Yazı Hakkında

Başlık:Siyaset ve Savurganlık Üzerine…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:09 Şubat 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Siyaset ve Savurganlık Üzerine…

Siyasal yaşamının çok başlarındaydı.

Bakanlar Kurulu’nda yan yana oturduğumuz Ali Topuz’un bir sözü beni çok etkilemişti:

“Tek tek delegeleri memnun ederek siyasette başarılı olmanın olanağı yoktur!”

Bu söz, uzun bir deneyimin ve işlek bir katanın ürünü
idi. Doğruluğunu görerek izleyerek yaşayarak öğrendim.

Teker teker yüzlerce kişinin bireysel sorunlarının çözümü için zaman harcayan bir yönetici, onbinlerce yüzbinlerce kişinin ortak sorunlarının çözümü için gereken zamanı yitirmiş demektir.

Yüzlerce kişiye iş icat eden bir belediye başkanı, onbinlerce yüzbinlerce kişinin ortak sorunlarının çözümü için gereken zamanı yitirmiş demektir.

Yüzlerce kişiye iş “İcat eden” bir belediye başkanı,
onbinlerce yüzbinlerce kişinin ortak sorunlarını çözebilecek kaynakları sokağa atmış demektir.

Bir yanda, memnun edilen yüzler. Öte yanda, kadınları, küstürülen onbinler, yüzbinler..

Siyaset hesap işidir, gerçekçiliktir. Ve siyasetin matematiğini bilmeyenler, uzun vadede hep yitirirler.

Kış günü gidin bazı bankalara, bazı belediyelere, bazı
bakanlıklara sıcaktan terleyen insanlar, yarı açık pencereler.

Özel kesimden, yerel yönetimlerden ya da merkezi yönetimden gelen bazı yayınlara bakın.. En pahalı kağıda basılmışlar, çoğunun gideceği yer de çöp kutusu..

Atatürk ya da Cumhuriyet’in 70 yılı için çıkarılmış bazı
kitapları, bazı “albüm”leri inceleyin, korkunç bir servet
akıtılmış. Ama birkaç kitap boyunda ve eninde.

Kitaplığa koymak isteseniz sığmaz. Masanın üzerine
koymak isteseniz yer kalmaz.

Peki bunlar yüklüğe koyup saklamak için mi?

Amaç göz boyamak ya da bazılarını zengin etmek mi?

Hikmet Çetinkaya’nın her Allah’ın günü örneklerini sıraladığı, laiklik karşıtı eğitime göz yuman hükümet, birkaç önemli kişiye parasız yollanan bu yayınları yapınca “Atatürkçü’ mü oluyor?

Çaresizlik içindeki Sayın Başbakan, “savurganlığın
önlenmesi” için genelge yayımlamış.

Ama en büyük savurganlık insan savurganlığıdır.

Yanlış insanların, yanlış yerlerde kullanılmasıdır.

Görevini iyi yapanları, “O falancanın döneminde göreve geldi” diye, görevden almaktır. Bazılarını “Beni destekliyor” diye, hak etmediği, henüz hazır olmadığı
yere getirmektir.

Bu toplum, Sayın Çiller i henüz hazır olmadığı bir yere getirerek büyük bir savurganlık yaptı. Şimdi de Sayın Çiller, elindeki insan kaynağını savurganca harcıyor…

Kolay yükselenler, her şeyi kolay sanırlar.

Ve kolay inerler.

Sayın Ecevit, Bayrampaşa’da yeniden seçimleri kazanabilecek bir ismi;kazanamayacağı İstanbul Anakent Belediye Başkanlığı adaylığına sürerek savurganlık yaptı.

Sayın Baykal, SHP ile birleşmeyi küçük hesaplarla önleyerek partisindeki değerli bazı kadroları, seçim öncesinde cömertçe harcamış oldu.

Sayın Karayalçın kendisini ve partisini yıpratan isimleri uzaklaştıramadığı için savurgandı.

Savurgan sol partilerin “vefalı” ve de “cefalı” seçmenleri ise tek kişinin seçileceği belediye başkanlığı seçimlerinde, oylarını “seçilme şansı en yüksek” solcu adayda toplamazlarsa en büyük savurganlığı yapmış
olacaklar…

Ya üç-beş delege oyu için kitleleri karşısına alan yüzlerce solcu” belediye başkanı?

Onlar, üç-beş delegeyi memnun ederken öteki delegeleri küstürdüklerini göremeyecek kadar da hesap bilmiyorlar.

Savurganlık zaten hesap bilememekten kaynaklanır.

Hesap bilmeyenlerin hesabını da siyasal yaşam görür!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın