Yazı Hakkında

Başlık:Sol Tükendi mi?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:31 Mart 1993 Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Sol Tükendi mi?

Sovyet İmparatorluğu çatırdarken duyduğumuz zafer
çığlıklarının benzerlerini, şimdi de Fransız seçimlerin-
den sonra duyuyoruz: ‘‘Sol tükendi!..”

Hayır, sol tükenmez!

Tıpkı sağın da tükenmeyeceği gibi!..

Ama sol ya da sağ adına iktidarda olanlar zamanla yıp-
ranırlar. Çünkü toplumdaki beklentiler, olanaklardan
daima daha fazladır.

Hele bir de işin içine “yolsuzluk” girerse, “işsizlik” gi-
rerse; yıpranmanın hızlanması kaçınılmaz olur.

Ama on yıllık bir iktidardan bir “seçim hezimeti” ile
aynlanlar, bir dönem sonra oraya yeniden “başı dik”
dönebilirler. Çünkü, bir yandan, kendilerinden sonraki-
ler verdikleri sözlerin bir bölümünü yerine getiremezler,
öte yandan, kendilerinin başaramadıkları unutulup, ba-
şardıkları anımsanmaya başlar..

Bu süreç bilinir de sağ ya da sol adına yapılanların
gerçekten de sağ ya da sol olup olmadığını araştırmak
çoğunlukla unutulur. Oysa “tükendi” diye nara atmadan
önce, tükenenin ne olduğunu bilmek ön koşuldur.

Acaba tükenen kişiler midir yoksa “yol”ları mıdır?

★★★

Mutlak krallık döneminde, anayasal krallık yanlıları
solcuydu.

Anayasal krallık gerçekleştiğinde, artık solcu olanlar
cumhuriyetçilerdi.

Tutucu ideolojiye karşı, solcu ideoloji liberalizmdi. Li-
beralizm “düzenin ideolojisi” olunca, sosyalizm, solu
temsil etmeye başladı.

Rusya’dan Macaristan’a kadar siyasal kurumlar çö-
kerken o ülkelerdeki komünist tek partiler, çoktan “sol-
cu” olmaktan çıkmışlardı. Değişen koşulların gerisinde
kalmış, değişmemekte ve “değiştirmemekte” direnen
tutucu ve dolayısıyla da “sağcı” bir çizgiye gelmişlerdi.

Kitlelerin yoksul ve eğitimsiz oldukları 1917’nin Rus-
ya’sında, tek partinin “bilinçli öncü’ lüğünün ilerici bir iş-
levi vardı. Oysa kitlesel eğitim düzeyinin birçok Batılı ül-
keyi bile geçtiği 1980’lerin Rusya’sında, tek parti “ayak
bağı” idi.

Tıpkı, iki ayaklı bir insanı tek paçalı bir pantolonla yü-
rümek zorunda bırakmak gibi…

Solculuğun yani “ilericiliğin”, tarih boyunca hep iki te-
mel ölçütü olmuştur. Toplumun olanaklarını arttırmak ve
o olanaklardan daha geniş bir kesimi yararlandırmak.

Bir siyasal hareketin solcu olup olmadığı ya da ne öl-
çüde ilerici olduğu, kendisine layık gördüğü tabelaya
göre değil, bu iki ölçüte göre anlaşılır

Devletçilik, üretimin artmasına, bölgeler ve toplumsal
sınıflar arasındaki eşitsizliklerin azalmasına katkıda bu-
lunduğu ölçüde solculuktur. Savurganlığa ve halkın sır-
tından türedi zenginler yaratmaya neden olduğu zaman
ise sağcılıktır…

Yüksek üretim ve hakça dağıtım; İşte solculuğun (yani
ilericiliğin) bir tarih boyu özeti!..

★★★

Fransa’da seçimi yitiren sosyalistler, ne ölçüde “sol-
cu “durlar? Seçim kazanabilmek için giderek daha çok
“sol” değerlere sahip çıkmak zorunda kalan “ılımlı sağ”
ne kadar “sağcı”dır?

Bu sorulara girmek için yer de yok, gerek de..

Ama her iktidarın yıprandığı ve -demokratik ülkelerde-
ılımlı sağ ile ılımlı sol arasında bir “gel-git” yaşandığı bir
gerçek. Ve bu gerçeğin olumlu yanları, olumsuz yanla-
rından ağır basıyor..

Bugünün muhalefeti, kendisini yarının iktidarı olarak
görebiliyor. Ölçüsüz vaatlerde bulunmamaya, eleştiri-
lerinde sınırı aşmamaya özen göstermek zorunda kalı-
yor.

Yarının muhalefeti olacağım bilen iktidar da attığı adım-
larda ve muhalefete karşı tutumunda ılımlı davranmak
gereğini duyuyor. Yolsuzlukların faturasının çıkacağını
unutmuyor.

Bugünun muhalefeti, geçmiş iktidar döneminin öze-
leştirisini yaparak gelecekteki iktidarına hazırlanıyor.

Bugünün iktidarı, zamanının sınırlarının bilincinde
olarak “eser bırakmaya” çalışıyor.

Ve toplumda büyük çoğunluk, kendi düşünce ve
inançlarının uzun süre iktidardan dışlandığı izlenimine
kapılmıyor. Sisteme yabancılaşmıyor..

Toplumsal hoşgörü ve uzlaşma kolaylaşıyor!.

Türkiye’de siyasal iktidarın, sağın kendi arasındaki bir
“al-ver” oyununa dönüşmesi için seçim sistemi cinlikle-
ri ve “ittifak” arayışları içinde olanlar, külahlarını önleri-
ne koyup düşünmeliler.

PKK’yı bile demokrasi içine çekmeye çalışırken Türki-
ye solunu “parlamento dışı muhalefet” durumuna düşü-
recek “ucuz” buluşların, neyi getirip neyi götüreceğini
iyi hesaplamalılar..

Sol bitmez! Ama solu bitirmek isterken “toplumsal ba-
rış ” bitebilir!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın