Yazı Hakkında

Başlık:Soldaki Çıkmaz!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:15 Eylül 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Soldaki Çıkmaz!

Halkın yüzde 20’sinin desteğini alan bir RP nasıl olur da halkın yüzde 80’ine hükmeder?

Bu sorunun sağda ve solda iki yanıtı var.

Sağda.. ilkesizlik ve bunun sonucu olarak, kişisel çıkarların öne çıkması.

Solda.. varolan ilkeler etrafında birleşmeyi sağlayacak yapıyı oluşturamamak.

Son yarım yüzyılda Erbakan kafasını iktidara götürecek yola yeşil halıları zaten o sağ döşedi. Şimdi ektiğini biçiyor. Morali bozuk RP’ye armağan ettiği oyları geri almaktan öylesine umudunu kesmiş ki… Çareyi, solun zaten dibe vurmuş olan oylarından pay almakta arayacak kadar şaşkın.

Onunla büyük basının bazı köşe yazarları uğraşsın.

Bizim sorunumuz sol ile.

Çünkü, sol dirilirse, demokrasinin de kurtulacağına inanıyoruz!

★★★

Atatürk’ün partisine 1960 yılında kaydolmuş. Kayseri İl Gençlik Kolu başkanlığından il başkanlığına kadar, her kademede görev yapmış. Türkiye’de ilk kez sandık esasına göre örgütlenme modelini geliştirip uygulamış.

1977’de milletvekili seçilmiş.

Ecevit’in isteği ile genel yönetim kuruluna girmiş. İhanet etmemiş, saygısızlık etmemiş.

Gerisini bana yolladığı mektuptan okuyalım:

“İdeolojisine inandığı partiye bir türlü üye kaydedilmeyen bir DSP’li olarak büyük acı çekiyorum. Eğer aynı konumda binlerce insanın bulunduğuna inanmamış olsa idim, suskunluğumu sürdürerek haklı düşüncemi içimde çürütecektim.”

Sayın Mehmet Gümüşçü, konuyla ilgili düşüncelerimi tamamen paylaştığını belirttikten sonra, özellikle bir tümcemi yineliyor:

“Şeriatçı bir kafanın, devleti sinsi sinsi ele geçirme yolunda giderek cüretlendiği bir dönemde… Sayın Ecevit’in CHP ile birleşmeye hayır tutumunu sürdürürken hoşgörü ile karşılanabilmesi, solun sağlıklı tüm öğelerine DSP’nin kapısını gerçekten açmasına bağlıdır.

Ve ekliyor:

“Marmaris’teki adam, benim konumumda olanlara on yıl siyaset yasağı getirmişti. Ecevit çifti, bu hukuk dışı cezayı ömür boyuna çevirdi. Yasak kalkar kalkmaz DSP’ye üyelik başvurusunda bulundum. Ama bugüne dek üye olamadım… Ben ve benim gibiler, gene de sandığa gidip oyumuzu verdik. Çevremizdekilere de verdirdik. Ama ‘Kini insan yüreğine yük sayarım’ diyen insancıl Ecevit’i yeniden buluncaya dek, DSP’ye artık oy vermeyeceğim.”

★★★

DSP çizgisinde tutarlı. Etkili muhalefet yapıyor.

Kalabalık ANAP ve DYP Meclis oturumlarına 20-30 kişi ile katılırken, DSP 74 milletvekilinin en az 40-50’si ile hep görev başında.

Bunlar iyi güzel, ama yeterli değil.

DSP Milletvekili Prof. Hikmet Sami Türk bile, partisini savunurken, bazı eleştirilere de açıktan hak veriyor;

“DSP çok büyük genişleme potansiyeline sahip. Ancak bu konuda aşırı bir ihtiyarlık olduğunu ben de kabul ediyorum. Sayın Genel Başkanımız 1957’den beri milletvekili ve çok büyük siyasal deneyimleri olan bir insan. Bugünkü aşırı ihtiyatlılık, sanırım geçmişte yaşadığı olumsuzluklardan kaynaklanıyor. Ancak bu politikanın zamanla değişeceğine inanıyorum.”

★★★

Türk demokrasisinin geleceği Türk soluna bağlı.

Türk solununki de -en azından bugün için- büyük ölçüde DSP’ye.

DSP bizi bunun için ilgilendiriyor.

Ecevit tarihsel bir sorumluluk altında. Partisinin içinden ve dışından giderek artan eleştiriler karşısında sadece iki seçeneği var:

Ya somut koşullarını sıralayıp “Ancak bu koşullarla CHP ile birleşebilirim” diyecek… Ya da partisinin kapısını, aynı ideolojiyi yürekten paylaşan, siyaseti bir çıkar aracı gibi görmeyen herkese açacak…

Sayın Ecevit erdemli, nitelikli ve çok etkili bir önder.

Ama çok da önemli bir kusuru var:

Kitlelere güveniyor da, o kitleleri oluşturan insanlara teker teker güvenmiyor!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: