Yazı Hakkında

Başlık:SHP’de Liderlik Sorunu…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:12 Ocak 1992, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

SHP’de Liderlik Sorunu…

Askerlikte bilinen bir kuraldır:
Savaşın başında yapılan stratejik bir hatayı düzeltmek zordur!
Tıpkı hiç bilmeyen birine piyano çalmasını öğretmenin, kötü çalan birinin tekniğini düzeltmekten çok daha kolay olması gibi.
SHP, kuruluşundaki iki temel yanlışlığın cezasını çekiyor:
Birinci yanlış yapısaldı, bir “hizipler koalisyonu” olarak kurulmasıydı. İkinci yanlış, liderlik konusunun çok hafife
alınmasıydı.

★ ★ ★

Nehru öldüğü zaman Hindistan Kongre Partisi içinde birçok lider adayı vardı. Ama hiçbirisi, o aşamada kendini çoğunluğa kabul ettirebilecek güce sahip değildi.
Üzerinde “geçici” olarak birleşilecek bir isim arandı. Zamanı geldiğinde itilip yeri “kolaylıkla” alınabilecek bir isim.
İndra Gandi, bu ölçülere uygun “ideal” bir adaydı. Nehru’nun kızı olduğu için kimse itiraz edemezdi. Deneyimsiz bir kadın olarak da başarma şansı yoktu.
Ama hesaplar doğru çıkmadı. Kendisini ölünceye kadar partinin başından atamadıkları gibi, daha sonra oğlu Rajiv’in gelip onun da ölünceye kadar orada kalmasını engelleyemediler.

İktidar güç demektir. Gücü elinde bulunduranı yenmek ise zordur… İnsanlar, güçlüden yana olmanın rahatlığını hep çekici ve “güvenli” bulurlar…

Erdal İnönü’yü -soyadından dolayı- bir “geçiş dönemi” hesabı ile âdeta yalvararak getirenler yanıldılar. Kolaylıkla gitmeyeceğini anladıklarında iş işten geçmişti.

Ama “Erdal Bey’in zaman içinde -İndra Gandi gibi- “tartışılmaz” lider olacağını sananlar da yanıldılar.

Sayın İnönü ne gidiyor, ne de yerleşebiliyor.

Tıpkı Nietzsche’nin yazdığı gibi. Hani mıknatıs demire sormuş:

— En çok kimden nefret edersin?

— Senden, demiş demir; çünkü çekersin, ama kendinde tutacak kadar gücün yoktur…

★ ★ ★

Erdal İnönü, 1983’ten beri partinin başında ve hâlâ örgütün yarıya yakınının desteğine sahip değil. Hâlâ tartışmalı bir genel başkan… Genel başkanlık yıllarını iyi kullanamadığı bu sonuçla açık.

Deniz Baykal, CHP’den beri lider adayı ve hâlâ tabanın çoğunluğu tarafından istenmiyor. Genel sekreterlik fırsatını iyi değerlendiremedi. Dar kadroculuk anlayışından kurtulup, çevresini genişletemedi. Karşısında olanların bir bölümünü olsun kazanıp kendini “doğal lider” konumuna getiremedi. Yazarak, konuşarak, basına anlatarak bir “umut” yaratamadı Açık ve kararlı olamadı.

Bilinen bazı önemli niteliklerine karşın güven vermiyor.
Üçüncü bir isim arayışları giderek yoğunlaşıyor. Akla ilk gelen isimler ise Murat Karayalçın ile Mümtaz Soysal.

Karayalçın’ın çok başarılı görüldüğü belediye başkanlığı dönemini tamamlaması, büyük projelerini en azından gözle görülür bir noktaya getirmesi çok önemli. Hem kendisi açısından hem de partisi açısından…

Soysal ise “aktif” siyasette henüz çok yeni. Aydınlar arasında sahip olduğu saygınlığa, tabanın desteğini de eklemek için zamana gereksinmesi var… Parti içinde belirli aşamalarda “pişmeden” genel başkanlığa atlamanın sakıncaları Erdal İnönü’de yaşanıyor.

★ ★ ★

SHP’nin liderlik sorununa çözüm nedir?

Eğer Erdal İnönü, Karayalçın ya da Soysal’dan birini kendi adayı olarak kurultaya sunup bir tür “onursal önder” konumuna çekilse, sorun çözülebilir. Bugün olmazsa altı ay sonra…

Ama İnönü-Baykal ikilemi karşısında partiyi bölünmekten ve erimekten kurtaracak tek çıkar yol kalıyor: Liderlik sorununu şimdilik ikinci plana atacak bir formül bulmak!..

Lideri partinin vitrini olmaktan çıkaracak, “eşitler arasında birinci” konumuna getirecek bir formül!..

Bu konuyu da gelecek haftaki yazımda ele alacağım.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: