Yazı Hakkında

Başlık:Sistemler ve İnsanlar
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:11 Aralık 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Sistemler ve İnsanlar

Yeri geldikçe hep söylenir, “İnsanların kusurunu sisteme yüklemeyin” diye..

Çörçil, ‘Demokrasi en sakıncalı rejimdir’ demiş ve eklemiş:
“Eğer tüm diğerlerini hesaba katmazsanız.”

Demokrasi sadece insan onuruna en uygun bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda da, erdemi “en çok”, sakıncaları ise “en az” olan yönetim biçimi.

Yöneticilerin en iyi denetlendiği.. en çok sayıda bireyin katkısını sağlayan.. ve insanlara en çok özgürlük veren bir yönetim ve “yaşam biçimi” demokrasi.

Eğer yöneticiler iyi denetlenemiyorlarsa..

Eğer yönetime katılmak zorsa..

Ve eğer özgürlükler kısıtlıysa..

Şu soruyu sormak gerekir:

– Kabahat kimde?.. Sistemde mi? Yoksa, o sistemi işletmek
durumunda olanlarda mı?

★★★

Türkiye’ de demokrasinin iyi işlediğini söylemek çok zor.

Yönetenlerin yolsuzluğu, hırsızlığı, yalancılığı yeterince denetlenemiyor. Yapanın, yaptığı yanına kâr kalabiliyor.

Başarılı, kişilikli, dürüst kişiler arasında, siyasete etkin katılım hevesi çok düşük. Kitlelerle, o kitleleri temsil etmek savındaki partiler arasındaki eğilim farkı ise çok yüksek. Ve demokrasimizin ayıpları, haklar ve özgürlükler konusunda da az değil..

Peki, kabahat kimde?

Kabahat toplumumuzun yapısında ve kültüründe mi? “Her
toplum layık olduğu yönetime kavuşur” deyip işin içinden sıyrılabilir miyiz?

Kabahat siyasetin köşe başlarını tutmuş olanlarda mı?

Yoksa, o kişilerin, ne yaparlarsa yapsınlar orada kalmalarını
sağlayan kurum ve kurallarda mı?

★★★

Sistemin kusurları çok açık.

Partilerin yapısı demokratik değil.. Toplumdaki eğilimleri iktidara yansıtması gereken seçim sistemi yanlış.. Yönetenlerin denetimini düzenleyen kurallar, toplumsal gerçeklere uymuyor..

Siyasal yaşamda yozlaşma var.

Kitlelerde siyasetçilere güvensizlik var.

Sivil toplum örgütlerine yönelişin nedeni de bu.. Askerlerin saygınlığının ve ağırlığının artmasının nedeni de bu.. Öyleyse önce sistemdeki bozuklukları düzeltmek gerekir. Onlar düzeltilmelidir ki, demokrasinin “ayıklama” süreçleri doğru işleyebilsin.. Onlar düzeltilmeli ki, başarısızların yerini başarılılar, oyunun kurallarına uymayanların yerini dürüstler alabilsin..

Ama sistemdeki o bozuklukları kim düzeltecek?

Gene bugün o sistem içinde önemli görevlere gelmiş olanlar.

Eğer kişileri değiştirecek ve sistemi düzeltecek bir “darbe”
beklenmek istenmiyorsa, yapılması gereken şey bellidir: İşe kişilerden başlamak!

Bir yandan işbaşında olanlara baskı yapmak., öte yandan da, “iyi” kişilerin işbaşına gelmesi için özenle çaba göstermek!

★★★

ÇYDD Genel Başkanı Prof. Türkan Saylan, bir anlamda bu
yolu somutlaştırdı. Pazar günü Cumhuriyet’te çıkan yazısında, son hükümetteki “iyi” kişilerin adlarını bir bir sıraladı. Üstesinde DSP’li bakanların çoğunluğu
ve iki bağımsız bakan vardı.

Şimdi, “siyasal hiçbir geçmişi ve bağımlılığı olmayan” bir grup vatandaşın girişimi gündemde. Sözcülüğünü Avukat Şevket Çizmeli yapıyor.. Siyasal yaşamdaki tıkanıklığı açmak ve aşmak için, “Liderleri Milletvekili
Seçtirmeme Kampanyası” başlatılıyor.

Siyasetçiler, yanlış seçim sisteminde de ısrarlı.. fazla bir şey
değiştirmeyeceği açık olan bir seçimde de.. Düşünen kafalar
ise, karanlık tabloda umut mumları yakmaya çalışıyorlar..

★★★

Siyaset, siyasal partilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir..
Demokrasi ise, demokratik olmayan partilerle yürüyemeyecek kadar duyarlı bir yönetim biçimidir.

İş “sivil toplum”a düşüyor!

İşçileri, işverenleri, esnafı temsil eden 5’li girişim.. ADD’ler, ÇYDD’ler, kadın örgütleri. Bu örgütleri temsil eden saygın, yıpranmamış isimler..

Bir masa etrafında toplanmalılar.

Önümüzdeki seçimlere ağırlıklarını koymalılar.. Tıkanan demokrasiye yeni bir “kulvar” açmalılar.. Ve umut vermeyen seçimleri umut verici kılmalılar.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: