvara asmalı!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: