Yazı Hakkında

Başlık:Soysal Olayı
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:15 Kasım 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYI BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Soysal Olayı

Araya 10 Kasım girdi Üzerinden zaman geçti.

Soysal olayı üzerinde gereği gibi durmak olanağı almadı

Ama durmak ve serinkanlılıkla irdelemek zorundayız. Çünkü olay sadece bir kişiyi ya da bir partiyi ilgilendirmiyor. Türk solunu ve onun da ötesinde Türk demokrasisini ilgilendiriyor.

SHP’deki Soysal ile DSP’deki Soysal farklı mıdır?

Soysal niçin “vuruşarak”çekilmedi? Yoksa amacı  “vuruşarak” mı gelmek?

Bu soruları sormak, olayı anlamamış olmak demektir.

★★★

Bu köşede hep vurgulandı.

DSP’nin ideolojisi doğru, ama o ideolojiyi taşıması gereken yapı yanlıştı. Ve son genel seçimlerden sonra o yapıtın o biçimiyle süremeyeceği açıktı.

7 milletvekilinden dördünün kaybına neden olan bir yönetim anlayışı. 75 milletvekiline dayanabilir mıydı? Ya Ecevit DSP’nin parti olmasını sonunda
içine sindirecekti., ya da sıkışan buhar, tencerenin kapağını attıracaktı.

Soysal olayı özünde budur.

Demokrasideki “emniyet kapakçıkları”nı tıkamanın bir bedelidir DSP’nin yaşadığı.

“Tek seçici”nin cımbızı ile partiye alınan, üst düzeyde görev verilen, sonra da bazen üyelik hakkından bile yoksun bırakılan insanlar… Solcu diye alınıp sağcı çıkanlar… Akşamdan sabaha sil baştan edilen örgütler…

Suskunluğa mahkum edilmiş bir suru değerli insan..

DSP bir “insan yeme makinesi”dir, parti değil. Partileşse, belki de Türkiye bugünkü çıkmazından kurtulacak.

★★★

Demokrasiden beklenilen iki temel yarar vardır.

Birincisi, getirdiği açıklık nedeniyle hataları en aza indirmek… (Bir bilge kişinin de dediği gibi: “Az miktardaki su. çok miktardaki sudan dana çabuk bozulur”…)

İkincisi, olabildiğince çok sayıda insanın katkısını sağlamak… Olabildiğince çok sayıda insanın düşünce gücünden, yaratıcı gücünden yararlanmak.

DSP’nin yapısı -ya da yapısızlığı- iki yolu da tıkıyor.

Tabandan tavana gereksinmeler saptanacak. “Beyinler” ortaklaşa çözüm üretecek. “Önder” başta olmak üzere “vitrin”o çözümü kitlelerin anlayabileceği hale getirecek. “Örgüt” de yayacak, savunacak ve o çözümün ya da çözümlerin yaşama geçirileceği inancını yaratacak…

DSP’de çok güçlü ve saygın bir önder var. Tutarlı bir ideoloji var. Ama gerisi yok…

★★★

O çöpten bacakların o ağırlığı taşımasına da olanak yok!

Mümtaz Soysal’ın SHP ve CHP’deki kavgası ile DSP’deki farklı.

Soysal’ın eski partisindeki kavgası öncelikle ideolojikti. Parti bir hizbe teslim olup da ideoloji kavgası vermenin olanağı kalmayınca ayrıldı.

Şimdiki partisinin demokratik bir yapıya kavuşması için savaşım veriyor.

Öte tarafta önder adaylarının hiçbirisi ile düşünceleri çakışmıyordu. Burada ise itirazı Ecevit’in düşüncelerine değil, partinin örgütlenme anlayışına.

Ve Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tehlike, artık bu anlayışı hoş görmeye olanak bırakmıyor…

Ne diyor Soysal?

“Türkiye yanıyor. Devlet büyük bir çöküntü içindedir ve Cumhuriyet tehlikededir. İki yüz yıldır geliştirmeye çalıştığımız değerler ve alın teriyle oluşturduğumuz ulusal varlıklar tehlikededir, insanlarımızın büyükçe bir bolumu tutunacak bir örgüt,
Cumhuriyeti, kendilerinin ve çocuklarının geleceğini kurtarmak için çalışacakları bir kuruluş arıyor.”

Yanlış mı?

Ve bu ortamda Ecevit’in, hâlâ “Küçük olsun da başım ağrımasın” demeye hakkı var mı?

★★★

SHP’yi disiplinsizlik bitirdi. CHP’yi kimliksizlik tüketiyor,

DSP’de ise kimlik de var, parti ciddiyeti de. Ama ne yazık ki parti yok!

Kennedy örneğinde çok açık bir gerçek yaşanmıştı… Büyük önder hata yapmayan önder değildir: hatasını görüp düzeltebilen önderdir.

Soysal olayı, Ecevlt’in yaşamsa bir hatadan dönmesi için belki de son şanstır.

Sayın Ecevit’in siyasal olarak intihar etmeye hakkı olabilir… Ama kendisiyle birlikte DSP’yi, solu ve demokrasiyi de sürüklemeye hakkı olamaz!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın