Yazı Hakkında

Başlık:Sola Kayan Demokrasi(!)
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Eylül 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Sola Kayan Demokrasi(!)

Bazı sözler vardır ki kendi başlarına önem taşımazlar. Söyleyen kişiye bağlı olarak önem kazanırlar.

“Türkiye’de demokrasi sola kaydı!’ sözünü herhangi
bir kişi söylese, üzerinde durmayabilirsiniz. Ama bu söz -görevini yeni terk etmiş- eski bir Genelkurmay Başkanı’nın ağzından çıkmış ise iş değişir.., Yanılgıyı irdeleyip, vurgulamak gerekir!

Çünkü o düşüncenin belirli bir ortamda oluşmuş, tartışılmış ve paylaşılmış olması olasılığı yüksektir. Eğer üzerinde durmazsanız, paylaşanların kafalarındaki “doğru”olduğu inancı pekişir.

Tıpkı, savaşan bir ordunun, önüne engel çıkmadığı
sürece duramayacağı gibi bir şey…Ancak engelle karşılaşıldığında,kurmay heyeti toplanıp “durum değerlendirmesi” yapar. Her yeni öğe, yeni bir durum değerlendirmesi gerektirir.

Bu, “askeri mantık”ın sağlam ve sağlıklı kurallarından birisidir!

★★★

Sayın Doğan Güreş, Cumhuriyet’te yayımlanan demecinde şöyle diyor:

“Türkiye demokratik bir ülke. Hatta demokrasinin biraz da soluna düşmüş, anarşiye gitmiş. Adam 15 polis öldürüyor, 8 yıl yatıp çıkıyor. Bir gazete, senin askerine, düşman diyor, bazı kişileri hedef gösteriyor. Ve böyle bir gazete hala çıkabiliyor.”

Güreş’in yakındığı olaylar doğru olabilir! Ama o olayların nedenini “demokrasinin sola kayışı “na bağlaması yanlış!

Ne demek “demokrasinin sola kayması?”

Bundan iki anlam çıkabilir… Birincisi, bugünkü anayasayı ve o anayasadan kaynaklanan hukuk düzenini solcuların kurmuş olmalarıdır. Bu nedenle de yakınılan durumun sorumluluğunun sola düşmesidir,

İkincisi İsa; hukuk düzeni solun eseri olmasa bile, o
düzende solcuların egemen olması ve yasaların “sol”
bir anlayışla uygulanmasıdır..Şu durumda da sorumluluk elbette ki solun olacaktır.

Oysa biliyoruz ki ne birincisi doğrudur, ne de ikincisi!

Bu anayasa ve onun getirdiği hukuk düzeni, 12 Eylül’ün esendir. Anayasa, tamamen sağcı güçlerin egemenligindeki bir ‘ Danışma Meclisinde hazırlanmıştır. Tamamen sağcı bir kafa yapısına sahip olan bir cunta”
tarafından son biçimi verilmiştir.

12 Eylül yönetiminden bu yana da ülkeyi hep sağcı iktidarlar yönetmiştir!

“Türk-islam sentezi “ni resmi ideoloji yapan cuntanın
getirdiği yasal düzen solu dışlayan bir düzendir… Sol
güçlerin elini kolunu bağlayan; üniversitelerden sendikalara, bağımsız yargıdan gençliğe kadar bir dizi kısıtlama getiren bir düzendir…”

Eğitimden iç güvenlik örgütlerine kadar, laik-demokrâtik devletin temellerini şeriatçılara teslim edenler solcular mıdır? Dünden bugünü hazırlayanlar ve bugün yarının sorumluluğunu taşıyanlar solcular mıdır?

Solcular mıdır ki, bugünkü yanlışlıkların, bozuklukların ve batağa sağlanılmasının nedeni “demokrasinin sola kayışı”olsun!..

Yoksa sağcılar, işi gücü bırakıp da demokrasiyi sola
mı kaydırmışlardır?

 

Sayın Güreş in bir sözünü daha yadırgadım:

‘Tansu Çiller ‘in ABD de şuyu var buyu var diye eleştiriliyor Siz esasında bakın bakalım ABD de kimlerin evi var?” diyor

ABD’de başkalarının da evi olması, Başbakanın yurtdışındaki, kaynağı da hiç inandırıcı olmayan büyük malvarlığını haklı çıkarmaz!. Hele o Başbakan, o varlığını gizlemeye çalışmışsa, vergisini ödememişse, ve de
yurtdtşındakl Türkteri, paralarını Türkiye de değerlendirmeye çalışırken, kendisi tam tersim yapmışsa…

Sayın Güreş.sarışın Başbakan’ı  çok beğenebilir ya da
Marmaris’teki emekli komşusunu çok sevebilir Ama
bu onun, gerçek sorumluları uzaklarda aramak için
özel bir çaba sarf etmesine neden olmamalıdır!

Sol soldur, sağ da sağ!

‘‘Solsuz demokrasi” hevesiyle yumurtasız omlet yapmaya çalışmış olanlar ise sadece bilgisiz, bilinçsiz ve de burunlarının ucunu göremeyecek kadar yetersiz sorumlulardır. Cahilin cehaleti belki hoşgörülebilir, ama o cehaletin ürünü olan günahları başkalarına yüklemeye çatışma hakkı kimsede olamaz!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın