Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Senaryo Değişti, Oyuncular Farkında Değil…

Yazı Hakkında

Başlık:Senaryo Değişti, Oyuncular Farkında Değil…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.5)
Tarih: 08 Mayıs 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Senaryo Değişti, Oyuncular Farkında Değil…

1960’lı yıllardaydı. İsmet İnönü Cumhurbaşkanı’na
çıkmak gereğini duymuştu.
Ülkücüler devletin silahlı çetelerine dönüşmüştü.
Solcu gençliği ezmek ve hukuk devleti kuralları
içinde susturulamayan bir kesimi “hizaya getirmek”
görevi onlara verilmiş gibiydi.
Silah kullanmayı, yakın dövüşü, baskın yapmayı
“komando kampları”nda öğrenmişlerdi. Devletin
gözü önünde ve adeta koruması altında.
Onlar cezalandırıyordu.. Gerekirse öldürüyordu..
Ve polis “iş” bittikten, görev tamamlandıktan
sonra yetişiyordu (!)..
Bazı solcu gençler de “kendilerini korumak için”
silahlanmaya başlamışlardı.
İsmet Paşa Çankaya’ya uyarı için çıktı. Ve Cevdet
Sunay’dan kısa bir yanıt aldı:
– Merak buyurmayın paşam!.. Ülkücü çocuklardan
zarar gelmez. Onlar devlete sahip çıkıyorlar.
O dönemlerde Hacettepe Üniversitesi’nde öğretim
görevlisi idim.
Üniversitedeki ülkü ocakları başkanı, bir bölüme
asistan yapılmıştı. Oysa sınıfının sonuncularındandı
ve yabancı dil bile bilmiyordu. Ben de uyarı için
rektöre çıktım.
Ve Sayın Doğramacı’dan zılgıtı yedim:
– Bu vatanperver çocuklardan alıp veremediğin
nedir?
Sayın Demirel o zamanlar Başbakan’dı… Onun
devre dışı kalmasından sonra, “dava”yı 12 Eylülcüler
devraldılar. “Türk-İslam sentezi” resmi ideoloji
oldu.
Ülkücü gençler, artık Orta Asya’dan ve “kurt”tan
esinlenmeyi bir yana bırakma yoluna girdiler. Bulundukları
ortamları “tekbir” sesleri ile inletmeye
başladılar.

★★★

Dönem değişti. Köprülerin altından çok sular aktı.
Sovyetler Birliği yıkıldı. Komünizm “tehlike” olmaktan
çıktı. Devletin ülkücülere gereksinmesi kalmadı.
Ve devlet için şiddet kullananların bir kısmı, bu
işi kendi çıkarları için yapar oldular.. Susurluk’a giden
yolda artık dönüş yoktu..
Yanıtlanması gereken iki soru var:
Bir… Eğer işlevleri bittiyse, yeni bir ülkücü kuşak
niçin yetişti?
Devletin artık onlara gereksinmesi kalmadığı
doğru. Ama toplumsal çarpıklıkların yarattığı bir
gençlik kesimi, sürekli yeni kan kazanıyor. Çünkü
kendini güçsüz hissediyor ve kızgın.
Kızgınlığını yönelteceği yeni düşmanlar bulmakta
da gecikmiyor. PKK var, etnik ayrımcılık var,
toplumundan soyutlanmış bir “avuç” solcu var.
İki… Eğer işlevleri bittiyse, devlet niçin “hâlâ” ülkücüleri
koruyor, kolluyor?
Milli Güvenlik Kurulu’nun, ülkücüleri… “irtica”
ve “etnik bölücülük”ten sonra, en önemli tehlike
saymaya başladığı doğru. Ama o görüşü benimsemiş
olanlar, devletin içinde çok sağlam örgütlenmişler.
Özellikle de “eğitım”de ve “polis”te…

★★★

Mustafa Balbay geçenlerde, sadece bu yılın ilk
aylarındaki bazı olayları alt alta koydu.
Oruç tutmadığı için öldürülenden.. İzzet Baysal
Üniversitesi’ndeki cinayete.. tüm dünyanın dehşetle
izlediği “pencereden atma” girişimine kadar.
Hepsinin de altında “ülkücü” imzası var.
“Türban” olaylarında da sık sık aynı imza karşımıza
çıkıyor. Üniversitelerimizdeki son saldırılarda
da..
Sanki bir eski film “yeni versiyonu” ile sunulmak
isteniyor gibi.
Oysa senaryonun yazarları değişmiş.. Senaryonun
kendisi değişmiş.. Ama oyuncuların bir bölümü
bunun ayrımında değiller.
Ne ülkücüler bunun ayrımında.. ne de polislerimizin
bazıları.
Ve yeni filmi yeni senaryo ile çekmek isteyenler,
bu işe bozulmaya başlıyorlar… Yeni senaryodaki
“kötü adam” çoktaaan değişti!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın