Yazı Hakkında

Başlık:Sıcak Bir Konu
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Eylül 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Sıcak Bir Konu

Prof. Türker Alkan ile aynı gün aynı konuyu işlemişiz.

Ben Cumhuriyet’te, o Radikal’de… İkimiz de “Din nedir” sorusunun yanıtını aramışız…Ve dünyaya bakış açımız arasındaki tüm yakınlığa karşın, birbirine zıt gibi görünen şeyler söylemişiz.

RP’nin Konya Belediye Başkanı, kadının ”azıcık” dövülmesinin dine uygun olduğunu savunan bir kitap yayımlamıştı ya…

Alkan, bir belediye başkanının bu konuda kitap yazmasını yadırgıyor. Ama içeriğinin “Kuran’a göre” yanlış olmadığını ekliyor. Ve yeri gelmişken anımsatıyor:
Örneğin Kuran’da cin de var şeytan da… Hatta kölelik de…

Öyleyse?

Alkan’a göre: “Bu uygulamaları ve kurumları tabii ki çağdaş dünyada savunamayız. Fakat bunları savunanları ‘dini bozmakla, hurafeye sapmakla’ eleştirmek de insafsızlık oluyor.”

★★★

Yeri geldikçe hep değinirim.
Ünlü düşünür Roger Garaudy ile İstanbul’da uzun saatler süren bir görüşmemiz olmuştu. İslam dinini yeni kabul ettiği günlerdeydi… Bizim “dinci” çevrelerin onu yere göğe koyamadıkları günlerdeydi yani.

Protestan gençlik örgütü üyesi. Fransız Komünist Partisi’nin bir numaralı ideoloğu. Ve sonunda Müslüman.

Bir çelişki yok muydu bunda?

Masadaki Yakut şarabını büyük bir keyifle yudumlarken verdiği yanıt çok net olmuştu:
“- Hayır!.. İslamın özü ile, o özden yola çıkarak, o günün koşullarına göre üretilmiş çözümleri birbirine karıştırmamak gerekir. Ben 1400 yıl öncesinin koşulları içinde konulmuş kurallara uymak için dinimi değiştirmedim. O özü beğendiğim için Müslüman oldum.”

Ve eklemişti:
“- 1400 yıl öncesinin koşullarına getirilmiş olan çözümleri dâhiyane buluyorum. Ama onların bugün de uygulanmasını savunmayı da aptalca buluyorum!”

★★★

Ben yazımda Hz. Muhammed‘in bir sözünü anımsatmıştım:

“Din güzel ahlaktır!”

1400 yıl öncesinin koşullarına uygun ahlak anlayışı ile bugünkü aynı olabilir mi?.. Ama “amaç” aynı olabilir!

Amaç değişmez:

– İyilik yap, kötülükten kaçın!

Düşünün!.. Kadının deveden bile değersiz sayıldığı bir toplum. Erkek istediği kadar kadınla evleniyor, istediğinde bırakıyor. Kadın mirasla birlikte, bir eşya gibi devrediliyor. Kız çocuğu doğuran
analar cezalandırılabiliyor.

Hangi din, böyle bir topluma “kadın-erkek eşitliği”ni.. tek kadınla evliliği.. kadının özgürlüğünü falan kabul ettirebilirdi?

İslam bu koşullarda doğdu.

Erkeğin evliliğini dört kadınla sınırladı. Erkeğin karısına iyi davranmasını, çocuğun anaya saygı göstermesini kurala bağladı. Kadına erkeğin yarısı kadar da olsa mirastan pay verdi. İki kadının tanıklığını bir erkeğinkine eşit kıldı.

Yani?

Yani kadını “hayvan” düzeyinden alıp.. ikinci sınıf da olsa bir “insan” düzeyine yükseltti…

Orada bir yanlışlık yok!.. Orta Asya’nın erkeğine eşit kadınını alıp, Arap kadınının İslam sayesinde sahip olabildiği düzeye indirmekte bir yanlışlık var!

İslamın “öz”ünü bırakıp 1400 yıl önceki “biçim”ine sarılmakta bir yanlışlık var!

Ve de Arap-Acem kültürünü İslam diye Türk halkına yutturmaya çalışmakta en büyük yanlışlık var!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: