Yazı Hakkında

Başlık:Tam Zamanı!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:30 Eylül 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Tam Zamanı!

Bugünlerde sık sık, İkinci Dünya Savaşı sırasında söylenmiş bir sözü anımsıyorum:

– Her şey o kadar karanlık ki, bu bir umut ışığı yakıyor!

Oscar Wilde’r çağrıştıran bir anlatım ustalığı.. Ve bir gerçek.

Çünkü sonsuza değin karanlıkta yaşanmaz.
Hatta o karanlığı yaratanlar bile, gün gelir bundan rahatsız olurlar.. O karanlıktan çıkarları olanlar bile, gün gelir “ışık” aramak için yollara düşerler.

Ve “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyenler, gün gelir o yılanın kendilerine de dokunduğunu görürler..

Bu nedenledir ki, umudun her tükendiği yerde, yeni bir umut yeşerir.

Aşıklar.. Akşenerler.. Bakanlar, belki de
başbakanlar., Ve kim bilir kimler..

Çorap söküğü sürüyor.

Ne “yüce”(!) yerlerde oturanların; mafya babalarının, kanlı katillerin “abi’leri, “yenge”leri olduklarını öğrenip hayretler içinde kalıyoruz.

Bu, kimilerinde umutsuzluk yaratıyor.. Bende ise umut!

Gizli kalan hastalık, ölümü çabuklaştırır.. Hastalığın -tüm açıklığıyla- ortaya çıkması, iyileştirme sürecinin ilk ve zorunlu aşamasıdır.

Şimdi yanıtlanması gereken iki soru var.

Bu pislik nasıl oluştu?.. Bu pislik nasıl temizlenir?

Ve de peşinen unutulmaması gereken bir kural var.

Pisliğe bulaşmış olanlar, o pisliği “tamamen”
temizleyemezler.. Çünkü yıkanma sırasında lağımı boylayacaklar arasında, kendileri de bulunacaklardır.

***

Çakıcı bir “mesaj” yollamış.. “Siyaseti temizleme görevi şimdi Ecevit ve Baykal’a düşüyor” gibilerinden..

Bunu söyleyen bir “bilirkişi”.. Hangi mafya babasının hangi siyasetçi ile kol kola olduğunu ilk elden biliyor. Kendisi, mafya-siyaset ilişkisinin, sağcı partileri nasıl içten içe kuşattığının, bir numaralı tanıklarından..

Zaten, Özal’ın eşi ve çocukları başta olmak üzere.. Birçokları bu tür ilişkilerini saklamak gereğini bile duymadılar.

Türkiye’de sağ, üç şeyi gerçekleştirdi.

Cumhuriyet karşıtı kuşaklar yetiştirdi ve dinciliği devlete soktu.. Sağcı gençleri silahlandırdı ve -“görev”leri bitince- devlet içinde “çete”
oluşturmalarına olanak sağladı.. Devletin geleneklerini yıktı, kurumlarını yozlaştırdı ve denetleme mekanizmalarını felç etti..

Laiklik karşıtı süreci başlatan -bugün oğlu FP’nin yönetiminde olan- Menderes’tir. Ülkücü “komando kampları” ile, devletin çeteleşmesi sürecini başlatan -bugün devletin başında olan- Demirel’dir. ABD’nin tavsiye ettiği “İkinci Cumhuriyet”i kurabilmek için, birincisini çökertip işlemez hale getirme sürecini başlatan da -şimdi kabri sağcıların ‘tavaf’ yeri olan- Özal’dır.

Önde gelen parti başkanları arasında, bu pisliğe bulaşmamış olanlar da Ecevit ile Baykal’dır.

Çakıcı’yı bu son itirafları yapmaya iten nedenler ne olursa olsun; parmağının bu ikiliyi göstermesinden daha doğal ne olabilirdi ki!
★★★

CHP ve DSP -iki nedenden dolayı- bu bataklığın dışındalar.

Öncelikle, ideolojileri sağın bu “üç günahı”na karşı olduğu için.. Sonra da, çok uzun yıllar iktidar sorumluluğundan uzak kaldıkları için..

İşte umutsuzluğun yarattığı umut, şimdi budur! . .

Mademki birleşme olamıyor…

Bu iki parti -kimliklerini ve kişiliklerini koruyarak- bir araya gelseler.. Atatürk’ün cumhuriyetinin temel değerlerine bağlı olan, tüm sivil toplum örgütlerini ve sol partileri de yanlarına alsalar…

Ve bir “ortak program” ile seçmenin karşısına çıksalar..

Bu karanlıklar içinde, müthiş bir umut ışığı
gözleri kamaştırmaz mi?

Türkiye’deki olumsuz dengeler bir anda allak bullak olmaz mı?

Eğer Sayın Ecevit ve Sayın Baykal bu sorulara “hayır” yanıtını veremiyorlarsa; kendi vicdanları ile baş başa kalmalarının tam zamanıdır.

Kendi vicdanlarının affedemediklerini ise tarih hiç affetmez!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: