Yazı Hakkında

Başlık:Siyasal Gülmece…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:12 Mayıs 1996 Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Siyasal Gülmece…

Bazıları güzel fıkra anlatır,bazılarının ise yaptıkları fıkradır. Bir süre önce bu köşede yer alan “Erdal Bey fıkrası’nın çok beğenildiği anlaşılıyor. Siyasal görünümün hiç de iç açmadığı bir ortamda,siyasal gülmecenin tam zamanıdır diye düşündüm. Üstelik insanların pazar günleri “iç açıcı” şeyler okumak istedikleri de bilinmeyen bir şey değil. Yani “umumi arzu”ya uymanın tam zamanı… Olay 1991 seçim kampanyasının başlarında geçer. SHP Adana da bir açık hava toplantısı düzenlemiştir. Büyük ve coşkulu bir kalabalık vardır.Genel Başkan Erdal İnönü, konuşmasını yapmak üzere seçim otobüsünün üzerine çıkar. Ama eski CHP’nin tersine, ipini koparan otobüsün üzerindedir. Ve tüm çabalar boşunadır. Kimseyi indirme olanağı bulunamaz. Erdal Bey çaresiz o cümbüşte konuşmaya başlar. Her tümcesi alkışlarla kesilmektedir. “Biz iktidara gelince şöyle yapacağız! ”

Yoğun alkışlar.

“Biz iktidara gelince böyle yapacağız.. ”

Yoğun alkışlar.

Dönüp otobüsün üzerindeki kalabalığa bakar.

“Biz iktidara gelince bu otobüsün üzerini boşaltacağız.”

Meydan gülmekten kırılırken otobüsün üzerindekiler de utanıp inerler. Kampanyanın bir aşamasında uzun bir araç konvoyu oluşmuştur. Yol sık sık kesilmektedir. Erdal Bey de herkes gibi memnundur. Birden genç bir adam kendini otobüsün önüne atar.
Ve Erdal Bey sakın, başını otobüsün penceresinden çıkarır:

“Dur yahu” der. “ne yapıyorsun, senin oyun lazım bize!”

Olay SHP’nin bir il merkezinde geçer. Erdal Bey bir yurt gezisine çıkmıştır.Ne yapsa bir grup insan peşindedir. Bir ara ayağa kalkar ve salonun kapısına yönelir. Bakar ki millet gene peşinde durup geriye döner iki elini yana açar:

“Tuvalete gidiyorum.Çok naziksiniz ama inanın tek başıma da yapabilirim .”

Siyasal gerilimin yoğunlaştığı bir dönemde Erdal Bey ile Turgut Bey Meclis asansöründe karşı karşıya gelirler. Biri başbakan, ötekisi de ana muhalefet partisinin önderidir. Sert demeçleri unutup nezaket cümleleri etme zamanıdır. “Nasılsınız, iyi misiniz?” lafları çabuk biter.

Özal,Erdal Bey’i -tepeden tırnağa- süzdükten sonra şöyle der:

“Erdal Bey,ne kadar da zayıfsınız sizi gören de Türkiye de kıtlık var sanır. ”

Erdal Bey güler: “Valla sizi gören de herhalde bu kıtlığın nedeninin sizi olduğunu düşünür…”

Erdal Bey herkesi güldürecek değil ya… Bazıları da Erdal Bey’in üslubunu Erdal Bey’e karşı kullanır. Erdal İnönü dışişleri bakanıdır ve bir yurtdışı gezisinden dönmektedir. Bir rastlantı olarak aynı uçakta bulunan gazeteci Sıtkı Uluç yanına yaklaşır: “Nasılsınız efendim?” “Teşekkür ederim, çok iyiyim. Ben sizi bir yerden tanıyorum galiba” Uluç, çok ciddi bir tavırla yanıtlar:

“Ben de sizi bir yerden tanıyor gibiyim..” Ve Erdal Bey çok güler… Uzun uzun…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: