Yazı Hakkında

Başlık:Sola Gün Doğuyor!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:25 Şubat 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Sola Gün Doğuyor!

Her olumsuzluğun mutlaka olumlu bir yanı vardır. Mesut Yılmaz ve ANAP’ın “siyaseten harakiri” yapmaları, belki çok olumsuz olmayabilir. Ama devlet çarkının RP zihniyetine terk edilmesinin sonuçlarını yaşayarak göreceğiz.

Bir DYP’li İçişleri Bakanı bile -özel bir görüşmede- “Kaymakamlar düzeyinde durum acıklı” demek gereğini duymuştu. “Ilımlı sağ”dan emniyet yetkilileri bile, polis örgütü içindeki militan kadrolardan yakınıyorlardı.

Birkaç yıl sonraki “manzara-i umumiye” herhalde kimse için sürpriz olmayacak.

Hükümet kurulup da “boşalan kadroları doldurma” izni çıkar çıkmaz RP’li belediyelerin nasıl bir kadrolaşmaya gidecekleri zaten şimdiden belli…

Bunlar yaşanacak ve tepkiler oluşacak. Ama ANAP’ın erimesinden ve RP’nin yaratacağı duş kırıklığından yararlanacak parti Sayın Çiller’in DYP’si
olursa, yazık olur!

Yitirilen zamana da yazık olur, ödenen bedele de!

★ ★★

Türkiye’nin bugünkü çıkmazı, ANAP-DYP çizgisinin iflasıdır. RP-ANAP ortaklığı ile, bu iflasa “dinci sağ” da katılacaktır.

RP korkusu ile ANAP’a oy vermiş çok sayıda kişiye rastlıyorum. Duydukları öfkenin bedelini er ya da geç ödetecekleri açık. Yılmaz ve arkadaşlarının
“kayıplarını telafi” yolları yok.

RP ise iktidarda hem kazanacak hem kaybedecek.

Devleti içten “fetih” çabalarındaki her adımı kazanç hanesine yazacak. Devletin olanaklarını ve özellikle de “ihale”leri kullanarak, yandaşlarını biraz daha zenginleştirecek. Dolayısıyla, partiye akan paraların kaynağı daha da artmış olacak.

Ama ne dış siyasette ne ekonomide ne de toplumsal yaşamda, verdiği sözlerle ilgili ciddi bir adım atabilecek, “Adil düzen”in içi boşluğu daha iyi görülecek. RP’nin de, gücünü aslında “bozuk düzen”den aldığı ortaya çıkacak.

Ve “tepki oyları”, kendilerine yeni bir “umut” aramak zorunda kalacak!

★★★

Girilen dönem, sola “tek başına iktidar” yolunun açıldığı dönem olabilir. Ama bunun olabilmesi, solun yürekli bir “özeleştiri” yapmasına bağlıdır.

Kendi iskeletini röntgende görebilmesine bağlıdır.

CHP acıklı durumda.

İdeolojik ve yapısal bozukluklara, şimdi de yönetsel hatalar ve kamburlar ekleniyor.

CHP’li bakan, Uzanlar’ı kurtarıyor. Uzanlar da ekranlarını Sayın Baykal’a açıyor. Tabanda bir yığın kızgın, üzgün insan… Solculuk ve dürüstlük adına yapılanları içlerine sindirmekte zorlanıyorlar.

CHP, kendi kontenjanlarından Türkiye’yi Avrupa’da temsil edecek milletvekilini seçiyor. Genel başkanın dil bilmeyen yakınları aday. Sayın Baykal’ın uyarılara verdiği yanıt ise dillerde:

1 – Nasıl olsa toplantılarda anında çeviri yapan çevirmenler var.

Oysa asıl önemli olanın, resmi toplantılardaki konuşmalar olmadığını bilmeyen yok. Diğer ülkelerin temsilcileri ile dostluk kurarken de mi     çevirmen kullanacaklar?

Kulislerde çevirmenle mi dolaşacaklar?

Yemeklere giderken, yanlarında bir de çevirmen mi götürecekler?

★★★

CHP’nin hali dahil, her şey DSP’den yana.

Ama DSP’nin de yetersiz örgütü ve birkaç “güvenilir kişi”den alınan bilgilere dayalı örgüt anlayışı sırıtıyor… Elindeki değerli elemanları, bir “ekip” olarak ortaya çıkarmaktaki gönülsüzlüğü sırıtıyor.

Seçimlerden bu yana yaşanan duş kırıklıkları, tabanda DSP’ye yönelişi gözle görülür bir biçimde arttırmış. Ama yerinden değil, merkezden yönetim anlayışı ve yanlı ya da yanlış bilgilere dayalı olarak küstürülen insanların çizdiği görünüm olumsuz.

Olumluluklar değerlendirilemiyor.

DSP, “dürüst ve tutarlı” bir önderin karizması ile gelinebilecek yerin sınırlarına dayandığını artık anlamalı. Anlayamazsa, tarihsel bir fırsatı değerlendirememenin “büyük vebal”inden kurtulamayacağını da bilmeli!

Bu yazı, Yılmaz-Erbakan görüşmesi öncesi kaleme alınmıştır.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın