Yazı Hakkında

Başlık:Silahsız Kuvvetler Ne Durumda?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Şubat 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Silahsız Kuvvetler Ne Durumda?

İki görüş var.

Birincisine göre, RP ehlileşiyor… Daha doğrusu şeriatçılar ehlileşiyor.

Bu, şeriatçıların laikleri taklit etmelerinden belli.. En dinci TV kanalları bile giderek diğerlerine benziyorlar. Çünkü halkın büyük çoğunluğu diğerlerini izliyor… Şeriatçılar, artık iktidara da gelmiş olmanın verdiği güvenle giderek demokrasiyi içlerine sindirebilirler.

Yani? Türk-islam sentezinin yerini “Demokrasi-İslam sentezi”alıyor.

İkinci görüşü ise Kemalistlerden daha açık anlatanlar var.

Şu sözler, Davos’ta İran Dışişleri Bakan Vekili Mohammad Jaraf Zarife ait:

“İran’a İslam düzen ihtilalle gelmişti, Türkiye’ye de seçim sandığıyla geliyor. Refah ‘ın programı bizimkinden daha köktencidir.”

Şu sözlerde, Refah’ın Sincan Belediye Başkanı’na ait:

“Laiklere zorla şeriat erkekte edeceğiz!”

Ve bu konuşmayı yaparken, arkasında iki dev resim duruyor. Tüm dünyada dinci terörün simgesi sayılan Hizbullah ve Hamas örgütlerin in önderleri bunlar.. Bir de görünmeyen bir resim var tam arkasında: 10 Kasım ‘da Atatürk ve demokrasiye karşı kin kustuğu halde “makam”ında oturmayı sürdüren Refah’lı
Kayseri Belediye Başkanının resmi.

★ ★

Kim haklı?

Gerçek hiçbir zaman tek yüzlü değildir. Ama halkın ancak yüzde 20’sinin oylarını atabilmiş olan bir partinin, her geçen gün biraz daha rejime damgasını vurduğu açıktır.

Bir karşı-devrim süreç açık bir ivme kazanmıştır.

Devleti içten fethetmenin birinci aşaması geride kaldı, İkinci aşaması başladı… Artık başı bağı militanlar, belediyelerde, kamu kuruluşlarında laiklik yanlılarını sindiriyorlar. Açıktan tehdit ediyorlar.

Ve “İslâmî Kültür” Bakam İsmail Kahraman kendilerine uymayanlara ne yaptığını şöyle anlatıyor:

“Yapamam, imza atamam, dedi. Ben imza attım,
kendisini de kapının dışına koydum.”

Bu muameleye uğrayan Prof. Semavi Eyıce’nın
yanıtı ise şöyle:

Ben kapının önüne konurum, fakat Prof. Eyice olarak kalırım. Fakat başkaları başka şekillerde bir yerlere konulurlarsa ne olurlar bilemiyorum…

Şimdi asıl savaş, soyadı Kahraman olan zavallılarla, soyadı Eyice olan kahramanlar arasında..

★ ★★

Her beş kişiden ancak birisinin desteğine sahip bir
parti, ülkeyi adım adım karanlığa çekiyor… Bunun ad
demokrasi değildir, soytanlıktır!

Önce “cehaletin, giderek aymazlık” ve hıyanetin ürünü olan bir soytarılık.

Silahlı kuvvetler önce Milli Güvenlik Kurulu’nda uyardı: sonuç yok… Cumhurbaşkanını uyardı: sonuç yok. Demirel’ın her Allah’ın günü verdiği “Merak etmeyin!” nutukları, artık insanları daha fazla merak ettirmekten öte bir işe yaramıyor…

Uyarıları Milli Savunma Bakanı yırtınıyor, gene sonuç yok…

İki emekli albaya el öptüren Erbakan emri “Ordu da bizden”… Ve artık hiçbir kılıfa sokmaya gerek duymadan, açıktan açığa din siyasete alet ediliyor. Devletin şeriata göne düzenlenmesi için adımlar atılıyor.

Cindoruk’un deyimiyle, acaba “ya darbe ya karşı devrim ” sapağına mı geldik?

Hayır!

Çünkü Silahsız Kuvvetler henüz son sözü söylemiş değil Umut -DlSK’ten Türik-lşe, ADD’lerden esnaf sendikalarına. ÇYDD’lerden kadın kuruluşlarına ve meslek odalarına kadar- partilerden umutlanın kesenleri bir araya getiren süreçtedir. Ve o süreçten etkilenen, genel başkanlar diktatörlüğüne hayır diyebilen milletvekillerindedir.

Şimdi Kemalist bir “çağrı”, “Silahsız Kuvvetler”in ortak görüşü olarak imzalanıyor… Doğrular etrafında birleşen güçler… Doğrulan paylaştıkça güçlenen insanlar… O ışık büyüdükçe ülkenin karanlığı
küçülecektir.

Suç demokraside mi, yoksa yüzde 20 oyla ülkenin
geleceğine hükmetme olan ağı veren siyaset oyununda mı?

Suç Refah’ta mı, yoksa bir kadının yolsuzluklarını
örtbas etme uğruna ona dümeni teslim eden DYP’de mi?

Oyun çirkin… Seyirci bıkkın… Düdük ötecek ve bu
oyun mutlaka bitecektir!

Önemli olan oyunu kimin bitireceği: Silahlı Kuvvetler mi, yoksa Silahsız Kuvvetler mi?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın