Yazı Hakkında

Başlık:Siyasetimizin Üç Gülü!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Mart 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Siyasetimizin Üç Gülü!

“Tanrı’ya dikenli gül yarattığı için kızacağımıza,
dikenler arasında gül yarattığı için şükretmeliyiz.”

Bu söz, güzel olmasına güzeldir de, sevdiğimize bir gül sunarken önlem almamıza da engel olmaz. Dalından koparırken Kalın Pir eldivenle tutarız, Sunarken de dikenlerini gül makasının ucuyla temizleriz.

Böylece hem gülün güzelliğinden ve kokusundan yoksun kalmamış oluruz hem de ellerimiz kan revan içinde kalmamış olur…

Demokrasi, siyasal yelpaze toplumun ne kadarını kapsıyorsa o kadar gerçeklik kazanır. Gerçeklik kazandığı ölçüde da toplumsal barışa katkıda
bulunur.

Eğer buna inanıyorsak, bugün toplumumuzda
bir FP’ye, bir HADEP’e, bir MHP’ye de gereksinmemiz olduğunu kabul etmeliyiz. Çünkü üçünün de toplumda ciddi birer tabanı var.

Farklı partilerin varlığını “haklı” kılan, farklı kesimleri temsil etmeleridir. ANAP ile DYP’nin ve DSP ile CHP’nin ayrı partiler olması yanlıştır; ama FP
HADEP ve MHP’nin ayn partiler olması doğrudur.

Doğru olmasına doğrudur da…

Diğerlerinden çok daha sivri olan dikenlerinin
temizlenmesi ya da en azından yontulması koşuluyla!

★★★

Daha birkaç yıl önceydi…

Metin Akpınar’ın TV’de “Erbakan’ın RP’nin başında oluşu ülke için bir şanstır” dediğini anımsıyorum. Çok kişi gibi Sayın Akpınar da, “ılımlı”Erbakan’ın sivrilerin önüne set çektiğim düşünüyor olmalıydı.

Oysa zaman öyle olmadığını gösterdi.

Geçenlerde Güngör Mengi’nin de haklı olarak değindiği gibi; asıl şimdi FP’nın Erbakan’dan kurtulma şansı doğdu. Çoğulcu demokrasinin kabul
edebileceği bir çizgiyi onun değil. Sayın Kutan’ın
temsil ettiği ortaya çıktı.

Beş yıllık yasak partide ılımlı kanadın önünü açtı, ama Erbakan’ın “Demokles’in kılıç” olmasını önleyemedi. (Demokrasimize “türbanlı milletvekili” sabotajının arkasında da Sayın Erbakan’ın olduğu anlaşılıyor.)

Öcalan’ın itiraflarının Erbakan’la ilgili bölümü
doğru mu, değil mi henüz bilmiyoruz. Ama FP’nin,
demokrasi demetimizdeki yerini, elimizi kanatmadan almasını diliyoruz.

Yani “Erbakan kafası”ndan ve gölgesinden kurtulmuş olarak..

Aynı şey HADEP için de geçerli.

Öcalan’ın açıklamaları, Meclis kürsüsünden yapılan Kürtçe yeminden bugüne uzanan bir çizgideki tüm kuşkuları doğruluyor.

Ve bunların yanlışlığını da… çıkmazını da gözler
önüne seriyor…

HEP… DEP.. HADEP…

Artık bir temel yanılgıya ‘hayır’ demenin zamanı değil mi? Öcalan’ın ve terör çıkmazının gölgesinden kurtulmanın zamanı gelmedi mi?..

Tutanların ellerini kanatan bir gül olmaktan kurtulmak için çok geç değil.

Eğer HADEP için çok geç ise onun yerini bir
başkasının alması için geç değil!

★ ★★

Türkçülerin başucu kitaplarından Kutadgu-bilig
şöyle der.

“Beylik dediğin ancak yasa ile ayakta durur. Dinin dünya ile birleştirilmesi güçtür.”

Türkçülerin baştacı Ziya Gökalp o düşünceye
şunları ekler:

“Sahaflardaki kitaplar Iran ve Arap eğitimine,
Beyoğlu Caddesindeki kitapçılardaki Avrupa ‘nın
eğitimine aittir. Batyali Caddesi’ndeki Tanzimat
eğitimi ise bir evvelkilerin perişan tercümelerinden, acemice aşırma ve taklitlerinden oluşmuştur… Bu üç eğitim yöntemim birleştirmedikçe, gerçek bir ulus olmamız mümkün müdür?”

Ve şimdi o çizginin uzantısı olduğunu söyleyen MHP’nin gençleri başka gençlere “tekbir” getirerek saldırıyor. “Türkçe ezan”lafı edenleri partiden
kovuyor. Şeriatçı eğitime destek veriyor…

Fazilet Partisi “dinci” değil “muhafazakâr” olsa…
HADEP “Kürtçü” değil “demokrat” olsa…

MHP “şeriatçılığı” bir yana bırakıp “milliyetçi” olsa…

Ve asker kışlasında “huzurlu”, bizler de demokrasimizle “gururlu.”

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın