Yazı Hakkında

Başlık:Solun Derdi Yenileşme mi?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:25 Ekim 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Solun Derdi Yenileşme mi?

Solun önde gelen isimleri konuşuyor.

Çoğunun ve Türk solunu eleştirenlerin ağzında aynı nakarat: “Sol
kendini yenileyemediği için bu hallere düştü!..”

Kendini en çok “yenileyen” parti SHP idi. Yeniledikçe küçüldü. Sonunda CHP adı bile onu kurtaramaz oldu…

Fransa’da bir zamanlar “ebedi muhalefet” olan solu iktidar yapan neydi?

“Ortak program”, yani ideolojik yenileşme mi? Yoksa o program etrafında bölük pörçüklerin bir araya gelmesi mi?

Halk niçin Mitterrand’a oy verdi?

Sol kendini yeniledi diye mi? Yoksa birleşip de ülkeyi yönetmeye aday olabilecek bir güce dönüştü diye mi?

Fransa’da “ortak program” hiçbir zaman yaşama geçmedi. Giderek
de unutuldu… Ama Fransız solu, “iktidar seçeneği” olma niteliğini korudu…

★ ★★

İdeolojinin önemini yadsımıyorum.

12 Eylül’den sonra Türk solunun “yeni dünya düzeni”nin etkisi altına
girmesi için büyük çaba sarfedildi. ‘İkinci cumhuriyet’ ideolojisini savunanlar, basında köşe başlarına yerleştirildi… Okyanus ötesinden uzanan eller görevlerini iyi yaptı…

“Yeni sağ “ın adı “yeni sol” oldu.

Kimisi “devletçilik”ten utanmaya başladı. Kimisi “ulusçuluk”tan. Hatta kimisi de “halkçılık”tan…

Sadece “laikliğe” sarılarak Atatürk’ün mirasının meyveleri toplanır
sanıldı. Kimliğini yitirmenin verdiği boşluk laiklik ile doldurulmaya çalışıldığı için, o konuda da sivrilikler, yanlışlıklar yapıldı… “Dindar” ile
“dinci*yi karıştıran mesajlar verildi.

“Bu düzen “den, yani bu dünyadan umutlarını kesenler RP’ye terk
edildi.. Ezilmişliklerini, PKK’ye olan tepkilerini dile getirmek için “ulusal
dayanışma “ya gereksinme duyanlar da MHP’ye…

Ve Kemalizmden uzaklaşıldıkça
halktan da uzaklaşıldı.

★★★

Rakamlar yeni yeni açıklandı. Türkiye, gelir dağılımı en bozuk 16 ülkeden birisi.

Sola uzak gazeteler bile manşet atıyorlar, “Bu gelir dağılımı ile Batı da bize yer yok” diye.

Toplumsal sınıflar arası dengeler daha da bozulmuş.

Bölgeler arası dengeler daha da bozulmuş.

Güneydoğu’nun durumu etnik terör yanlısına yarıyor… Büyük kentlerin durumu da din devleti yanlısına…

Ama devletçiliğin sahibi gibi görünen parti, Atatürk’ün mirasını yiyenler değil, RP!..

Balkanlar’da, Kafkaslar’da ve en önemlisi Türkiye’nin güneydoğusunda olanlar ortada… “Din”e, “ırk”a ya da “etnik köken “e dayalı milliyetçilik anlayışının yanlışlığı, yaşayan acılarla kanıtlanıyor… Tito’nun etnik
ayrıma dayalı toplum oluşturma çabası iflas etmiş; Atatürk’ün “kültür
sentezi “ne dayalı “ulus”u her şeye karşın ayakta…

Türkiye’deki ırkçı milliyetçiler bile, olayların zorlaması ile Atatürk’ün
ulusçuluğuna yaklaşmak gereğini duyuyorlar. Ama Atatürk’ün partisinin adını kullananlar, “ulusçuluk” okunu atma peşindeler!..

“Yeni düzen “de halk eziliyor. Demokrasinin temeli olan “orta sınıfl”ar
çöküyor… Ama “sol kendini yenilemeli” diye fetva çıkaranlar, “halkçılık” ilkesinden rahatsız oluyorlar!

★★★

Sol kendini yenileyemediği için çökmedi. Özünden uzaklaştığı için
çöktü. Sol olmaktan çıktığı için çöktü.

Tutarlı bir yapıda bir araya gelemediği için, inancını yitirdiği için çöktü..
İnandırıcılığı, tutarlılığı, gücü yok olduğu için çöktü.

Kemalist sol kendini 1970’lerde yenilemişti. Çünkü uzaklaştığı özüne yeniden dönmüştü. Kemalizmin “sürekli devrimcilik” ilkesinin gereklerini yerine getirmişti.

İdeolojilen gereksinmeler belirler.

Solun tabanını oluşturması gereken kitlelerin gereksinmeleri de mi
değişti? İşçinin, kamu görevlisinin, emeklinin, gecekonduların ezilmiş
insanının, köylünün sorunları mı değişti?

Türkiye kalkınıp toplumsal adalet sağlandı mı ki Türk solunun ideolojisi değişsin!

Değişmesi gerekenler, solu özünden saptıranlardır… O ideolojiye uygun bir örgüt yapısı oluşturamayanlardır… Tek yapıda bütünleşmenin
önünü aşamayanlardır…

Yani toplumdaki beklentiye doğru tanı koyamayanlardır!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: