Yazı Hakkında

Başlık:Soldan Sesler…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:28 Temmuz 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Soldan Sesler…

Demokratik Cumhuriyet Programı’nı hazırlayan gruptan yanıt geldi.

Tarhan Erdem, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan, “Atatürkçülük ilkesini benimsemiyoruz, Altıok’a karşıyız” sözünün kendisine ait olmadığını yazıyor. Ve şöyle diyor:

“Bizim programımızın amaç maddesi; ‘Cumhuriyetin temelinde yatan akılcı ve çağdaş toplum idealine uygun’ ibaresi ile başlıyor. Hiçbirimizin geçmişimiz ile bir sorunumuz yok. Azız Atatürk, insanı olmakla övünç duyduğumuz ülkemizi bağımsızlığına kavuşturan Kurtuluş Savaşımızın ve devrimlerimizin önderidir.”

Sayın Erdem, Atatürk’ün karşıtı ya da yandaşı olarak politika yapanları gülünç bulduğunu söyleyerek ekliyor:

“Atatürk, bir değer ekleyemeyeceğimiz veya eksiltemeyeceğimiz büyüklükte bir lider. Yanında olsak ne yazar, karşısında olsak ne yazar?”

DCP’ye basında ilk desteğin, Atatürk düşmanı bazı numaracı cumhuriyetçilerden geldiği bir gerçek. Ama benim yazım, bazıları dostum olan değerli bir avuç aydını “Atatürk düşmanlığı’ ile suçlamıyordu…

Hareketin ideolojisi ile ilgili değerlendirme ve eleştiriler bir yana bırakılıyor. Olmayan bir suçlamaya, “kabadayı” havasında yanıt veriliyor.. Acaba
neden?

Atatürk bir kişidir, ama Kemalizm bir ideolojidir. DCP’nin Prens Sabahattin’in uzantısı olan ideolojisi ise Kemalizmle elbette ki bağdaşmaz. Peki, bunun yüksek sesle söylenmesinden rahatsız olmak niçin?

Üç olasılık var.

Ya Yeni Şafak gazetesi, “Atatürkçülük ilkesine, Altıok’a karşıyız” sözünü uydurmuştur.. Ya bu anlam, açıklıkla söylenmemekle birlikte, sayın DCP
sözcüsü ile yapılan konuşmanın tümünden çıkmıştır. Ya da o söz “yazılmamak kaydıyla” söylenmiştir.

Eski CHP’nin saygın ve birikimli isimlerinden Ali
Nejat Ölçen, DCP’nin “ikinci cumhuriyet kavramının bir versiyonu” olmamasını diliyor. Ve ekliyor:

“(Kapitalist ekonomide) …köklü değişim süreci getirmeyen bir program, adı demokratik ve özü cumhuriyetçi de olsa, ne demokratik olabilir ve ne de cumhuriyetçi. ”

Ben bu kadar katı değilim. Ama Sayın Ölçen’in kafasındaki, “ikinci cumhuriyetçi” çağrışımlar, acaba niçin doğdu dersiniz?

Anlaşılıyor ki “Atatürk’e evet, Kemalizme hayır” diyenler kulübüne, yeni üyeler örtenmiş bulunuyor. Bakalım “geçmişle sorunumuz yok” demek.
DCP’yi YDH’den daha şanslı kılmaya yetecek mi?

★★★

Altıok’tan hoşlanmayanlanrın durumu ortada. Peki Altıok’lu bayraktan vazgeçmeyenler ne alemdeler?

Baykalcı kesimin çabaları sonuç verse, parti büyüyecek mi küçülecek mi?

Ercan Karakaş önderliğinde kolları sıvayan “sol grup” ne kadar sol? Devrimcilik dahil, Altıok’un dördünü kırmak sevdasından ne kadar vazgeçtiler? Eğer vazgeçmedilerse, kendilerine “sol” demek hakkını nereden alıyorlar? Kemalizmin halkçılığına, devletçiliğine ve ulusçuluğuna karşı olan
Sayın Karakaş, hangi yüzle Mümtaz Soysal’dan destek istiyor?

Ya hizipçiliği, partiden bakanlıklara taşımış olanlar?

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda, Kemalist bir bakanın göreve getirdiği “pırıl pırıl” bürokratları görevlerinden alanlar? Melih
Gökçek‘in yardımcılarını içlerine sindirip, Danıştay’ın göreve iade ettiği değerlere “düşman”gözüyle bakanlar? Bakanlıklar “delege hesabı” ile yönetenler?

Acaba Sayın Hikmet Çetin, partiyi “uzlaşarak” değil, ancak “tutarlılaştırarak” büyütebileceğini daha doğrusu kurtarabileceğini -ne kadar anladı?
Anladığı kadarını yapmaya ne kadar gücü ve kararlılığı var?

★★★

Biz çocukken TV yoktu. En sevdiğim radyo programlarından birisi ise “Yurttan Sesler”di. Keyif verirdi bana.

Yazımın başlığını o çağrışım oluşturdu.

Ama “soldan sesler”, bugün ne yazık ki keyif vermiyor. Hatta bazen acı veriyor!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın