Yazı Hakkında

Başlık:Silahını Elinden Almak!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:18 Ekim 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Silahını Elinden Almak!

Bektaşilerin ünlü ismi Bedri Noyan’la yirmi yıl  kadar önce tanışmıştım.

Çok saygıdeğer bir insandı… Yıllarını bir kutsal uğraşa adamıştı. Kuran’ı şiir olarak çevirmişti. Çeşitli dillerdeki Kuran çevirilerinde de, bir
anlam yanlışı olup olmadığını denetlemişti.

Şöyle diyordu:

– Kuran ’da bir şiirsellik vardır. Kuru bir çeviri, bu nedenle çok yetersiz kalmakta ve yüksek sesle, “ahenkli” bir biçimde okumaya da
elverişli olmamaktadır.

Amacı, bu şiirsel çevirinin Kültür Bakanlığınca yayımlanmasını sağlamaktı. Sayın Noyan’ın yapıtı bana heyecan vermişti… Atatürk’ün de
sağlığında aynı yönde düşündüğü ve çaba gösterdiği biliniyordu.

Çevirinin, Kültür Bakanlığı yayınlan arasında yer almaması için herhangi bir neden göremiyordum Bir yazı ile metni Diyanet İşleri Başkanlığı’na yolladım, ilerdeki olası eleştirileri önlemek için, somut bir “anlam yanlışı” bulunup bulunmadığım sordum .. Yaptığıın hatayı anladığımda, artık çok geçti.

Her türlü yolu kullandılar… Oyaladılar… Ve çevirinin basılmasını, biz
hükümetten ayrılıncaya kadar engellediler.

★★★

Şimdi Türkiye’nin gündeminde bir kez daha “türban ” var.

Ve devletin inanılmaz kaynaklarla beslediği Diyanet İşlen Başkanlığı, Cumhuriyete değil karşıtlarına destek veriyor.

Konuyu sınıfta tartışırken, bir başörtülü öğrenci kalkıp, bir “fetva”
okudu… Din İşleri Yüksek Kurulu’nun “türbanı yasallaştıran ” fetvasını.. Oysa o Kurul’un elinde, Cumhuriyet karşıtlarının kullandıkları bu
silahı etkisiz kılacak, üç dayanak noktası bulunuyordu.

Bir… örtünmek, Kuran da bir “zorunluluk” olarak değil, bir “tavsiye”
olarak yer almıştır. Sadece, böyle yapılmasının “daha uygun ” olacağı
belirtilmiştir.

İki… Başını örtmenin gereğine inanan kız öğrenci için, başvurulması dince yasal olan bir yol vardır. Okuluna giderken “zorunluluk karşısında” başını açmak ve okul çıkışı yeniden kapatmak.

Üç.. İslam, diğer dinlerden çok daha akılcıdır, örtünmenin niçin
önerildiği de açıktır… Çağımızda başı açık kadınların “kötü” olmadıkları belli olduğu gibi: kadın saçını gördüğü için “tahrik” olacak “normal”
bir erkek de artık yoktur.

Niçin, birçok tanınmış din adamının kızları yıllar boyu başlarını örtmemişlerdir? Niçin, bugünün bazı dinsel “cemaat” önderlerinin bile, gelinler baş açık dolaşmaktadır?

Ve tüm bu gerçekler ortada iken…

“Devletin Diyaneti”, Anadolu’nun aydınlık islamının değil, Arap ve İran
İslam inin temsilcisi gibi davranmıştır.. Bir kez daha!

“Türban” konusunun, dincilerin bir silahı haline geldiğine kuşku yok.
Bazı kamuoyu yoklamaları, bunun bir seçim silahına dönüştürmekte olduğunu da ortaya koyuyor.

 

Öyleyse ne yapmalı?

Özden ödün vermeden, o silahı
ellerinden almalı! Soğukkanlı bir biçimde. akılcı olarak…

Okullara ve devlet dairelerine başları kapalı olarak girmek isteyenlere, bir açık kapı göstermeli:

– Buyurun!.. Eğer amacınız siyasal değil de gerçekten dinsel ise;
başınızı türbanla değil de peruk ile örtün!

Tıpkı kimyadaki “turnosol kâğıdı” gibi… Dincinin ticareti de siyaseti de
işte o zaman ortaya çıkar. Ve kitlelerin bazı şeyleri daha kolay anlaması kolaylaşır.

★★★

Menderes’ler… Demireller… Özal’lar…

Bugüne adım adım geldik.

Ama Türk İslam sentezcisi Kültür bakanlarını geçmişte onlar seçmedi; Sayın Mesut Yılmaz seçti… Yargıdaki dinci kadrolaşmaya kol kanat
geren, tarikat üyesi Adalet bakanları geçmişte onlar o göreve getirmedi; Sayın Mesut Yılmaz getirdi…

Demirel, geçmiş günahların, şimdi bir ölçüde olsun “telafi” etmeye
çalışıyor. Tarih O’na bu fırsatı verdi…
Ama tarih, aynı fırsatı herkese vermeyebilir.

Bizler, Cumhuriyet düşmanlarının elindeki silaha karşı bir savaşım veriyoruz. Asıl savaşımı vermek ise, o silahı onların eline teslim edenlere
düşer!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın