Yazı Hakkında

Başlık:Siyasetin İçinden
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:01 Mayıs 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Siyasetin İçinden

Olay Erdal İnönü’lerin evinde geçer.

Konuklar vardır. Masada akşam yemeği yenmektedir. Ev sahibesi de zaman zaman mutfağa gitmek gereğini duymaktadır.

Birden mutfaktan bir çığlık sesi duyulur.

– Erdal yetiş, burada bir fare var!

Erdal Bey sakin, gülümseyerek konuklarına döner:

– Sağolsun. Sevinç de beni bazen kedi zanneder…

★★★

Erdal İnönü çok saygı duyduğum, özellikle de gülmece gücüne hayran kaldığım bir kişilik… Ama siyasal yaşamında kendisini birçok kez eleştirdiğim bir siyasetçi..

Kendi kişiliği ile davrandığında alkışlanacak şeyler yapmıştı.

En büyük rakibi Bülent Ecevit‘e yarayacağını bile bile, siyasal yasakların kalkması için gösterdiği çaba bunların başındaydı. CHP’nin yeniden açılmasına
verdiği içten destek de bunlar arasındaydı.

Ama etrafındaki bazı küçük adamların telkinlerine kapıldığında, alkışlar tepkiye dönüşmüştü.

DSP’yi bitirmek için Turgut Özal‘ın ünlü seçim sistemine evet demesi, kendi kişiliğine uygun düşmüyordu. Özal, o sayede Çankaya’ya çıktı.. “Biz CHP’ye
gitmeyiz. CHP bize katılsın” demesi de yanlıştı. Ve kanımca, o da Erdalbeyvari bir davranış değildi..

Bütün bunları niçin anımsadım?

Sayın Erdal İnönü’nün “Anılar ve Düşünceler” adlı nefis kitabının birinci cildini okuduğum için…

İsmet Paşa’dan bugüne uzanan çok anlamlı anılar.. Büyük bir zekânın, önemli bir birikimin ürünleri..
Akıcı ve akılcı bir anlatım.. İkinci cildi sabırsızlıkla bekletecek dopdolu sayfalar…

★★★

Bugün değinmek istediğim ikinci kitap da birikimine ve kişiliğine saygı duyduğum bir siyaset adamından… Necdet Uğur, benim de yer aldığım hükümete onur katan isimlerdendi.

Kitabının adı “Alla Turca’nın Sonu.”

Sayın Uğur kitabında anılarını anlatmıyor. Türkiye’nin bugünü üzerindeki düşüncelerini aktarıyor. Yarının Türkiyesi’nin nasıl olması gerektiğini söylüyor.
Çözüm yolları öneriyor.

Cumhuriyetin kuruluşunda yapılanların önemini yadsımıyor. Ama değişen koşullar içinde bir “yeni cumhuriyet” kurulmasını savunuyor. Kemalizmi eleştirmiyor. Ama bu yeni cumhuriyetin, Kemalist ilkelerle bağlantısını kurmaktan da kaçınıyor.

Kemalist ilkeler doğrultusunda yüründüğü için mi bu noktaya gelindi? Yoksa Kemalizmden sapıldığı için mi?.. Bu sorunun yanıtı da yok kitapta. Olmadığı için de yararlı bir çalışma, ideolojik açıdan havada kalıyor.

Necdet Uğur’un çok uzun ve zengin bir siyasal deneyimi var. Anılarla besleyeceği bir düşün çizgisini aktarması daha yararlı olabilirdi. Çünkü geçmişi doğru bilmeyenler, geleceği doğru kuramazlar!

Cahit Kayra da eski bir bürokrat, siyaset ve devlet adamı. Aynı zamanda da yazar.

“1938 Kuşağı” kitabı, yaşadığı bir döneme ışık tutuyor. Olaylar, insanlar, anılar, bir tarihsel çizginin parçaları olarak anlatılmış. Bir bakıma Sayın Uğur’dan da beklenileni Sayın Kayra yerine getirmiş.. Güzel bir anlatımla.

Çöken bir imparatorluğun karanlık ve acılı günleri.. Atatürk devriminin heyecanı ve İnönü dönemi.. İkinci Dünya Savaşı ve çoğulcu demokrasiye geçiş..
1972’ye kadar, bürokrasinin üst düzeyinde yurtiçi ve dışında üstlenilen görevler.. Birinci Ecevit hükümeti, Kıbrıs olayları, seçim boğuşmaları.. Ve tutkusuz, kavgasız emeklilik yılları…

Bu tür kitaplar yazılmalı ki bugünkü ve yarınki kuşaklar yakın tarihi doğru öğrenebilsinler. Ve geleceği doğru kurabilsinler!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: