Yazı Hakkında

Başlık:Susmalı mı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:24 Kasım 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Susmalı mı?

Atatürk’e “faşist” diyenleri “başdanışman” yapan bakanlar çıktı içinden… CHP sustu!

Kendi bakanları, Atatürk’e “deccal”diyenlerin kitaplarının okunması için gazetelere ilanlar verdiler… CHP sustu!

ADD kurulunu CHP’li bakan adına kabul edenler. “Bırakın artık Atatürk’ü o bitti” dediler… CHP sustu!

“Altıok ‘un üçünü atalım, gerisini satalım ” diyenler, partinin adını ve amblemini değiştirmek isteyenler bakan oldu… CHP gere sustu!

Ve sonunda “Atatürk’ün partisi”nin (!) barajı geçip geçemeyeceği tartışılır hale geldi.

Ve sonunda partinin kadın temsilcisi, “Atatürk’ü aşmak “tan söz etmeye, “Türk kadını-Kürt kadını” ayrımı yapmaya başladı. Bu ayrımı kabul etmeyen toplantıdan “parti adına” çekilirdi.

Ama artık CHP susmuyor!

Seslerini yükseltmeye başlayanlar iki kesim.

Büyük çoğunluk, partinin artık arındırılmasını.. Kemalizm karşıtlarının ayıklanmasını.. CHP’nin yeniden tarihsel kimliğine kavuşmasını istiyor.

Bir küçük azınlık ise rahatsız Partinin durumundan da rahatsız, ama kızgınlığı öncelikle bu durumu sergileyenlere… Yanı bana ve benim gibilere.

★ ★

Ecevit’ten Hikmet Çetine, CHP’nın ve genel başkanlarının avukatlığını yapmış olan Şahin Mengü birinci kesimden… Bu yılın ilk ayında, partinin genel başkanına bir dilekçe
ile başvurmuştu. Şimdi yeni bir dilekçe daha yolladı.

Birincide konu, Alt ok’tan üçünün işlevini yitirdiğini savunan Ercan Karakaş’tı. Bu kez ise konu, Atatürk’ü tanımayan CHP kadın temsilcisi… Ve ikisinde de istek aynı: Tüzük hükümlerinin uygulanarak, bu kişilerin partiden “kesin” olarak uzaklaştırılmaları.

Birinci başvuruya genel başkan yanıt bile vermedi

Ama bu kez yönetim sussa da, taban susmuyor… CHP yönetim, telefon ve faks yağmuru altında bunalıyor.

Örgüt kızgın… ODTU’den Dr. Zafer Bozkuş gibi “baraja takılmasın diye” oy vermiş olanlar ise şaşkın:

“Laik rejimin her zamankinden daha fazla tehdit altında olduğu bunalımlı bir dönemden geçerken, CHP’nin hâlâ Atatürk’ü anlayamamış kadrolarla dolu olması bizler için derin bir acı kaynağı olmaktadır.. ”

ADD yönetiminden Mehmet Uğurlu anlattı.

Seçim akşamı, Çankaya’daki sandıkları dolaşıyorlarmış. HADEP’e çıkan oyların azlığından ciddi üzüntü duyan sandık gözlemcilerine rastlamış.Hangi partiden olduklarını sorduğunda. CHP’li olduklarını öğrenmiş…

“Oysa CHP’nin de oyları pek parlak
değildi” dedi.

★ ★★

İkinci kesimde yer alanların bazıları şu tavrı benimsiyorlar:

“Dışarıdan eleştireceğinize, gelip de niçin içenden düzelmesine katkıda bulunmuyorsunuz?”

Değerli bir Kemalist olan Prof. Mustafa Altıntaş ise biraz farklı bir yaklaşım içinde:

“3 Kasım ‘dan bu yana köşenizde yer alan razılar, çürümenin üzerine üzerine gitmesi gereken kamuoyunun, özellikle solcu ve sosyal demokratların gündeminden uzaklaşarak, yine kendi aralanndaki tartışmalara kayma sonucuna neden olmuyor mu?”

Altıntaş’a göre Mümtaz Soysal’ın DSP’deki son çıkışı da -aynı nedenden dolayı- yanlış: Eleştirilecek yanlan görenler, bunu yüksek ses’e dile getirmemeli. Partilerin yetkili kurullarına
götürmeli.

Kim haklı?

Kırılan kolun yen içinde kalmasını savunanlar mı? Hastalık açıklıkla ortaya konmadıkça, köklu bir tedavinin yapamayacağına inananlar mı?

Kimse kendini aldatmasın!

“Atatürk’ün partisi” eğer bu acıklı duruma düştüyse, nedeni birincilerdir.

Ve CHP’nın yeniden “Atatürk’ün partisi” olması ise ancak İkincilerin çabaları ile olanaklıdır.

CHP’ye ve DSP’ye tutulan ışık, sağdaki çürümüşlüğü örtmez… Ama sağdan umutlarını kesenlerin, niçin sola yönelmediklerini açıklar!

CHP için de DSP için de Türkiye içinde kurtuluş yolu, “taban “ın “tavan “ı sarsmasından geçiyor. Tabanın bunu
yapabilmesi de gerçeklen tüm açıklığıyla bilmesine bağlıdır…

Yoksa tavanın seçkinleri arasındaki pazarlıklara, küçük hesaplara. Bizans oyunlarına değil!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: