Yazı Hakkında

Başlık:Solda ‘Son Tango’…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:18 Eylül 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Solda ‘Son Tango’…

SHP tükendi… CHP tıkandı.. Ecevit, kişiseL gücünün sınırlarını anladı… Ve sol kamuoyunun bilinç düzeyi, üç sol partiyi de aştı…

Soldaki arayışların hızlanıp somut bir noktaya gelmesi, bu tablonun sonucudur.

Üç yanlıştan bir doğru çıkmayacağını; benzemezlerin
bir araya gelmesinin güç değil güçsüzlük yaratacağını;
soldaki üçlü bölünmenin ilk aşamada teke inemeyeceğini, inmemesi gerektiğini hep savunduk.

Çimdi solda görülen, ikili bir yapılanmaya doğru gidiş, bir bakıma sağlıklı ve doğaldır. Ama -ne yazık ki- gelecekteki bazı olumsuzluklarında tohumlarını taşımaktadır.

Ortada bir gerçek var.

Ecevit yeniden “umut” oluyor!.. Sunu sadece gazete
sayfalarında ya da kamuoyu yoklamalarında görmüyorsunuz. Günlük yaşamınızda karşılaştığınız -kimisini tanıdığınız, kimisini tanımadığınız- insanlarda da görüyorsunuz. Demokratik solu 12 Eylül sonrasında terk edip Özal’ın ANAP ‘ına yönelmiş kimilerinde bir “geriye dönüş” eğilimi seziyorsunuz.

Bunda Ecevit’in dürüstlüğünün, tutarlılığının, güncel, dalgalanmalar karşısında eğilmeyen kararlılığının rolü var. Soldaki diğer önder ve partilere bağlanan umutların tükenişi var. ANAP ve DYP’nin -aymazlık içinde- laikliğe karşı gidişe “suç ortağı “olmaktan kurtulamaması var…

RP’ye karşı en etkili savaşımı Ecevit’in vermesi ve hatta RP’nin oy aldığı kitlelerin bir kesimini bile etkileyebilmesi var!

Gerek dış siyasette, gerekse iç siyasette, geçmişte
söylediklerinin zaman içinde doğrulanmış olması var!

Ve “aile boyu parti’ eleştirilerini geçersiz kılacak bir
eğilim içine girdiği izlenimini vermesi var!

Ecevit, DSP kurultayından parti yönetimine güçlü ve inandırıcı bir kadro getirmiş olarak çıkarsa, seçmenin kendisine yönelimi hızlanacaktır Taban-ideoloji-örgüt tutarlılığına, bu kez “güç “de eklenmiş olacaktır. “Tutarlılık” artı “güç “ise “inandırıcılık demektir!.. Ve siyasal
iktidar yolu, bir partiye, ancak inandırıcılık kazandığı ölçüde açılır!..

Ama her şeyin -göründüğü kadar- “tozpembe” olmadığım da söylemek zorundayız.

Sayın Ecevit “Kemalist sol “un tarihsel çatısı olan CHP ile bütünleşmeyi kabul etmemiştir… “Ben eşim ve arkadaşlarım” söylemini henüz aşamamıştır. Partide “demokratik bir yapı” oluşturma kararlılığında olduğunu henüz kanıtlamamıştır.

“Güçlü Önder” doğrudur, gereklidir!.. Ama “tek adam” yanlıştır, gereksizdir!

Ve Ecevit çaresizlerin “Biz haksız, sen haklıymışsın!”
yakarışı içinde, bu gerçeği görüp gereğini yerine getirmezse, ‘tarihsel bir fırsat’! iyi değerlendirememenin sorumluluğunu taşıyacaktır!..

Solda ikinci bir partinin varlığı da -şu aşamada-doğal
ve yararlı.

“Kemalist sol ” dışında kalanlar da ’Altıok’lu bayraklardan sıyrılarak düşünce ve inançlarını, bir kez daha sınamalılar… Sınamalılar ki, seçmenin kafasındaki karışıklık sona ersin! Sınamaklar ki, Kemalizmi dışlayan solun Türkiye koşullarında ne ölçüde şansı olabileceği -en
kaim kafalıların bile anlayabileceği kadar- açık bir biçim- de ortaya çıksın!

Ama bir bakıyorsunuz ki, Sayın İsmail Cem ile Sayın Ercan Karakaş aynı masada “birleşme “yi tartışıyorlar. Birisi Atatürk’ün kurduğu partinin temsilcisi olma savında. ötekisi ise Atatürk’ün Altıok’unun üçünü kırıp çöp kutusuna atmak peşinde. Altıok’lu bayrağa bile karşı…

Öyleyse onları bir araya getiren ortak nokta nedir? .
“Siyasal inanç’lar mı, yoksa “kişisel endişe’’ler mi?

Sayın Baykal ve arkadaşlarını yeniden SHP’ye dönmeye iten etken nedir?.. SHP’nin sağlıklı bir yapıya ve tutarlı bir ideolojik çizgiye kavuşmuş olması mı, yoksa yaklaşan seçimlerin ve Ecevit’e kayışın yarattığı korku mu?

Bir araya gelme, bütünleşme, ortak değer’lerin gereği olduğunda sağlıklıdır ve uzun ömürlü olabilir… Kısa vadeli “kişisel çıkar”ların gereği olduğunda ise, uzun vadeli olumsuzlukların nedenini oluşturur…

Kemalizmi dışlayan sol. kendini “dürüstçe” tanımlayarak. Kemalizme olan karşıtlığını açığa vurarak, seçmenin karşısına çıkmalıdır.. Kayalara çarpınca ikiye bölünecek; bir kısmı ana kaynağa dönerken, bir kısmı da
Sayın Cem Boyner’in adresine yönelecektir…

Bu sağlıklıdır!

Ama kumar “sağlıksızdır! Hele o kumarın sermayesi, Atatürk’ün kurduğu partinin ismi ve bayrağı ise!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: