Ahmet Taner Kışlalı Yazıları BATI'DA DEMOKRATİK SOL Cumhuriyet Gazetesi Köşe Yazıları

SOLUN ORTAK ADAYI MİTTERRAND’IN OYLARIN %49,3’ÜNÜ TOPLAMASI FRANSA’DA ÇOK ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR

Yazı Hakkında

Başlık:SOLUN ORTAK ADAYI MİTTERRAND’IN OYLARIN %49,3’ÜNÜ TOPLAMASI FRANSA’DA ÇOK ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:06 Temmuz 1974, Cumartesi

Yazı

BATI’DA DEMOKRATİK SOL

Doç. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI

SOL’UN ORTAK ADAYI
MİTTERRAND’IN OYLAR1N%49,3’ÜNÜ TOPLAMASI FRANSA’DA ÇOK ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR

FRANÇOİS MITTERRAND – Komünist olmayan sol’un Mitterrand önderliğinde birleşmesi, daha sonra da Komünistlerle Sosyalistlerin ortak bir program ürerinde anlaşmaları, en önemli ürününü son başkanlık seçiminde verdi.

Leon Blum yönetiminde Fransa’daki ortak hükümeti, biri dış, öteki iç olmak üzere iki güçlük beklemektedir: İspanyol iç savaşı ve Fransız sermayedarlarının sol iktidara karşı tutumları.

İspanya İç Savaşı, Fransa’da <<Halk Cephesi>>nde görüş ayrılıkları yaratıyordu. Komünistler ve sosyalistlerin bir kısmı, İspanyol Cumhuriyetçilerine yardım düşüncesindeydiler. Ama ortak hükümette yer alan Radikal Partiye mensup bakanlar bu düşünceye şiddetle karşı koyuyorlardı. İspanya için bir savaş tehlikesi göze alınmamalıydı.

Sosyalist iktidar karşısındaki ikinci güçlük ise, birincisinden çok daha büyük önem taşıyordu:
Kapitalist sınıfın pasif direnci.. Matignon görüşmelerine katılmayan küçük ve orta boydaki işletmeler, hükümeti bir anlamda baltalıyorlardı. Üretim hızını düşürmüşlerdi. Sermayedarlar paralarını yurt dışına kaçırıyor, Fransa’da yatırım yapacak yerde yurt dışında yatırım yapıyorlardı. Fransa ürettiğinden fazlasını tüketmeye başlamıştı.

Ücretleri yükseltme sorunu

Neydi hükümetin amacı? İşçi ücretlerini yükselterek işsizlikle mücadele etmek. Ücretlerdeki yükselme tüketimde de bir artış doğuracak, bunun karşısında sanayi canlanacak, yeni yeni iş alanları açılacaktı. Ama sermayedar sınıfı buna uymayıp, yukarda anlattığımız yolu seçince,
evdeki hesap da yanlış çıkmış oluyordu.

Bu durumda ne yapılabilirdi? Özel girişim gerektiği gibi çalışmayı reddedip görevini yapmaktan kaçındığına göre, genel bir devletleştirme tek çare gibi görünüyordu. Ancak bu yolla üretim denetim altına alınıp, devlet eliyle da yeni yeni yatırımlara gidilebilirdi. Fakat ılımlı bir sol yol tutan ortak hükümet, böyle köklü reformlara yanaşmadı. Tersine, özel girişime tavizler vererek durumu düzeltmek istedi ve bir çıkmaza girip 1937 haziran ayında Senato tarafından devredildi.

Bu -bir bakıma- iktidara gelmek için devrimci yolu kabul edip, iktidar da iş yapmak için bu yolu reddeden Leon Blum’a ait bir yenilgiydi.

Sağa açılan yol

İktidardan düşüş, sosyalistleri sağa açılan bir yolun ağzına getirip bırakacaktır Önce, sırf Hitler’e karşı olduğu için Daladier hükümetini destekleyecekler, sonra da hükümet sağa kaydıkça, bu gidişe hiç bir biçimde «dur» diyemeden, kendileri de bir çıkmaza sürükleneceklerdir. O kadar ki, Komünist Partisi’nin 1939 eylülünde yasak edilişinden sonra, sosyalistlerin büyük bir kısmı, 11 komünist milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması için de oy vereceklerdir. Ve bu gidiş, Mareşal Petain’in sağcı iktidarına yardım etmeğe, hattâ ona katılmaya kadar uzayacaktır.

Bu olayı, tavizci bir tutumun nerelere varabileceğim göstermesi bakımından, ilginç bir örnek olarak sunabiliriz

Savaş sonrası Fransız Sosyalizmi

Yakın geçmişin etkisi, S.F.I.O., İkinci Dünya Savaşından yeniden sola kaymış olarak çıktı 1946 yılında partinin başına Guy Mollet gibi görünüşte marksist düşüncelere sahip bir kişinin getirilişi, bu görünümü daha da güçlendiriyordu.

Fakat komünist aleyhtarı Lion Blum’un hâlâ parti üzerinde etkisi duyulmaktaydı Bu sebepten 1945 seçimlerinde komünistlerle işbirliği mümkün olmadı: Sosyalistler 142, Komünist Partisi 158 sandalye kazandı.

Sosyalist Parti’nin komünistlerle baş başa bir ortak hükümetten kaçınmaları sonucu, M.R.P. (Mouvement Republicain Populaıre)’nin de katılmasıyla üçlü bir iktidar doğdu. Diğer iki parti arasındaki aracı durumu S.F.I.O.’ya görünüşte bazı avantajlar sağlıyordu. Gerçekte ise bu onları yıpratıp zayıflatmaktaydı. Dördüncü Cumhuriyet’in ilk cumhurbaşkanı (Vincent Auriol) ve ilk başbakanının (P.Ramadier) birer sosyalist olmaları aslında partiye birşey kazandırmayacaktır.

S.F.I.O.’da savaş sonrasında ortaya çıkan görünüşteki sola kayış uzun sürmeyecektir. Sosyalistler, Fransa’nın kurtuluşunu Marshall planı yolu ile verilen Amerikan yardımında bulmaktadırlar. Daha da önemlisi, liberal kapitalizmi Komünizme tercih edecek kadar ileri gitmektedirler.

Nedir Fransız sosyalistlerinin amacı? Bir yandan komünistlere, öte yandan de Gaulle taraftarlarına karşı «üçüncü kuvvet>>i meydana getirmek. Bu tutumun yarattığı sonuç şu olacaktır: Gitgide daha sağa kayan «ortanın sağı>>ndaki ortak hükümetlere katılarak erimek.

Fransız Sosyalizminin Bugünkü Durumu

1950 yılında hükümetten çekilen S.F.I. O., 1951 günlerinde 106 sandalye kazanabildi. Fakat özel okulların devletten mali yardım almasını öngören ünlü Barange kanununa oy vermeyi reddettikleri için, koalisyon ortakları M.R.P. ile araları açıldı ve 1952’de sosyalistler tekrar muhalefete geçtiler.

Aynı yıllarda S.F.I.O.’nun hareket çizgisini ve dayandığı toplumsal temeli incelersek, şu gerçekle karşılaşırız: Parti, anti- komünist ve uzlaşmaz bir layik anlayış içindedir. Oylarını işçi sınıfından değil, daha çok küçük şehirlerden almaktadır. Memur ve ücretlilerin %33’ünün oylarını toplamaktadır. (Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleneksel görünümü ile olan benzerlikler dikkat çekicidir!)

Bunların yanında S-syaliıt Parti, özellikle iktisadi konularda açık ve tutarlı bir program ortaya koymamakta, küçük burjuvaları ürkütmek istememektedir. Aydınların da sempati ve desteğini aşağı yukarı yitirmiştir. Kitlelere heyecan verecek, harekete geçirecek nitelikleri de yokolmuştur. Bütün bunların sonucu olarak, 1946 yılında 354 bin olan kayıtlı üye sayısı, 1960 sonlarına doğru 100 bine kadar düşecektir.

1956 seçimlerinden sonra sosyalistler bu kez radikallerle birlikte «Cumhuriyetçi Cephe» adı altında ve Guy Mollet başkanlığında ortak bir hükümet kurdular. Ama muhalefette iken, Cezayir’de uygulanan «aptalca ve körce» şiddetli eleştirenlerin, iktidara geçince pek farklı bir
tutum takınamamaları parti içinde ikilik çıkardı. Hele 1958’de bir yandan komünizm, Öte yandan askeri diktatörlük korkusundan De Gaulle’ün yaptığı halk oylamasında «evet» denmesi kararlaştırılınca, tersi düşüncede olanlar partiyi terkettiler.

1960 da bazı sosyalist, komünist, hristiyan gruplar, Mendes • Frence ve onunla birlikte Radikal Parti’den ayrılanlar yeni bir parti kurdular: Birleşik Sosyalist Parti (Parti Socialiste Unifie).

1962 seçimlerinde Sosyalist Parti, biraz oy kaybetmiş olmasına rağmen, Komünist Partisi ile işbirliği yaptığından, milletvekili sayısını 40’can 65’e çıkardı.

Komünistler ve «umacı» olmak

Aynı işbirliği her geçen seçimde sol partilerini bir kat daha güçlendirdi. Bu durum, ünlü öğrenci ayaklanmalarının patlak verdiği 1968 yılına kadar sürdü. Tahrikçi ajanların da rol oynadığı ileri sürülen olaylar halkta panik havası yaratınca, bundan yararlanan sağ partiler
oldu. Sosyalistlerin 1967’deki 95 milletvekillikleri 57’ye. Komünistlerin 73 milletvekillikleri de 34‘e düştü. Fakat, normal koşullara dönüldüğünde, 1975 seçimlerinde yeniden eski güçlerine kavuştular.

Komünist olmayan solun François Mitterrand’ın önderliğinde birleşmesi ve daha sonra da komünistlerle sosyalistlerin ortak bir program üzerinde anlaşmaları en önemli ürününü son başkanlık seçimlerinde verdi. Komünistler çoğulcu demokrasinin bazı ilkelerini kabul etmeye başladıkça «umacı» olmaktan çıkıyorlardı. Solun ortak adayı Mitterrand’ın, orta ve sağ tarafından desteklenen d’Estaing karşısında oyların yüzde 49,3 alabilmesi, Fransa’da birşeylerin değiştiğini gösteriyordu.

Parçalanan sol nihayet ortak bir program etrafında birleşince, iktidarın gerçek bir alternatifi olabilmiştir. Daha da ilginci: eğer 18 yaşındakilere oy hakkı tanınmış olsa, seçimleri Mitterrand’ın kazanacağını yapılan halkoyu yoklamaları açıkça göstermiştir.

Yarın: İngiliz sosyalizmi’nin doğuşu

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: