Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Sol iyileşirse, Türkiye de Kurtulur!

Yazı Hakkında

Başlık:Sol iyileşirse, Türkiye de Kurtulur!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 24 Nisan 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Sol İyileşirse, Türkiye de Kurtulur!

Bunalım dönemlerinde düzen partileri geriler… Düzen
karşıtlığı umut olur…
Sol partilere iktidar yolunun genellikle zor koşullarda
açılması da bundandır.
Bunalım, bir anlamda düzenin beklentileri karşılayamaması,
yarattığı sorunları çözememesi demektir. Düzenin
çarkları iyi işlerken, o çarkları değiştirmeyi öneren
ideolojilerin peşinden kaç kişi gider?
Eğer bir toplum ciddi bir bunalımla karşı karşıya ise…
Ve düzen partileri gerilerken sol da geriliyorsa, orada
bir “yanlışlık” vardır!
Ya sol partiler de “bozuk düzen”in bir parçası olup
çıkmışlardır; ya da -gerileyen toplum kesimleri- güçsüzlükleri
ve tutarsızlıkları nedeniyle onları ciddiye almamaktadırlar!

RP’nin tırmanışının abartılmaması gerektiğini savunurken
haklıydım.
Ama o haklılığım; belirli koşullar bir araya gelirse,
RP’nin ilerde iktidar bile olabileceğini söylememe engel
değil!
Terör nedeniyle hızlanmış olan “kente göç” bir yandan…
“Tüketim toplumu”nun -iştahını açıktan sonra- aç bıraktığı, içine alamadığı kitleler bir yandan… Ağırlığını en çok toplumun en alt katmanları üzerinde duyurması kaçınılmaz olan “ekonomik bunalım” öte yandan…
Hemen tüm koşullar “düzen karşıtlığı”nı umut yapıyor!
Ve ortada, düzen karşıtı görüntüsü verebilen tek bir
parti var!
Ya insanları köklerinden koparıp her türlü köktenciliğin tutsağı yapabilen
“göç”ü sağlıklı bir sınıra indireceksiniz…
Toplumdaki gelir ve tüketim dengesizliğini gidereceksiniz…
“Ekonomik çöküntü”yü önleyeceksiniz…
Ve de bunları “tez elden” yapacaksınız!..
Ya da, “sol”u yeniden topluma ve demokrasiye kazandıracaksınız!..
Birincisi çok zor ve uzun bir yol. İkincisi ise, çok daha
kolay ve çabuk sonuç verebilir.
Başka çözümünüz ise zaten yok!

Ecevit’in önderliğindeki CHP, 1970’li yıllarda, çok
önemli bir sınıfsal uzlaşmayı gerçekleştirmişti. “Demokratik
Sol” hareketin yüzde 40’lara tırmanmasının altında,
orta sınıflarla emekçi kesimlerin, gecekonduların
birleşmesi yatıyordu.
Aslında orta sınıfların ideolojisi sayılabilecek olan Kemalizm,
değişen koşullar içindeki yeni yorumuyla, çok
daha geniş bir kesimi kucaklamıştı.
Ecevit’in laiklik ile “dindarlığı” çok iyi bağdaştıran düşünceleri,
kahvelerin duvarlarını süslüyordu.
Şimdi bu “tarihsel ittifak” üç partiye bölünmüş durumda:
CHP, oyunu orta sınıflardan alıyor. DSP, emekçiye,
gecekonducuya, alt sınıflara dayalı. SHP’de ise, etnik ya
da mezhepsel “azınlık” kesimler ön planda…
SHP’nin yapısı, sınıfsal dayanışmanın yerini “azınlık
dayanışması” aldığı için sağlıksız.
Orta sınıflarla emekçilerin birliği yeniden sağlansa,
SHP tabanında da sınıfsal özellikler “yeniden” ön plana
çıkabilir. ideolojik tutarlılık da yeniden sağlanabilir…

RP’yi iktidara taşıyabilecek olan oylar “tepki oyları”dır.
Bu oylara “bir ölçüde” ortak olabilen parti ise DSP’dir.
Bu nedenle de, Sayın Erbakan’ın “gerçek” rakibi Sayın
Yılmaz değil, Sayın Ecevit’tir!
Niçin bu yarışta Erbakan avantajlı?
Çünkü “güç”lü..
Halk, ayrıntının ayrımına varamaz. “Adil düzen”in
saçmalıklarını göremez… Ama gücün kimde olduğunu
sezer…
Erbakan, güçlü olduğu için inandırıcı. Ecevit ise, yeterince
güçlü olmadığı için, tepki oylarını yeterince toplayamıyor.
Halk, söylediklerini yaşama geçirebilecek kadar
gücü olmadığını görüyor…
Ekonomik bunalımın kaçınılmaz olarak yoğunlaştıracağı
“tepki”, dinci sağı mı iktidara getirecek, yoksa laik
solu mu? Türkiye geriye mi gidecek, ileriye mi?
Zarlar henüz atılmadı.
“Tarihsel taban”ın yeniden birleştirilmesi şansı kullanılırsa,
sol da kurtulur, Türkiye de!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın