Yazı Hakkında

Başlık:SHP’de Adaylar ve Yanılgılar
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:29 Ağustos 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

A. TANER KIŞLALI

SHP’de Adaylar ve Yanılgılar

Siyaset ve devlet adamlarını üç acıdan değerlendirmek gerekir: Kişilikleriyle, siyasal doğrultularıyla ve yaptıklarıyla..

Bu ölçütler elbette ki -çok acıklı bir noktada bulunan- SHP’ye genel başkan olmak isteyenler için de geçerli.

Hangi aday kavgacı, hangisi uzlaşmacı? Hangisi insanlarla diyalog kurabilme yeteneğine ve dengeli bir kişiliğe sahip? Sizi içtenliğine inandırabiliyor mu, yoksa ‘parıltılı’ lafları bir tiyatrocu profesyonelliği ile ‘tirat’ okur gibi mi söylüyor? Hatalarını kabule, kendini yenilemeye açık mı?

Kısacası ‘inandırıcı’ mı? ‘İçtenlikli’ mi?.. Çok önemli!

Gerçek, bilinçli bir sosyal demokrat mı? Kemalizm ile ‘Ortanın Solu’ ve giderek ‘Demokratik Sol’ arasındaki ‘doğal’ bağlantıyı kurabiliyor mu? Her ‘değişim’ isteğinin ilericilik, solculuk olmadığının ayrımında mı?

Bu ülkede Atatürk yıkılarak hiçbir ‘olumlu’ şey yapılamayacağına inanıyor mu? Yoksa partisinin bayrağındaki ‘altı ok’a, bazı ‘geleneksel’ seçmenleri koruyabilmek için tahammül eden gizli bir Özal hayranı ve ‘2. Cumhuriyetçi’ dostu mu?..

Bunlar da çok önemli!

Neler yapmış? Geçmişi başarılı ve tutarlı mı; yoksa başarısızlıklar duş kırıklıkları ve ‘kararsız’ davranışlarla mı dolu? İyi bir yönetici olduğunu kanıtlamış mı? ‘Dürüst’ mü? Geçmişiyle kitlelere ‘umut’ verebiliyor mu?

Etrafında ‘tutarlı’ ve ‘nitelikli’ bir kadro oluşturma yeteneği var mı?..

Bunların da önemi yadsınamaz!

★★★

SHP’li genel başkan adaylarının kişilikleri belli. Geçmişte neler yaptıkları belli. Ama kafalarındaki ideolojik doğrultunun çok net olduğunu söylemek zor..

Kimisi ‘etnik delege’ye ters düşme korkusu ile net olmaktan kaçınıyor. Kimisi Atatürk ve sosyal demokrasi düşmanı bazı gazetecilere ve bazı özel TV’lere sevimli görünebilme içgüdüsü ile seçmenine ters düşme tehlikesi arasında bocalıyor.

Elbette ki, toplumsal düzen bozukluklarla dolu. Elbette ki, yeniden yapılanma gereksinmesi birçok alanda kendini hissettiriyor.

Atatürk’ün temellerini attığı devletin, Kemalizm’e karşı siyasal iktidarların ellerinde çarpıtıldığını bilmeyen mi var? Bugünkü çürümüşlükte Özalcı ‘son darbe’nin etkisini kim yadsıyabilir?

Bu devlet örgütünü, ‘laiklik, demokrasi ve Kemalizm’ karşıtlarının ellerine adım adım terk edenler kimler?

Önce boz, kokuştur. Sonra da utanmadan çıkıp, “Bu baştan aşağı bozuk, yıkıp yenisini kurmaktan başka çare yok de. Bırakın bu yüzsüzlüğü, bu sahteciliği, -temsilcileri Ankara’nın yüksek bir yerinde oturan- eski
sağcılar ile -önde gelen temsilcileri toprak olmuş- kendilerini ‘2. Cumhuriyetçi’ ilan eden yeni sağcılar yapsınlar.

Ama bu ‘hain’liği Atatürk’ün kurduğu partinin mirasına sahip çıkanların yapmaya haklan yoktur’..

Cumhuriyet’ten arkadaşımız Yılmaz Gümüşbaş, SHP’nin genel başkan adaylarına ilginç sorular yöneltmişti. Bunların içinde bir tanesi vardı ki, ‘turnusol’ kâğıdı niteliğindeydi. İdeolojik açıdan bir ‘mihenk taşı’ydı:

– Çağdaş sosyal demokrasi ile Kemalizm arasındaki bağlantı konusunda görüşleriniz nelerdir?

Sayın Karayalçın’ın yanıtı şöyleydi:

“- Kemalizm, cumhuriyeti kuran ilerici bir hareket ya da liberal ve sosyalist düşüncelerin Türkiye koşullarında yoğrulduğu bir akım olarak değerlendirilebilir. Kemalizmin temel özelliği, dönüşümlere açık bir sistem olmasıdır. Nitekim CHP’nin geçirdiği dönüşümler de bunun kanıtıdır. Tanım nasıl yapılırsa yapılsın. Avrupa şablonuna uymasa da, Türkiye’de sosyal demokrat hareket, Kemalizm’in yarattığı bir ortamda doğmuş ve gelişmiştir.”

Yanıt doğruydu.

Sayın Çakmur’un yanıtı, daha sonra, yayımladığı bildiride yer aldı:

“- 1923’te sorunlar çözümlenirken çare 1923’te mi arandı ki, biz çareyi 70 yıl öncesinde arayalım. Eğer 1923’te kurulan cumhuriyeti 1993’te kurmuş olsaydık, aynı şekilde mi kurardık?”

Sayın Gürkan’ın yanıtı ise kendisini desteklemek için yarıştan çekilen Sayın Karakaş’ın ağzından verildi sayılabilir:

“- Geleceği geçmişte arayanların SHP’ye ve sosyal demokrat harekete yapabilecekleri bir katkı yoktur!.”

Alın size bayrağında ‘altı ok’ bulunan partiyi yönetmek iddiasıyla onaya çıkan iki kafa Kemalizm’in de sosyal demokrasinin de dünyanın son yıllarda yaşadığı baş döndürücü değişimlerin de yeterince kavranılmamış olduğu kuşkusunu verdiklerini söylemek bile çok
hafif kalmıyor mu?

Bu bakış açısının, SHP’li Kültür Bakanı’nın ‘Atatürk düşmanı ve 2. Cumhuriyetçi’, sövme uzmanı ‘baş’ danışmanından kocaman bir aferin almayacağını kim söyleyebilir?

Atalarımız ne güzel söylemiş: “Dostunun kim olduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!..”

Alkışların nerelerden geldiğini ‘ibret’, ‘hüzün’ ve -SHP adına- giderek azalan bir ‘umut’la izliyorum…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: